in , , ,

Tek Tipleşen İllüstrasyonlar ve Toz Pembe İnsanlar

Nereye baksanız aynı illüstrasyonları görüyorsunuz – ve bunun bir sebebi var.

Francisco Goya’nın 19. yüzyılda resmettiği Çocuklarını Yiyen Satürn adlı tablonun parodisi 2020’nin kasım ayında internette yayılmaya başladı. Büyük teknoloji şirketlerinin 2010’lu yıllardan itibaren sıkça kullanmaya başladığı çizim tarzıyla alay eden bu meme’in ardından HumansOfFlat adlı Twitter hesabı, -en azından askıya alınana kadar- insanların benzer illüstrasyonları eleştirdiği bir platform hâline geldi. Ancak eleştiriler bunlarla sınırlı değil. Bir süredir birçok sanat bloğu ve YouTube kanalı, kurumsal sanatın özgünlükten noksan olduğuna ve dalga geçilecek kadar klişeleştiğine değiniyor. Peki bu illüstrasyon stili neden bu kadar popüler? İnsanlar neden bu tarzı sorunlu buluyor?

Skeuomorphism’den Flat Tasarıma

Apple’ın 2007 yılında ilk iOS işletim sistemi -veya o zamanki adıyla iPhone OS 1- ile çalışan birinci nesil iPhone’u piyasaya sürmesi yaygın kanının aksine pek de devrim niteliğinde sayılmazdı. iPhone, 3G veya AppStore gibi özelliklere sahip değildi; üstelik Blackberry Curve, iPhone’un bünyesinde barındırdığı her özelliği daha uygun fiyatlara sunuyordu. Ancak iPhone, insanlara bir akıllı telefonda daha önce hiç görmedikleri bir şey vadediyordu: skeuomorphism ve kullanıcı dostu bir ara yüz.

Skeuomorphism Türkçede “taklit nesne” anlamına geliyor.

UI tasarımı bağlamında ise ekrandaki ikonların fiziksel dünyada temsil ettikleri nesnelere benzemesi -örneğin birinci nesil iOS işletim sisteminde “sil” ikonu çöp kutusu şeklindeydi, “notlar” uygulaması ise en son 1970’li yıllarda kullanılan sarı defterleri andırıyordu. Hesap makinesi uygulaması fiziksel bir hesap makinesi şeklinde tasarlanmıştı, üstelik tuşları bile plastiği andıracak şekilde ışığı yansıtır gibi çizilmişti. Bu tasarımda gerçek dünyayı olabildiğince taklit etmek için gradyan, gölgelendirme, tekstür gibi dizayn ögelerine sıkça yer veriliyor, böylelikle daha önce eline iPhone almamış bir insan bile telefonu hiç zorlanmadan kullanabiliyordu.


Eski iOS arayüzü ikonları.

Bilgisayarlar, genellikle deneyimli insanların kullandığı aletlerdi; ancak telefonlar teknolojiyle hiçbir alakası olmayan kullanıcıların bile elinden düşmüyordu. Bu yüzden skeuomorphism, iPhone’un ardından diğer akıllı telefonların arayüz tasarımlarında da sıkça kullanılmaya başladı. Ancak zaman içerisinde insanların takvim uygulamasını kullanmak için somut bir referansa duydukları ihtiyaç azalmış, dijital çağa geçiş tamamlanmıştı. Kullanıcılar artık menü tuşunu alt alta çizilmiş üç çizgiden tanıyabiliyordu. Microsoft 2012 yılında Windows 8 ile, Apple ise 2013 yılında iOS 7 ile skeuomorphism’i geride bırakıp bambaşka bir dizayn prensibi benimsediklerini kanıtladı: flat (düz) UI tasarımı.

En son ne zaman detaylıca gölgelendirilmiş; deri, tahta gibi tekstürler kullanılarak tasarlanmış ikonlar gördünüz? Veya 3D butonlar? Flat tasarım ile birlikte daha düz, sade ve keskin ögeler hayatımıza girmiş, Forbes’un henüz 2007 yılındayken “ölü” ilan ettiği skeuomorphism 2013 yılından itibaren tam anlamıyla “demode” olmuştu. Telefonumuzun “ara” butonu hâlâ bir ahize şeklinde olsa da minimal estetik, kalabalık estetiği -pejoratif bir anlamla- kitsch ilan etmiş durumda. Ancak flat tasarım şu an her yerde -Facebook, Google, Spotify ve YouTube gibi herhangi bir teknoloji şirketinin veya indie bir blogger’ın internet sitesini ziyaret ederseniz tüm görsellerin tek bir tasarımcının elinden çıkmış gibi göründüğünü fark edeceksiniz: basit şekiller, canlı renkler, tekstür ve gradyan kullanılmayan tasarımlar, devasa figürler… Durum öyle bir hâl aldı ki bu tarz artık internetteki kullanıcılar tarafından olumsuz bir ima ile Big Tech Art Style, Corporate Art Style veya Corporate Memphis olarak adlandırılıyor.

