in , , ,

Türkiye’de Artan Bir Uyuşturucu Problemi: Metamfetamin

Bilge Çay’ın kaleminden Türkiye’de metamfetamin kullanımı, bağımlılığı ve uyuşturucu politikaları.

Breaking Bad 2013 yılında final yaptığında çevremdeki herkes bunun hakkında konuşuyordu. Walter White’ın bir metamfetamin aşçısı olarak kariyerini başından sonuna dek izlemek hepimizi etkilemişti. Fakat anlatılanlar bize yabancıydı; metamfetamin ekseriyetle Amerika’nın veya Çekya’nın problemiydi. Biz her zaman duyduğumuz gibi bir geçiş ülkesiydik. Olaylar sınırlar etrafında dönüyor, biz ise internette metamfetamin dramaları izleyip dişleri dökülmüş kullanıcıların öncesi/sonrası fotoğraflarına bakıyorduk.

Aradan sekiz yıl geçti. Türkiye artık köprü ülke değil, kullanıcı ülke konumunda.

Türkiye’de tüm maddeler uyuşturucu olarak adlandırılsa da amfetamin ve türevleri uyarıcı olarak nitelendiriliyor. Metamfetamin de yapı olarak amfetamine yakın olan sentetik bir uyarıcı madde. Sinir sistemindeki hücreleri uyararak etki gösteriyor ve bağımlılık yapma özelliği en yüksek olan uyarıcılardan biri olarak biliniyor.

Metamfetamin ile Tanışma

Metamfetamin, ilk kez 19. yüzyılda Japonya’da sentezlendi. Savaş sırasında daha uzun süre uyanık kalmaları için askerlere metamfetamin veya amfetamin verilmesi yaygın bir durumdu. Savaş sonrasında ise narkolepsi, depresyon, obezite, alkol bağımlılığı ve dikkat eksikliği gibi hastalıkların tedavisi için kullanılmaya başladı. Savaştan sonra metamfetamin kullanımı oldukça yaygınlaştı. İlk metamfetamin epidemileri 1945-1955 arasında ABD ve Japonya’da belgelendi. Günümüzde ise Güneydoğu Asya’da, Slovakya’da ve Çekya’da oldukça popüler.

Türkiye’de ise İran’ın bir üretici olarak ortaya çıkmasının ve Türkiye’nin transit nokta olarak kullanılmaya başlamasının ardından ilk kez 2009 yılında yakalandığı bildirildi. 2018 yılında geldiğimizde ele geçirilen amfetamin miktarı 564 kilogram oldu, ki bu Avrupa Birliği’nin tamamında ele geçirilen 646 kilogramdan sadece 82 kilogram azdı. 2020 yılında ise 13 bin kez metamfetamin yakalama operasyonu yapıldı. Avrupa’da buna en yakın sayı 3300 operasyon ile Almanya oldu. 2021 yılına gelindiğinde ise Türkiye’de 24.970 operasyonla 3831 kilogram amfetamin ele geçirildi. Bu, Avrupa Birliği’ndeki en yüksek ele geçirme sayısı ve ikinci en yüksek miktar.

Ancak metamfetamin artık sınırların ötesinde de var. 2021 Türkiye Uyuşturucu Raporu’na göre önümüzdeki dönemin en büyük tehdidi metamfetamin. Prof. Dr. Kültegin Ögel, Türkiye’de metamfetaminin yeni bonzai olduğu görüşünde. Prof. Dr. Sevil Atasoy ise ülkemizde kokainden çok daha fazla miktarda metamfetamin tehlikesi olduğunu söylüyor. Avrupa Uyuşturucu Raporu’na göre 2020 yılında tüm uyuşturucular için ilk kez tedaviye girenlerin payı Türkiye’de yüzde 15-30 arasında – ki bu da Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’dan sonra en çok problem yaşanan ülke olduğumuzu gösteriyor.

