in , ,

Yalnız Yaşayan İnsan Sayısı Artıyor

Tüm dünyada yalnız yaşayan yetişkinlerin sayısı şimdiye kadar görülmemiş bir rakama ulaşmış durumda. Araştırmalar, insanların sadece ”durulana kadar” değil, ömür boyu yalnızlığı tercih ettiğini gösteriyor.

  • Yalnız yaşayan insanların sayısı her geçen gün artıyor ve sanılanın aksine yalnız yaşayanlar toplumu kötü yönde etkilemiyor. 
  • Yalnız yaşayan insanlar daha sosyal. Sivil toplum kuruluşlarında daha fazla gönüllü oluyor ve kültürel etkileşimlerde bulunuyor.
  • Yalnız yaşamak konforlu hale geldikçe bilinçli evlilikler de artacağı için yalnız yaşamayı konforlu hale getirmek evliler için de iyi sonuçlar getirebilir. 
  • CoAbode, Family for Design ve Modamily gibi internet mecraları üzerinden de bekar anne ve babalar kendisi gibi tek başına çocuk yetiştiren velileri bulup yardımlaşabiliyor.

21. yüzyıl yalnız yaşayanların çağı

2014’te yayınlanan Pew Raporu’na göre bugünün genç yetişkinleri 50 yaşına geldiklerinde yaklaşık dörtte birinin hiç evlenmemiş olacağı tahmin ediliyor. Yalnız yaşayanların çoğalması bazı kesimleri endişelendiriyor. Örneğin US News & World Report, Amerikalıların, yalnız yaşayanların çoğalmasıyla birlikte ahlaki değerlerin kötüye gittiğini ve daha da kötüleşmesinden kaygılandıklarını ifade ediyor.

Belki de bu durum sanıldığı kadar korkunç değildir. Sosyal Bilimci Bella DePaulo, “Ben bir sosyal bilimciyim ve geçtiğimiz yirmi yılı yalnız yaşayan insanlar hakkında araştırmaya ve yazmaya harcadım. Yalnız yaşamanın yükselişinin şehirlerimiz, kasabalarımız, toplumumuz, akrabalarımız, dostlarımız ve komşularımız için bir nimet olduğunun farkına vardım. Bu eğilim, ev, aile, kısacası toplumun geleneksel anlamını ve sınırlarını yeniden tanımlama potansiyeline sahip” sözleriyle yalnız yaşayan yetişkinlerin olumlu toplumsal etkilerine dikkat çekiyor.

Yalnız yaşayanların çoğalması komşuluk ilişkilerini etkilemiyor

Yıllar boyunca halk, mahallelerde yaşan çekirdek aileler tarafından yönetildi – çoğunluk onlardı. Fakat o düzen çok da sağlıklı olmadığına dair belirtiler gösterdi. ABD banliyölerinde evler, birbirlerine ve iş yerlerine uzak, dış dünyaya da kapalı yerler. Burada yetişen ve yaşayan insanlar da bu uzaklığın etkisi ile yaşıyor. Amerika’da 1974’ten beri devam eden ulusal bir ankete göre insanların eskiden komşularıyla şu ankinden çok da yakın bir ilişkileri yoktu, hatta bu kopukluk kenar mahallelerde daha da belirgindi. Türkiye’de bu durum biraz farklı olabilir. Ülkemizde “mahalle kültürü” Amerika’ya nazaran insanların daha sıkı ilişkilerine dayanıyor. Fakat yine de mahalle içerisinde kapalı bir kültür oluşmasına engel değil.

Amerika’da yapılan çalışmalar gösteriyor ki yalnız yaşayan insanlar, evli insanlara göre çok daha yardımsever, sosyal ve komşuluk ilişkileri iyi. Ayrıca aile ve arkadaş ziyaretleri daha sık ve iletişimlerini sürdürmeleri daha olası. Yalnız yaşayan insanlar daha fazla sanat etkinliğine katılıp daha fazla yemeğe çıkma eğiliminde oluyorlar. Bununla birlikte sosyal sorumluluk projelerinde de daha fazla gönüllü oldukları gözlenmiş. Buna karşılık evli çiftlerde ise birlikte hareket etme ve çocukları olmasa dahi toplumdan daha soyutlanmış şekilde yaşama eğilimi gözleniyor.

