in , ,

Mültecilerin Online İzleri

Mobil bağlantı mülteciler için hayati önemde olabilse de maalesef internet erişimleri oldukça kısıtlı. Uygun fiyatlı ve kullanılabilir mobil internet bağlantısına erişimin sağlanması potansiyel olarak dönüştürücü olabilir.

İnternet bağlantısı tüm dünyada hala öncelikli olarak iletişim amacıyla kullanılıyor. Global sosyal medya ajansı We Are Social ve sosyal medya planma aracı Hootsuite tarafından hazırlanan 2021 sosyal medya raporuna göre, dünyadaki toplam internet kullanıcılarının sayısı 4.66 milyon. Bu sayı, toplam nüfusun yüzde 59’unu oluşturuyor. Dikkate değer bir oran. Peki, 4.66 milyon internet erişimi dünyaya eşit şekilde dağılıyor mu? Kimler, hangi sebeplerle bu erişimden mahrum kalıyor? 

UNHCR’ın 2020 sonu raporuna göre dünyada çatışma veya zulüm sebebiyle zorla yerinden edilmiş 82.4 milyon insan var. Söz konusu insanların internet özellikli bir telefona sahip olma olasılığı genel nüfusa göre yüzde 50 daha az ve mülteci hanelerinin yüzde 29’unun hiç telefonu yok. Yine dikkate değer oranlar. Tahmin edilebileceği gibi, fiziksel olarak bağlarından koparılan kişilerin çevrimiçi iletişim olanağına sahip olması hayati önem taşıyabiliyor. Bunu daha iyi görebilmek için mültecilerin interneti nasıl kullandığına göz atmakta fayda var. 

Mülteciler Ne İçin Online Oluyor?

Görsel: UNHCR

Büyük çoğunluğu kendi ülkelerinde yerlerinden edilmiş mültecilerin deneyimi, özünde bir dışlanma ve kopukluktur. Evlerinden kopmuş, aile üyelerinden ayrılmış, topluluklarından uzakta kalmış ve hükümetlerinin koruması olmadan bir şekilde başıboş bırakılmışlardır. Bu fiziksel kopuklukla baş etmenin en iyi yöntemlerinden biri de çevrimiçi bağlantı haline gelmiş gibi gözüküyor.

İnternet ve mobil bağlantı giderek bu sürecin merkezinde yer alarak birçok mülteci için su, gıda ve enerji gibi temel ihtiyaçlar kadar benzer bir öneme sahip hale geldi. UNHCR tarafından 2016 yılında gerçekleştirilen araştırmalar, mültecilerin bağlantıyı kritik bir hayatta kalma aracı olarak gördüğünü ve genellikle eğitim, giyim ve sağlık gibi öğelerden öncelikli tuttuğunu ortaya koyuyor. Mülteciler için internet, yeni ortamları hakkında bilgi alabilecekleri, hizmetlere ve desteğe (nakit transferleri, dijital eğitim ve iş fırsatları dahil) erişebilecekleri ve çevrelerindeki ulusal ve küresel topluluklarla bağlantı kurabilecekleri bir ortam. 

UNHCR çalışanları araştırma projelerindeki gözlemlerinden şöyle bahsediyor:

“Geçen yıl Yunanistan’da teknelerden iner inmez, internete bağlanmanın bir yolunu arayan Suriyeli mültecilerle konuştuğumda bunu çok canlı bir şekilde gördüm. Binlerce kilometre yol kat ettikten, kaçakçılarla uğraştıktan ve denizde hayatlarını riske attıktan sonra, akıllarındaki en önemli şey internete girmek ve ailelerine ve arkadaşlarına bu tehlikeli yolculuktan sağ çıktıklarını bildirmekti – bu küçük bir şey değil.”

Pew Araştırma Merkezi’nin Orta Doğu ve Avrupa arasındaki mülteci akışlarına ilişkin bir analizine göre, çevrimiçi aramaların bıraktığı dijital ayak izleri, göçmenlerin ülkeler arasında geçiş yaparken ve yeni yerlere yerleşirkenki hareketlerine dair fikir verebiliyor.