Peki bir ‘metamfetamin epidemisi’ yaşadığımızı söyleyebilir miyiz? Bu soruya bir cevap bulmak için Uzman Psikolog Can Gezgör, Uzman Psikolog Aylin Işık ve metamfetamin kullanıcıları Arif, Deniz ve Mustafa ile görüştüm.

NOT : Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmak yasadışı olduğu gibi oldukça zararlıdır.
NOT 2 : Arif, Deniz ve Mustafa’nın gerçek isimleri kullanılmamıştır.

Türkiye’de Metamfetamin Kullanımı

Mustafa ilk kez üç yıl önce metamfetamin kullandığını, ancak son bir yıl içinde kullanım sıklığının arttığını dile getiriyor.

Bir süredir karşıma çıkma ihtimali eskiye kıyasla çok daha yüksek. Kendim para verip almasam da bir şekilde karşıma çıkıyor ve ben de içiyorum. İçtiğim metamfetaminin yüzde 25’ini kendim almışımdır.

Arif de tıpkı Mustafa gibi metamfetamini ilk kez iki veya üç sene önce deneyenlerden. Ancak arkadaş çevresinde artan kullanım sıklığı yüzünden o da geçtiğimiz bir yıl içerisinde yoğun bir şekilde kullanmaya başlamış.

Ben tersanede çalışıyordum. Yaptığım iş çok ağırdı, hafta sonları sosyalleşmeye enerjim kalmıyordu. Tersaneden bir arkadaşım bana metamfetamin verdiğinde iş yorgunluğunu bu şekilde atabileceğimi fark ettim.

Arif, ilk kez metamfetamin kullandığında uyuyamadığı için bu maddeden hiç hoşlanmadığını söylüyor. Ancak tekrar karşısına çıktığında tam da bu sebeple yoğun bir şekilde metamfetamin kullanmaya başlayanlardan.

Metamfetaminin ortaya çıkış amacının bu olduğunu düşündüğümüzde durum hiç şaşırtıcı değil. Can Gezgör, metamfetaminin, veya o zamanki adıyla ‘pervitin’in İkinci Dünya Savaşı’ndaki askerler tarafından günlerce zırhlı araç kullanabilmek için kullanıldığını hatırlattıktan sonra ekliyor “Dinç kalmak ve yorgunluk hissetmemek, metamfetaminin ortaya çıkış nedenlerinden. Türkiye’de yorgun ve bitkin hissederseniz piyasadan siliniyorsunuz. İş yerleri, çalışanların yorgun veya depresif ruh halini tolere etmiyor. Tersine, yerine yeni birini alalım zihniyeti içerisindeler. Bu yüzden metamfetamin kullanımı yoğun bir şekilde artmış durumda.”

Geniş Kullanıcı Profili

Işık, “Metamfetaminde, örneğin eroinde olduğu gibi, şiddetli ve fiziksel yoksunluk semptomları görülmüyor. Bu da kullanıcı profilini değiştiriyor.” diyor.

Gezgör de metamfetamin kullanan insan profilinin çok geniş olduğunun altını çiziyor. “Kokaine benzeyen bir madde ve uyarıcı etkisi için kullanıyor. Afrodizyak etkisinden ötürü kullanan, diri kalmak için kullanan veya yalnızca uyarılmak için kullanan insanlar var. Bu yüzden toplumun yalnızca belli bir kesimi tarafından kullanıldığını söyleyemeyiz. Örneğin kokain fiyatı dolayısıyla elit diye hitap edilen bir kesim tarafından kullanılırken metamfetaminde böyle bir ayrım yapmak doğru olmaz.”

Beş yıldır düzenli olarak metamfetamin kullanan Deniz, Gezgör’ün dediklerini doğrular bir şekilde, ev kadınlarından tutun inşaat işçilerine, doktorlara ve esnaflara kadar birçok farklı arka plandan gelen insanın son iki-üç yıl içinde metamfetamin kullanmaya başladığını söylüyor. Deniz’e göre bu durumun sebebi metamfetamin fiyatlarının diğer maddelere kıyasla çok daha ucuz olması ve dolayısıyla insanların karşısına artık çok daha sık çıkması. Deniz’in yanında Arif ve Mustafa da metamfetamin fiyatlarının kullanım sıklığı üzerindeki en büyük etken olduğunu dile getiriyor.

