in , , ,

Tokyo 2020’den Sonra

Gezici sirk; vatandaşları yerinden ederek, sporculara zorbalık yaparak ve otoriter rejimleri destekleyerek sporun karanlık tarafını gösteriyor.

Gazeteci ve yazar David Goldblatt’ın The Guardian için kaleme aldığı ”Tokyo Olimpiyatları Bittikten Sonra Bu Saçmalığa Bir Son Vermeliyiz” başlıklı yazısının çevirisidir.

2020 Tokyo Olimpiyatları’nın düzenlendiği stadyumdaki boş koltuklar adeta birer nimet; çünkü spor gösterileri, ne kadar iyi olursa olsun, hastalığın hızla bulaşmasına sebep olacak bu etkinliğin daha önce eşi benzeri görülmemiş bir sağlık krizinin ortasında ve Japon halkının büyük çoğunluğunun isteğine karşı olarak düzenlendiği gerçeğini değiştiremeyecek. Global bir sosyal hareketin önderi olduğuna içtenlikle inanan Uluslararası Olimpiyat Komitesi, bu hareketiyle, dünya spor endüstrisinin medyaya malzeme veren gezici sirki olmaktan öteye gidemediğini kanıtladı. Ancak müsabakalar ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin tutumu salgından önce de sorunluydu.

Her olimpiyatta olduğu gibi, 2020 Tokyo Olimpiyatları da etkinliğin düzenlendiği ülkeye pahalıya patladı – öyle ki, komite tek kuruş ödemeyeceği halde Japonya, 30 milyar dolarlık (22 milyar pound) bir masrafa katlanmak zorunda kalacak.

Bu süreçte, her zamanki gibi, lüzumsuz ve pahalı stadyumlar inşa edildi, olimpiyatlara ev sahipliği yapmak isteyen şehirlerin adaylık süreçlerinde ve yapılan anlaşmalarda yolsuzluk iddiaları gündeme geldi ve vatandaşlar evlerinden zorla tahliye edildi. 

2011’de yaşanan tsunami faciası ve nükleer santral kazasının ardından Japonya’nın yaralarını tamamen sarışını kutlamak için “İyileşme Sporları” olarak pazarlanan softbol müsabakası, bu hafta Fukushima’da başladı. Fukushima, hala nükleer atık ile kaplı, nüfusu sürekli azalan bir bölge. 

1992 Barselona Olimpiyatları istisna olmak üzere, hiçbir çağdaş Olimpiyat, ev sahipliği yapan şehirlerin ekonomik büyüme hızını, yetkinlik ve istihdam düzeyini, verimliliğini veya turistlerden elde ettiği geliri artırmadı.

Olimpiyat mitleri

Paris ve Los Angeles’ın ardından Brisbane de önümüzdeki üç yaz Olimpiyatlarına aday oldu. Uluslararası Olimpiyat Komitesi, etkinliğin ekonomik büyümeye katkı sağladığı ve düzenlenen şehirlerde olumlu izler bıraktığı konusunda ısrar ediyor. Ancak araştırmalar bu kadar kesin sonuçlara varmıyor: 1992 Barselona Olimpiyatları istisna olmak üzere, hiçbir çağdaş Olimpiyat, ev sahipliği yapan şehirlerin ekonomik büyüme hızını, yetkinlik ve istihdam düzeyini, verimliliğini veya turistlerden elde ettiği geliri arttırmadı. 

Benzer şekilde, olimpiyatların spor faaliyetlerine olan katılımı arttırdığı iddiası da bir efsaneden ibaret. Adaylık tekliflerinin ciddiye alındığı tek olimpiyat olan 2012 Londra Olimpiyatları’ndan sonra, hükümetin kemer sıkma politikasının bir sonucu olarak spor tesisleri tek tek kapanınca spor faaliyetlerinin oranı da düştü.

Olimpiyat sporcuları birbirlerine ilham veriyor olabilir; ancak fiziksel ve psikolojik olarak toplumun kalanından ayrılan insanlar olarak kamu davranışı üzerinde hiçbir etkileri yok. Devletin desteğini alarak madalya kovalamak yerine ellerindeki parayı ulaşım ve erişilebilirlik altyapısına harcayan Finlandiyalılara sorabilirsiniz. Uzun zamandır pek bir şey kazanmıyorlar; fakat dünya üzerindeki en aktif ve sağlıklı yaşlı nüfusuna sahipler. Birleşik Krallık’ta ise bir yığın işsiz ve obezite krizi var.

Olimpiyatlara ev sahipliği yapan her ülke gibi Japonya da on yıllara yayılan bir borçlanma sürecine girdi.

Rant odaklı düzenlemeler

1988 Seul ve 2008 Pekin Olimpiyatlarında uygulanan şehir politikaları sonucunda neredeyse 2 milyon insan yerinden edildi. Daha yeni bir örnek verecek olursak; Rio Olimpiyatları için 60 binden fazla insan evlerinden ve işlerinden çıkmak zorunda kaldı. Gözü korkan bu insanlar daha kötü ve uzak yerlere taşındı. Ezici çoğunluğu herhangi bir telafi ya da destek görmedi. Ayrıca polis, evsizleri ve zihinsel engelli insanları Olimpiyattan önce kamusal alanların dışına sürükledi. 

Birilerinin acı çektiği yerlerde diğerlerinin kâr etmesi hiç şaşırtıcı değil. Olimpiyatlar da inşaat şirketleri, bu şirketler ile anlaşma imzalayan yozlaşmış yetkililer ile siyasetçiler ve gayrimenkul geliştiricileri için muazzam derecede kârlı bir etkinlik. Güvenlik masrafları 2 milyar dolara ulaştığı için yerel polis ve emniyet kurumları da büyük kâr eden taraflardan. Rio tek bir spor tesisi bile inşa etmedi; fakat çevik kuvvet kendilerine temin edilen zırhların içinde yepyeni şok tabancalarına kavuştu.