Yalnız yaşayan insanlara karşı önyargı var

Maalesef yalnız insanlar evli insanlara kıyasla daha az güvenilir, daha benmerkezci olarak yaftalanıyor. Yalnız insanların mutsuz olduklarına ve erken yaşta öldüklerine olan inanç oldukça yaygın. Ancak yalnız yaşayanlarla ilgili yapılan araştırmalarda; bu insanların hallerinden oldukça memnun olduğu, toplumdan yalıtılmamış ya da mutsuz ve yalnız olmadıkları görülüyor. Evliliğin, sefil ve hastalıklı yalnızları mutlu ve sağlıklı eşlere dönüştürdüğü iddasında olduğu gibi bekar insanların erken ölüm raporları da halk arasında abartılıyor.

Bazı önemli yönlerden de yalnız yaşayan insanlar daha iyi durumda. Örneğin yalnız insanlar daha çeşitli sosyal ortamlarda, daha çeşitli kişilerle vakit geçirdikleri için yaşamlarından daha memnun olma eğilimindeler. Ayrıca çalışmalar, yalnız insanların kendi görüşlerine daha fazla güvendiklerini ve evli insanlara kıyasla kişisel olarak daha fazla geliştiklerini gösteriyor.

Evli insanlar çoğunlukla eşlerini (bazıları da çocuklarını) hayatının merkezine koyuyor, kendileri de eşleri ve çocukları için hayatın merkezinde oluyor. Beklenti bu şekilde olduğu gibi, kendi istekleri de bu yönde olabiliyor. Ancak yalnız yaşayan insanlar geleneksel aile yapısının sınırlarını genişletiyor. Geleneksel hislerden dolayı aileye yine önem veriyorlar ancak bunun yanı sıra arkadaşları ile de vakit geçirip onlarla beraber daha büyük bir aile yapısına ulaşabiliyor.

Aile ile yaşayan insanlar pek özgür değiller

Birçok yalnız yaşayan kişi için, ailelerin çoğunlukta olduğu mahallelerde güvenlik ve sosyallik dengesi sağlamaz. Bunun yerine yalnızlar farklı yaşam alanları bulmakta ya da yaratmaktalar. Günümüzde açık görüşlü aileler özgürlük ve mahremiyet konusunda gençlere saygı duysa da birçok ailede bu yaklaşım benimsenmediği için ailesi ile yaşayanlar pek özgür değiller.

Yalnızlıktan hoşlanan kişiler sıklıkla yalnız yaşamayı tercih ediyorlar. Yalnızlığı sevenler ara sıra romantik ilişkiler içerisinde bulsalar da “ayrı yaşayan çift” (living apart together) yaşam tarzını benimseyip kendi evlerinde tek başlarına yaşamayı tercih ediyorlar. Yalnız yaşayanlar aile apartmanlarında ya da mahallelerinde barınamadıkları için arkadaş çevresiyle birlikte müstakil bir eve yerleşebiliyor ya da komşuluk yapabilecekleri mesafede bir yeri tercih edebiliyorlar.

Yalnız yaşayanların dayanışmaları için internet mecraları da çoğalıyor

Yalnız yaşayan anne/babalar da artık yenilendi. Örneğin bekar annelerin hayatlarını paylaşmak için kendileri gibi bekar anneleri bulabilecekleri CoAbode gibi platformlar var. CoAbode dışında Family for Design ve Modamily gibi internet mecraları üzerinden de bekar anne ve babalar kendisi gibi tek başına çocuk yetiştiren velileri bulup yardımlaşabiliyorlar.

İnsanlar yalnız olarak da evli insanlar kadar rahat ve güvende yaşayabilecek konuma geldiğinde evlilik bir zorunluluk olmaktan çıkacak ve konforlu bir şekilde yalnız olarak yaşayabilecekler. Bununla birlikte insanlar gerçekten evlenmek istediklerinde evlenecekler – yalnız yaşamaktan kaçmak ya da zorunda hissettiklerinden dolayı değil. Bu da evliliklerin niteliği için epey önem arz ediyor.

Mevcut eğilimler devam ederse gelecek nesiller, onlara biçilen görevleri yerine getirmek yerine kendileri için en uygun yaşam tarzını seçme fırsatına sahip olacak gibi görünüyor.

Kaynak: Quartz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Yeni Başlayanlar İçin VPN

3 Boyutlu Yazıcılar Oyuncak Sektörünü Dönüştürüyor