Arif “Korona salgını ile birlikte sınırlar kapatılınca tüm uyuşturucuların fiyatında artış yaşandı. Sınırlar açıldı, ancak fiyatlar düşmedi. Yalnızca metamfetamin eski fiyatına geri indi. Türkiye’de üretiliyor olması yüksek ihtimal…” diyor.

Işık da belli dönemlerde belli maddelerin kullanım sıklığının arttığını söylüyor.

Bir zamanlar tiner ve bonzai kullanımına çok sık rastlıyorduk. Şu an ise bonzainin yerini metamfetamin aldı.

Ancak metamfetaminin bu kadar yaygınlaşmasının tek sebebi daha düşük fiyata satılması değil. Mustafa “Pandemiden sonra sosyal alanlarımız çok azaldı. Takılacağımız zamanların yüzde 70’inde evdeyiz. Birçok insan metamfetaminle tanıştı ve bu boşluğu metamfetamin ile kapatmaya çalışıyor.” diyor.

Avrupa Uyuşturucu Raporu, ilk sokağa çıkma yasakları sırasında görülen uyuşturucu tüketimindeki azalmaların, sosyal mesafe önlemleri hafifletildikçe hızla ortadan kalktığını gösteriyor. Üstelik MDMA gibi eğlence ile özdeşleştirilen maddelerin aksine ev kullanımıyla bağlantı maddelerin kullanımında bir artış var.

Metamfetaminin kullanılan ilk uyuşturucu olması da oldukça yaygın bir durum. Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın verilerine göre metamfetamin 2018 yılında insanların ilk kez denediği maddeler arasında dördüncü sırada yer alıyordu. Işık, kullanıcıların diğer maddelere genellikle esrar üzerinden geçiş yaptığını, ancak metamfetaminde bu trendin daha az görüldüğünü söylüyor.

Hem ilk madde olarak hem de ileri yaşta metamfetamin kullanımına daha sık rastlıyoruz.

Can Gezgör ise bazı maddelerin zaman zaman ‘moda’ olduğunu, insanların da şu an metamfetamin hakkında böyle düşündüğünü dile getiriyor.

Mustafa, bunu doğrular bir şekilde, eskiden metamfetaminden korktuğunu, şu an ise sosyal olarak kabul gören bir şey haline geldiğini hissettiğini söylüyor. İnsanların eroinden korkmasına rağmen metamfetaminden korkmamasının sebebi Aylin Işık’a göre yeterince bilgi sahibi olmamaları.

Metamfetamin yoksunluğunun eroinde olduğu gibi karın ağrısı, kusma, titreme gibi semptomları yok. Ancak bu durum, insanların bağımlılık geliştirmediği anlamına gelmiyor.

Metamfetamin Bağımlılığı

Gezgör “Metamfetaminin bağımlılık riski çok yüksek. Çok çabuk etki ediyor ve beyinde çok uzun süre kalıyor. Bir maddenin etkisi ne kadar uzunsa o kadar fazla intoksikasyon yaratır. Evet, eroin kadar hızlı bir şekilde bağımlılık yapmıyor. Fakat burada tolerans çok etkili, çünkü çok hızlı gelişiyor.” diyor.

Arif de metamfetamine başladığı zamanlarda uyuyamadığını ve yemek yiyemediğini, ancak ilerleyen zamanlarda bu etkisinin kaybolduğunu dile getiriyor.

Kendime bağımlı derdim çünkü son zamanlarda normal hissetmek için içiyordum, hem de sonuçlarının farkında olmama rağmen. Bu bağımlılık işte. Psikolojik bağımlılık da fiziksel bağımlılık kadar kötü.

