in , ,

#Barınamıyoruz

Yüksek konut kiraları ve kapasitesi azalan yurtlarla karşılaşan binlerce öğrenci kalacak yer bulamadı. Barınamıyoruz hareketi sosyal medya hesaplarından paylaştığı formla diğer öğrencileri nöbete çağırıyor veya bir şekilde seslerini duyurmalarını istiyor. Hareketin talebiyse en basit haliyle, yurt, apart ve evlerde kiraların düşürülmesi ve denetlenmesi. 

#Barınamayanlar Kim?

Yüz yüze eğitimin başlamasıyla binlerce üniversite öğrencisi farklı şehirlere taşınmaya başladı. Özellikle orta ve dar gelirli ailelerin çocuklarının barınmak için iki seçeneği vardı. Bunlardan biri özel ya da devlet yurtlarında kalmak, diğeri ise ev kiralamak. Ancak, memleketlerinden çıkan öğrenciler bir sorunla karşılaştı. Yüksek konut kiraları ve kapasitesi azalan yurtlarla karşılaşan binlerce öğrenci kalacak yer bulamadı. 

Sosyal medyada “#barınamıyoruz” ve “#öğrencinin tarafındayım” etiketleriyle bağımsız olarak örgütlenmeye başlayan öğrenciler, oluşturdukları sosyal medya hesaplarından ilk olarak 2 Eylül’de aşağıdaki videoyu paylaşmışlardı.

Kredi ve Yurtlar Kurumu yurt başvuru sonuçlarının açıklanmasıyla barınamıyoruz hareketini destekleyenlerin sayısı arttı. Birçok öğrenci yedeklerde ya da açıkta kalmıştı. Üstelik artan kiralar sadece öğrenciler için değil, birçok vatandaş için de bir problemdi. Öğrenciler, bir süredir devam bir sorunun görünen sembolik bir yüzü haline geldiler. Sosyal medyadaki hashtag örgütlenmesi sokakta, ilk olarak Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda kendini gösterdi. Bir grup öğrenci, barınamadıklarını ve talepleri yerine getirilene kadar parkta sabahlayacaklarını duyurdu. Eylem sadece Yoğurtçu Parkı’yla sınırlı kalmayarak diğer illerdeki parklara da yayıldı. İzmir, Ankara, Eskişehir, Kocaeli, Çanakkale ve Tunceli gibi illerde üniversite öğrencileri park banklarında yatmaya ve basın açıklamaları yapmaya devam etti.

Barınamıyoruz hareketi sosyal medya hesaplarından paylaştığı formla diğer öğrencileri nöbete çağırıyor veya bir şekilde seslerini duyurmalarını istiyor. Hareketin talebiyse en basit haliyle, yurt, apart ve evlerde kiraların düşürülmesi ve denetlenmesi. 

 

Öğrencilerin formunu dolduran kişilerin sayısı artış gösterirken, eylemler yasaklanmaya, parklarda yatan öğrenciler gözaltına alınmaya başladı. 

Peki öğrenciler ve diğer vatandaşlar için barınamama sorunu nasıl oluştu? Yurt ve kiralık konut krizini doğuran sebepler neler? En başına dönersek, böyle bir sorun gerçekten var mı?

Barınamama krizi gerçekten var mı?

Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada böyle bir sorunun öğrenciler için gerçekte var olmadığını belirtti. Kasapoğlu, dünyanın en kapsamlı yurtlarına sahip olduğumuzu söylerken 2021’deki yurt kapasitesinin 720 bine yükseldiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Darülaceze Yurt ve Kültürel Tesis Açılışı ve Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri Tanıtım Töreni”nde “1 milyona yakın yurt kapasitesi olan bir iktidarız.” açıklamasını yapmıştı. 

Öğrenci sayılarına, Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi’nden yurt sayısı ve kapasitelerineyse MEB Örgün Eğitim İstatistikleri’nden ulaşmak mümkün. Veritabanlarından erişilen bilgilere göre, 2021 yılı itibariyle kayıtlı üniversite öğrencisi sayısı 8 milyon 240 bin. Bu öğrencilerden yaklaşık 4 milyonu örgün eğitim görüyorken, geri kalanı açıköğretim ve uzaktan eğitim öğrencisi. Bu öğrencilerden yaklaşık 2 milyonunun şehir dışında okumadığı belirtiliyor. 773 devlet yurdunun toplam kapasitesi ise 695 bin. Buna ek olarak 442 bin kapasiteli özel yurtlar da mevcut. Bakan Kasapoğlu’nun açıklamasına göre devlet yurtlarına başvuran öğrenci sayısı ise yaklaşık 624 bin. Sayılara bakıldığında, devlet yurtları, başvuran öğrencileri barındırabiliyor gibi görünüyor. Yurtlara başvurmayan öğrencilerin başvurmama sebepleri başka bir araştırmanın konusu olabilir.  