Doping ve çevresel tahribat

Umutsuzca meşruiyet arayışını sürdüren Uluslararası Olimpiyat Komitesi temiz spor savunuculuğuna başladı ve çevreciliğe kucak açtı. Ancak Komite, dünyada ilk kez uygulanan doping programına rağmen Rusya’ya karşı tutunduğu yumuşak tavırla birlikte temiz spor ilkesini felaket bir şekilde baltalamış oldu. Ayrıca olimpiyatların sicili çevrecilik konusunda da pek temiz değil.

Pekin, Olimpiyatlardan sonra, öncesine kıyasla çok daha büyük bir kirlilik yaşadı. Hem Pyeongchang, hem Rio, hem de Sochi’deki koruma altında olan doğal alanlar büyük bir yıkıma uğradı. 

En azından korona virüs, Olimpiyatların bıraktığı karbon ayak izinin azalmasını sağladı. Ancak iklim krizi yüzünden Kış Olimpiyatları’nın önceki ev sahiplerinin bu etkinliği bir daha düzenleyemeyecek kadar az kar yağışı aldığı bir zamanda yaşıyoruz. Komitenin, ne kadar dengeli olmaya çalışırsa çalışsın, şu anki ve gelecekteki salınımını nasıl meşrulaştıracağını kestirmek güç. Şu anda yakıcı ve inanılmaz derecede nemli bir yaz yaşanan Tokyo, maratonu Sapporo’nun 1000 kilometre ötesine taşımak zorunda kaldı. 

Olimpiyatların insan hakları için savaştığını – ve müsabakaların düzenlenmesiyle birlikte otoriter ev sahiplerinin uluslararası ilkelere ve denetlemelere açık hale geleceğini – öne süren hayalperest düşünceler önce 2008 Pekin Olimpiyatları’nda çürütüldü, 2014 Sochi Kış Olimpiyatları’ndan sonra ise gülünç duruma düştü.

Önümüzdeki sene Pekin’de, Uygur Türkleri’ne yönelik soykırımın yanı başında gerçekleşecek olan Kış Olimpiyatları kelimenin tam anlamıyla grotesk olacağı gibi konuşma özgürlüğü hakkını kullanıp durumu protesto etmek isteyen sporcuların başına iş açacak. 

Komitenin güç ilişkileri

Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nde işler tam olarak böyle yürüyor. 1968 Olimpiyatlarının akşamında, Meksika hükümeti 300 eylemciyi soğukkanlılıkla katledip kendisine baş kaldıran öğrenci hareketine karşı terörle mücadele savaşı başlatmıştı. O zamanki komite başkanı Avery Brundage, kendisinden konu hakkındaki yorumları istendiğinde “O esnada bale müsabakasındaydım” diye cevapladı. Sporcular siyah gücü hareketini selamladığı zaman ise Brundage’ın bu zamana dek spor endüstrisinde görülmüş en büyük aktivizme verdiği cevap Tommie Smith ve John Carlos’un kariyerini bitirmek oldu.

Komite, tarihi boyunca, güç ve şiddetin önünde diz çöken ve saygı duyduğunu iddia ettiği sporculara zulmeden bir yapıydı.

Olimpiyatlardaki korona virüs bulaşı, Tokyo’da, kurşunlarla katliam yapan Meksika devletinden daha fazla ölüme sebep olabilir. Ayrıca Uluslararası Olimpiyat Komitesi, getirdiği yeni düzenlemelerle sporcuların yaptığı protestoları daha zalimce bastırabilecek. Ancak komite durumun ne kadar ironik olduğunun farkında değil; çünkü hatalarından ders almadığı gibi yapılan eleştirileri de dinlemiyor. 

Tarihi boyunca üyelerini kendi seçen Uluslararası Olimpiyat Komitesi, bağımsız hiçbir yetkili atamıyor, eleştirilere müsamaha göstermiyor ve faaliyetlerinde şeffaf davranmıyor. Böyle bir kuruluşun Birleşmiş Milletler’de özel bir statüye sahip olması ve küresel spor yönetimi üzerinde egemenlik iddiasında bulunması gerektiği fikrinin savunulacak hiçbir yanı yok. 

Spor, insanların sahip olduğu muazzam yeteneklerin takdir edilmesi için harika fırsatlar sunduğu gibi binbir parçaya bölünmüş bu dünyada konuşabileceğimiz evrensel bir dil. Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin avuçlarında hapsolmaktan, bağnazlıktan ve hastalıklı iş ilişkilerinden daha fazlasını hak ediyor. 

Tokyo Olimpiyatları’nı sonlandırmak için artık çok geç, ancak bu saçmalığa son vermek için hala zamanımız var. Çin Komünist Partisi 2022’de istediği kadar yapay kar yağdırsın, biz izlemeyi reddetmeliyiz. 2024 Paris Olimpiyatlarından sonra Olimpiyatlara veda edebiliriz. Uluslararası Olimpiyat Komitesi kendini feshederek mal varlığını demokratik olarak oluşturulmuş yeni bir spor kuruluşuna aktarmalı. 

Çeviren: Bilge Çay

Kaynak: The Guardian

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Yanlış Bilgilere İnanmak Neden Bu Kadar Cazip Geliyor?

Neden Çocuklarınızla Birlikte Video Oyunları Oynamalısınız?