Metamfetamin, dopamin nörotransmiterinin beyindeki reseptörlere yeniden alımını engelliyor. Aynı zamanda vücudun daha fazla dopamin salgılamasına, dolayısıyla kullanıcının öfori hissetmesine neden oluyor. Kullanıcılar, metamfetamin kullanmayı bıraktığında eskisi gibi zevk alamamaya başlıyor; mutlu olmak şöyle dursun, normal hissetmek için daha fazla dopamine ihtiyaç duyuyor.

“Çok fena aşerdiğim zamanlar oldu. Beni çok yalnızlaştırdığı için bırakmıştım. Hayatımda sadece o olmaya başlamıştı. Bu nokta çok sıkıntı bir şey bence.” diyor Mustafa.

Deniz’in deneyimine göre metamfetamin en az eroin kadar hızlı bir şekilde bağımlılık yapıyor.

“Metamfetamin yüzünden işinden atılanları, hayatta başarısız olanları gördüm. Evini, işini, eşini kaybedenleri. Ama metamfetamini değil normal hayatlarını bıraktılar. Bazıları torbacı olup hapse girdi.”

Deniz, metamfetamini ‘işlevsel’ bir şekilde kullanan insanların bile bağımlı olma potansiyelinin çok yüksek olduğunu söylüyor.

Gezgör ise bağımlı olunmadan metamfetamin içmenin çok riskli olduğunun altını çiziyor.

“Maddeler, zihinsel olarak bazı işlevleri daha yavaş ya da daha hızlı yerine getirmenizi sağladığı için ilk başta sizi desteklediğini düşünüyorsunuz. Örneğin ‘çok düşünüyorum, biraz esrar içeyim yavaşlayayım’ dersiniz. Ama dopamin ve seretonin nöronlarınıza zarar vermiş olursunuz. Zarar işin içine girdiği anda da bağımlılık başlamış oluyor.”

Işık, “Metamfetaminde sağlıklı kullanımdan bahsedemeyiz. Örneğin DSÖ sosyal içici olarak haftalık alkol ölçütü belirliyor. Alkolde bağımlılık belli bir kullanım şekline ulaştığında gerçekleşiyor. Ancak metamfetamin tek kullanımdan sonra dahi bağımlılık yapabilir” diyor.

Metamfetaminin Neden Olduğu Hasarlar ve Psikoz Hali

Arif, kullandığı süreçte böbrek problemleri yaşadığını, sistit olduğunu, idrarında kan görmeye başladığını ve yüzünde sivilceler çıktığını söylüyor. O, metamfetamini enjekte ederek kullananlardan.

“Enjeksiyon yüzünden damarlarım inceldi, kaybolmaya başladı. Kollarım yara bere içinde kaldı. Senelerdir vuran arkadaşlarımın durumu ciddi, damar tıkanmasından dolayı hastanede yatıyorlar. Bacağı kesilenleri de duydum.”

Enjeksiyon, bulaşıcı hastalık riskini arttırdığı için de oldukça tehlikeli kabul ediliyor. Ancak metamfetamini burundan alarak veya dumanını çekerek kullanan insanlar da var.

Mustafa da “Çok pis bir şey olduğunu fiziksel olarak hissediyorsun. İçtikten on saat sonra terin atmaya başlıyor ve saatlerce çok kötü kokuyorsun. Kilo veriyorsun.” diyor.

Metamfetamin yalnızca fiziksel hasarlara neden olmuyor; zihinsel sağlık üzerinde de olumsuz etkileri var. Uzun süreli kullanımı, dopamin sisteminde moleküler değişikliklere neden oluyor ve beyindeki sinir ucu terminal hasarına neden oluyor. Bu durum motor becerilerin bozulmasına, hızlı bilişsel gerilemeye, artan kaygılara, psikotik bozukluklara, şiddet davranışlarına, halüsinasyona, sanrı ve depresyona yol açıyor.

Savaş esnasında pervitin kullanımına şüpheyle yaklaşılmasına neden olan şey bir Alman askerinin psikoza girip kendi ordusunu bombalamasıydı. Metamfetamin psikozu, işitsel ve görsel halüsinasyonların ve sanrıların eşlik ettiği bir psikoz hali olarak tanımlanabilir. Bu hal, intoksikasyondan sonra bir aya yakın bir süre devam edebiliyor. Ancak bazı hastalar haftalar veya aylar boyunca psikotik semptomlarda düzelme göstermeyebilir.