2020 senesi boyunca pandemi sebebiyle hızla kapanan özel yurtlar, hem ücretler hem de kapasite anlamında öğrencilere çözüm olamıyor. Sayılara bakılarak problem tek başına bir yurt sayısı problemi değil gibi gözüküyor. Yani şehir dışında okuyan ve devlet yurdunda kalmak isteyen öğrenciler için bir barınamama sorunu olduğunu söylemek mümkün. Ancak, bu sorunun yurt sayısından kaynaklandığını söylemek pek mümkün değil.  

Üniversite öğrencileri yurtlara alternatif olarak evlerde kalmak isterse neyle karşılaşıyorlar? Bu sefer de bir talep ve üretim açığı onları bekliyor. 

Peki ev tutsalar?

Görsel: Çiğdem Demir

Üniversite öğrencileri evde kalma alternatifini de değerlendiremiyor. Kiralık konutlarda yaşanan kriz sadece öğrencileri değil tüm orta ve dar gelirli vatandaşları bir süredir zorluyor. Artan kiralar en çok İstanbul için gündem haline gelmiş durumda. 

Kiralık konut endekslerine baktığımızda, İstanbul’da 97 metrekarelik bir evin kirası ortalama 1.875 TL. Bu İzmir için, 110 metrekareye 1.795 TL, Ankara içinse 120 metrekareye 1.413 TL olarak görünüyor. Emlakçılara sorulduğunda ise kriz çok daha net anlaşılabiliyor. Emlakçılar, İstanbul’da değeri 1.500 TL olan eski bir dairenin kriz sebebiyle yaklaşık 2.700 TL’ye kiralanabildiğini söylüyorlar. Kira zamlarında yaklaşık yüzde 100 ve hatta fazlasına varan oranları görmek şaşırtıcı da olsa mümkün. 

Emlak ofisi ilanları ya da Sahibinden.com gibi sitelerden vatandaşların topladığı ilanlar da kira zamlarını doğruluyor gibi gözüküyor. Barınamıyoruz hareketiyle birlikte sosyal medyada paylaşılan kiralık ilanlarından bazıları aşağıda.


Orta veya dar gelirli bir aileyi düşündüğümüzde, üniversiteyi kazanan çocuğunu şehir dışında okutmak bu rakamlarla neredeyse imkansız hale geliyor. 

Krizin sebebi ne?

Aslında krizin tek bir sebebi yok. Ekonomik kriz sebebiyle döviz kurundaki artış, konut talebiyle konut üretimi arasındaki açık, öğrenci sayısındaki artış, yabancılara satılan evler ve düşük kredi faiz oranlarıyla stokların tükenmesi sebepler arasında. 

TÜİK verilerine göre 2018 senesinde 1 milyon 375 bin 398 adet konut satılmıştı. Satışlar 2017’ye oranla yüzde 2.5 düşüş göstermişti. Plansız konut projelerinin ve alım gücü düşüklüğünün yol açtığı bu konut stoğu farklı yollarla çözülmeye çalışıldı. Bunlardan biri, Türkiye’ye göç eden yabancıları ev satın almaya teşvik etmek, diğeriyse kredi faiz oranlarını düşürmek oldu. 2018 yılından itibaren 250 milyon değerinde gayrimenkul satın alan vatandaşlara doğrudan vatandaşlık verildi. İnşaat sektöründe konut fiyatlarına kampanyalar uygulandı.

Stok fazlasını eritme çabaları işe yaradı. Şu an kiralara yansıyan artışlar da bunun bir yansıması. Artık, talebi karşılayabilecek kadar boş konut yok. Bu durum, özellikle öğrencilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde ev sahipleri için bir fırsata dönüştü.

Konutların talebi karşılayamamasının tek sebebi stokların erimesi değil. Aynı zamanda yeni konutlar da inşa edilemiyor. Gayrimenkul danışmanı Nilüfer Kas, Türkiye’de yıllık ortalama 700-800 bin kadar konut ihtiyacı olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte, 3 yılda ihtiyaç duyulan konut sayısı 2 buçuk milyon adetken, üretilen konut sayısı 1 buçuk milyon. Pandeminin getirdiği ekonomik kriz ve döviz artışı, beton ve çimento zamlarına yol açarken, yeni inşaat projeleri de durduruldu. 

Pandemi boyunca evlerinde kalan kiracılara ev sahipleri, TÜFE oranlarına göre, yani yaklaşık yüzde 15 kira artışı uygulayabiliyorken, yeni bir kiracıyla sözleşme yapılması halinde, rızalılık ilkesi sebebiyle yüzde 100’e varan artışlar yapabiliyor. Bunun farkında olan kiracılar evlerinden çıkmak istemezken, haliyle evler de yeni kiracılar için boşalmıyor. Bu da boş daire sayılarının daha da azalmasına, ve boşalan dairelerin daha yüksek fiyatlara kiralanmasına yol açmaya devam ediyor. 

 

 

Yazar: Özge Yıldız
Ana Görsel: Hakan Keleş

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Mültecilerin Online İzleri

Facebook’a Neler Oluyor?