Suriye ve Irak’tan gelen pek çok mülteci Arapça’yı ana dili olarak konuştuğundan, Arapça kullanılarak yapılan internet aramalarındaki eğilimleri inceleyerek göçlerindeki önemli anları tespit etmek mümkün olabiliyor. Örneğin, Türkiye’de Arapça “Yunanistan” kelimesi için yapılan aramalar, Ege Denizi’nden Yunanistan’a geçen mülteci sayısındaki 2015 ve 2016 dalgalanmalarını yakından yansıtıyor. Aramalar aynı zamanda mültecilerin sınırları nasıl aşmayı planladıklarına dair bir fikir de sağlıyor. Örneğin, “Yunanistan” arama terimi genellikle “kaçakçı” ile birleşiyor. Buna ek olarak, Türkiye’deki aramaların saatlik bir analizi, mültecilerin Akdeniz’i geçmek için kullandıkları tipik bir saat olan sabahın erken saatlerinde “Yunanistan” arama teriminde ani artışlar olduğunu gösteriyor.

Bağlantıda kalmanın mültecilere faydaları açık: Çevrimiçi olmak, geride kalan aileyle iletişim kurmanın tek yolu. Ayrıca, sığınma süreci ve değişen prosedürler hakkında güvenilir bilgi kaynaklarına erişmeleri için de en iyi yollardan biri. 

Görsel: DW

İnternet ve mobil bağlantı, mülteciler için vardıkları yerde de hayatlarını kolaylaştırmaya devam ediyor. Sosyal medya platformları sayesinde, topluluk oluşturabilmeleri ve deneyim alışverişinde bulunabilmelerinin yanı sıra sanal ebeveynlik de yapabiliyorlar. Kilometrelerce uzaklıktaki çocuklarıyla görüntülü konuşabilen annelerin birçoğu, yıllarca çocuklarını bu şekilde büyütmek zorunda kalıyor. 

Söz konusu ebeveynlik şekli emek ihracatı yapan ülkeler için de geçerli. Ulusötesi ebeveynlik veya çocuklarını başka bir ülkeden yetiştirmeye çalışan ebeveynler, göçmen gönderen ülkelerdeki çocukların yaklaşık yüzde 25’inin kullandığı bir yöntem.

Geride bıraktıklarına ulaşmanın sanal bir yolu da olsa teknoloji ve bağlantı mülteciler için hayatı kolaylaştıran bir araç. İş bulmak için kullanılan mobil uygulamalar da bunun bir örneği olabilir. Birçok mülteci ev işçisi mobil uygulamalar aracılığıyla iş buluyor ve ödemelerini güvence altına alıyor. 

Mülteciler İçin İnternet Erişim Hakkı 

Mobil bağlantı mülteciler için hayati önemde olabilse de maalesef internet erişimleri oldukça kısıtlı. Özellikle kırsal bölgelere göç edenlerin erişimleri yaklaşım yüzde 20 oranında. Mültecilerle birlikte gelen düşük ücretli iş gücünü fırsat olarak değerlendiren girişimciler, onlara özel iş platformları ve uygulamalar oluşturuyorlar. Bu uygulamalar hayatlarını kolaylaştırıyor olsa da, belki de mültecilerin daha fazla uygulama yerine daha fazla internet erişimine ihtiyaçları olabilir. 

Uygun fiyatlı ve kullanılabilir mobil internet bağlantısına erişimin sağlanması potansiyel olarak dönüştürücü olabilir. Özel sektörle ulusal ve uluslararası düzenleyici makamlar bunun gerçekleşmesinde önemli bir rol oynayabilir.

Sürdürülebilir bir bağlantı ekosistemi oluşturmayı desteklemek yalnızca mobil operatörler ve diğer özel sektör teknoloji şirketlerinin sorumluluğunda değil. Mültecileri birbirine bağlamanın sadece alt yapıyı getirmek değil, aynı zamanda uygun politika ve düzenleyici çerçeveleri sağlama meselesi olduğu açıkça görülüyor. Bu da, aynı zamanda satın alınabilirlik, dil ve dijital okuryazarlıkla ilgili engellerin üstesinden gelmek anlamına geliyor.

 

Yazar: Özge Yıldız

Ana Görsel: DW

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

OnlyFans ve İnternette Müstehcen İçeriğin Sınırları

#Barınamıyoruz