Deniz “İçen arkadaşlarım durup dururken ölüyorum tribine giriyor, panik atak yaşıyor. Ben bunu yaşamadım fakat derimin altında böceklerin dolandığını hissettim. Elimi kesmeye çalıştım, iğne sokup üç gün böcekleri çıkartmaya çalıştım. Bir arkadaşımın daha bunu yaşadığını gördüm. Üç gündür eline iğne sokmaya çalışıyordu. Zaten içince uyuyamıyorsun, uykusuz kalınca sesler duymaya başlıyorsun.” diyor.

Gezgör, psikozun hem sık görülen bir durum olduğunu, hem de altta yatan sorunlar sebebiyle ortaya çıkabileceğini söylüyor.

“Maddenin yoğun ve uzun süreli kullanımından sonra beynin ön tarafındaki karar verme mekanizmaları zarar görmeye başlıyor. Bu durum dürtüselliği engelliyor. Bu mekanizmalar durmaya başlayınca saldırganlık ve paranoya artıyor. İleri safhalarda da psikoz hali meydana geliyor. Psikoz, yoğun bağımlılık halinde tüm maddelerde görülebilir. Eğer altta yatan başka bir problem varsa süreç hızlanabiliyor. Psikoz halinde kişi gerçeklik ve olay algısını kaybeder. Günlük hayatına devam edemez.”

Işık, metemafetaminin diğer maddelere göre daha fazla psikoza sebep olduğunu belirtiyor. “Bu psikoz hali paranoid belirtilere sahip olup hem madde etkisinde hem de madde etkisinden sonra görülebilir. Rehabilitasyon merkezlerine başvuranlar en sık depresyon, sonra da psikoz semptomları yüzünden başvuruyor. Metamfetamin, uzun vadede beyinde kalıcı hasara yol açar. Kalıcı depresyon veya kalıcı psikoza sebep olabilir. Her maddenin kalıcı etkileri olabilir; ancak hem klinik hem bilimsel araştırmalarda bu riskin metamfetaminde daha yüksek olduğu görülüyor.”

Arif, metamfetamin psikozunun diğer hiçbir şeye benzemediğini söylüyor.

“Sesler duyuyordum, polisin geldiğini düşünüyordum. Halis görüyordum. Biri beni takip ediyor korkusu peşimi bırakmıyordu. Başta psikoz olduğunun farkında değildim. Sonra gelgitler yaşadım. Durumun farkında olsam bile yine de çok korkunçtu.”

Metamfetamin ayrıca intihar düşüncelerin çok yoğun görüldüğü depresyona yol açmakta. Avrupa’da yapılan bir çalışmada metamfetamin kullanıcılarında intihar riskinin üst düzeylerde olduğu rapor edildi. Mustafa “Bendeki en büyük etkisi depresyon oldu,” diyor. “Ama zaten uzun zamandır depresyondayım.”

Metamfetamini Bırakmak

Can Gezgör’e göre bağımlılık kişiye özgü seyrediyor. Yani herhangi bir maddeyi bırakmanın sihirli bir formülü yok.

Aylin Işık da bağımlılığın hem psikolojik hem sosyal bir hastalık olduğunu söylüyor.

“Tedavi, madde kullanım nedeni, kişilik özellikleri ve risklerine göre planlanıyor – Arkadaş çevresi nasıl? Bir işi var mı? Psikolojik rahatsızlıkları var mı? Tüm tedaviler kişiye özgüdür.”

Mustafa “İçmek istemiyorum ama hayatımdan çıkarmak mümkün değil gibi hissediyorum,” diyor.

Arif metamfetamini ilk kez bıraktığında arkadaşlarından gördüğü inançsızlık yüzünden tekrar başlamış. Tekrar bırakmayı denediğinde metamfetaminin yerini eroin almış.

“Bıraktığım için mutluyum. Psikozlarım çok ağırdı. Hala yaşamaya devam ediyorum. Çevreme çok zarar veriyordum, kendime de zarar verebilirdim. Şu an sadece içimi yiyor. Çevreme zarar vermediğim için mutluyum.”

Deniz’in ise henüz bırakmak gibi bir niyeti yok.

“Rehabilitasyonlar hiçbir işe yaramıyor. Metamfetamin çok yeni bir madde. Beş altı senedir popüler. İlacı yok bir şeyi yok. Suboxone (eroin bağımlılarına verilen ilaç) gibi bir ilaç yok. Paranoyadan tımarhaneye yatanlar oldu. Bazıları aile zoruyla rehabilitasyona gidiyor. Ama kimse bırakmak istemiyor. Metamfetamin içmek zaten özgüven veriyor. Kullanıcılar ‘istediğim an bırakırım’ özgüveni yaşıyor. Bağımlı olduklarını kabul etmiyorlar.”

“Bağımlılık hem biyolojik hem sosyal bir hastalık,” diyor Işık. “Tedavi sürecinde hem doktor hem psikolog hem de aile yer almalı. Aynı zamanda aşermeye sebep verdiği ve bir beyin hastalığı olduğu için ilaç kullanılmalı. Kullanıcıların hayatı metamfetamin etrafında dönüyor. Bu yüzden yeni bir hayat kurmaları gerek. Bu noktada destek çok önemli. Tetikleyicilerle başa çıkabilmesi için bir psikologla görüşmeleri lazım.”

Türkiye’nin Uyuşturucu Politikaları

Uzman psikolog Can Gezgör “Türkiye’de maalesef bağımlılık sorunu üzeri örtülü bir şekilde konuşuluyor. Ancak bizim bir şeylerin adını değiştirmek, bu problemler yokmuş gibi davranmak ve nasıl kullanıldığını konuşmamak yerine danışanlarımıza karşı hem sözlerimizle hem de davranışlarımızla açık ve net olmamız lazım.” diyor.

Gezgör, ÇEMATEM’in (Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi) kurucularından olan Prof. Dr. Kültegin Özel’in ÇEMATEM açıldığında “Çocuk hiç madde kullanır mı?” gibi tepkilerle karşılaştığını söylüyor. Deniz’in gözlemlerine göre ise madde kullanma yaşı ilkokula inmiş. Sorun şu ki Türkiye’deki madde kullanım yaygınlığı ve kullanım profilini belirlemeye yönelik araştırmaların çoğu anket çalışmaları. Bu çalışmalar çoğunlukla psikiyatri klinikleri tarafından yapılmış olup sıklıkla AMATEM’de yatanlar, cezaevlerinde kalanlar veya denetimli serbestliğe tabi tutulanlar aralarında gerçekleştirilmiş. Ayrıca madde kullanımının yasal olmaması ve toplumsal baskılar yüzünden anketler çok güvenilir sonuçlar vermeyebiliyor. Nitekim son zamanlarda yapılan atık su analizleri ve laboratuvar çalışmaları madde kullanımının her geçen gün arttığını gösteriyor. Örneğin, Güney, Güneydoğu ve Doğu bölgelerinin Batı’ya açılım noktasında bulunan Kayseri’de yapılan bir araştırmaya göre amfetamin pozitifliği 2014 yılında yüzde 16 iken, 2015 yılında yüzde 51, 2016 yılında yüzde 65’e çıkarak ilk sırayı almış durumda. Ancak bu araştırma da adli tıp, cezaevi ve AMATEM gibi yerlerden gelen tahlil talepleriyle gerçekleştirildiği için Türkiye’de uyuşturucu kullanan insanların tümüyle hatasız bir göstergesi olmayabilir.

Nitekim Kültegin Ögel, Bağımlılık Asla Sadece Bağımlılık Değildir adlı kitabında Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2006 yılında liselerde yapılan araştırmaları yasakladığını söylüyor.

“Gerekçe araştırmaların çocukları özendirme ihtimaliydi. Özendirdiğine dair ciddi bir kanıt yoktu ama öyle ‘hissediyorlardı’ … Daha sonra uyuşturucu maddelerin ismini sormadan bu araştırmaları yapabileceğimiz söylendi. Yani araştırma formunda örneğin ‘esrar’ sözünü kullanmadan ergenler arasında esrar kullanımının yaygınlığını bulacaktık! Bunu nasıl yapmamız gerektiğini sorduğumuzda tabii ki yanıt alamadık.”

Yine de Can Gezgör, uyuşturucu üzerine eskiye göre daha çok konuşulduğunu, bunun da politikaları olumlu etkilediği görüşünde. Hem Gezgör hem Işık, Yeşilay’ın danışmanlık merkezi YEDAM’ın son zamanlarda aktif olduğunu ifade ediyor. Gezgör, YEDAM’ın en azından bilimsel yöntemlerle çalışan ve gizliliğe önem veren bir kurum olduğunu vurguluyor.

Gezgör “Türkiye’de son zamanlarda kabulün artmasıyla bir şeylerin değişebileceğine dair de inancım arttı. Artık daha fazla insan bu işle ilgilenmeye başladı. Hocam (Kültegin Ögel) 90’lı yıllarda ‘Antalya’daki verilere dikkat edin’ dediğinde neredeyse meslekten men edilecek hale gelmişti. İnsanlar onun Antalya’yı suçladığını düşünmüştü. Şimdi bağımlılık üzerine konuşulabiliyor. Yayınlar var, ruh sağlığı eğitimleri var… ‘Madde bir zehirdir, bu zehri yok edeceğiz’ zihniyetini benimsemek yerine kullanıcılara ‘madde kullanmış olabilirsin, gel bir konuşalım’ şeklinde yaklaşılıyor,” diyor.

Bu yaklaşımın en büyük sebeplerinden biri Türkiye’de AB projeleri kapsamında Denetimli Serbestlik sisteminin kurulması. Bu sistem dahilinde madde kullananlar yakalandıklarında hapis cezası almak yerine adli kontrol şartıyla tedaviye tabi tutuluyor.

Gezgör “Kullanıcılar ‘ben bir suçlu değilim’ diye düşünerek güvenebileceği kurumların arayışına girdiği zaman bu kurumlara başvurmaları daha kolay oluyor,” diye belirtiyor.

Ancak Arif denetimli serbestlik tedavisinin bir işe yaramadığı görüşünde. “Seni hayatından alıkoyuyor üstelik tedaviler de yetersiz. Tedavi olmak için özel hastanelere gitmek zorundasın. Hükümet bu işe ayırdığı bütçeyi artırıp alanında uzman doktorlar getirmeli.”

Deniz de YEDAM’ı her gün duyduğunu söylüyor ama etkili olmadığını düşünüyor.

“Kimsenin rehabilitasyon merkezlerine zorla götürülüp de uyuşturucudan arındığını duymadım. Kendilerinin bilinçlenmesi lazım.”

Kültegin Ögel şu sözlere yer veriyor: “Bağımlılık yapan maddeler sadece bağımlılık yapan maddeler değildir. İnsanların bunu içiyor olması basit bir psikolojiden ibaret olamaz. Sorunun derin bir sosyolojik arka planı vardır.” Mustafa da kullanıcıları öcüleştirmeye gerek olmadığı görüşünde.

Metamfetamin kullanımının önümüzdeki yıllarda daha da artacağı neredeyse aşikar. Hem Deniz hem de Arif şu an bir epidemi içerisinde olduğumuzu düşünüyor. Ancak çözüm sorunu gazete manşetlerine “metamfetamin belası” olarak taşımak ve kullanıcıları suçlamak değil. Uzmanların ülkemizdeki durumu detaylı bir şekilde inceleyip yol haritası çıkarması gerekiyor.

Yazar: Bilge Çay

Kaynaklar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Mimarinin Big Mac’i: McMansion

Recep İvedik 5 ve Recep İvedik 4 Neden Türk Sinemasının En Çok İzlenen İki Filmi?