 

Facebook'un Alegria illüstrasyonları.Facebook’un Alegria illüstrasyonları. 

Mavi Tenli, Mutlu, İmkansız İnsan Figürleri

2017 yılında Amerikalı tasarım şirketi Bucks, Facebook için Alegria (İspanyolca “neşe”) adında bir illüstrasyon sistemi tasarladı. Bu geometrik ve flat tasarımın tipik bir illüstrasyonunu şu şekilde betimleyebiliriz: uzun uzuvları ve renkli tenleri olan insan figürleri neşeyle durmadan hareket etmekte, yine proporsiyon olarak hatalı çizilmiş nesneleri ellerinde taşımakta.

Alegria çok kısa zamanda büyük bir başarı yakaladı, çünkü bu tasarımla çizilen insan figürleri dinamikti, sürekli mutluydu, pembe ve mavi tenlere sahip oldukları için kapsayıcıydı.

Teknoloji şirketleri, bu sanat stilinin pazarlama tekniklerine ne kadar yakıştığını fark etti: ürünlerinin yarattığı sosyal ve siyasi zararın üzerini pozitif figürlerle kaplayabiliyorlar, “bağlı kalma” “dinamizm” ve “mutluluk” mesajını sitelerini ziyaret eden kullanıcılara tek bakışta iletebiliyorlardı. Üstelik bu figürleri hem çizmek hem de anime etmek oldukça basitti. Böylelikle Airnbnb’den tutun küçük çaplı reklam ajanslarına kadar çağı yakalayabildiğini kanıtlamak isteyen birçok şirket benzer tasarımlar kullandı.


Facebook’un Alegria illüstrasyonları. 

Tasarımın kendisi “kötü” veya “çirkin” olmasa da insanlardan tepki toplaması gecikmedi. Bütün uygulamaları, web sitelerini, hatta ünlü dergilerin kapaklarını süsleyen illüstrasyonlar tek tipleştiği zaman birçok insan bundan duyduğu rahatsızlığı dile getirmeye başladı. Ancak tek sorun, kullanıcıları bıktıracak kadar tekrar edilmiş bir tasarım olması değil. Bu illüstrasyonlar pek çok kez “ruhsuz” ve “samimiyetsiz” olarak tanımlandı. Herhangi bir etnik arka planı olmayan pastel renkli karakterler, aynı zamanda zayıf veya şişman ayrımı da yapmıyor; çünkü hiçbirinin gerçekçi bir vücut tipi yok. Flat tasarım ilk bakışta insanları birbirinden ayıran duvarları yıkmayı amaçlayan bir dizayn türü olarak görülse de sorun şu ki bu figürler gerçek değil. Üstelik isimleri bu sanat tarzıyla anılan ve “evrensel” olmayı amaçlayan şirketler aslında gerçek hayatta hiçbir karşılığı olmayan görsel bir ütopya yaratmaktan öteye gidemiyor. Herkesin Macbook kullandığı, spor yaptığı, 7/24 gülümsediği bir dünya çizen şirketler, aynı zamanda dünyanın bu şekilde olmamasında da sorumluluk sahibi. Bu tasarım furyasını ilk kez kullanan şirketlerden Facebook, istediği kadar “güvenilir” bir imaj çizmeye çalışsın, şirketin Cambridge Analytica skandalını, Myanmar katliamlarındaki payını veya salgın döneminde yanlış bilgilerin yayılmasını kolaylaştırdığını hatırlayan insanların gözünde dünya üzerindeki en güvenilmeyen şirketlerden biri. İronik bir şekilde bu sevimli çizimler, en dikkat etmeniz gereken yerlere, örneğin kullanım şartları ve gizlilik politikası sayfasına yerleştirilerek siz hiç fark etmeden gardınızı indirmenize neden oluyor.

”Bu sanat tarzına ne deniyor bilmiyorum ama ondan nefret ediyorum”

Daha Basit, Daha Ucuz Demektir

Flat tasarım, akıllı saatlerden tutun ultra yüksek çözünürlüklü televizyonlara kadar farklı boyutlardaki ekranlarda sorunsuz gözüküyor. Üstelik basit şekillerden oluştuğu için çok daha hızlı yükleniyor. Ancak işin teknik boyutunu oluşturan çok önemli bir nokta daha var: Adobe Illustrator gibi programlar vektörel çizim özellikleriyle çizerlerin işini müthiş derecede kolaylaştırıyor. Üstelik skeuomorphism’de olduğu gibi detaylı gölgelendirmelerle uğraşmak zorunda kalmayan çizerler, kendilerine verilen işi çok daha kısa sürede bitirebiliyor. Nitekim bu illüstrasyonlar o kadar yaygın ki iStock veya Adobe Stock gibi stok fotoğraf sitelerinde bir abonelik oluşturarak 10 dolar gibi fiyatlara indirebiliyorsunuz. Zaten düşük ücretlere çalışan çizerler, böyle bir piyasada tutunmakta zorlanıyor. 2018 yılında dünyanın çeşitli yerlerindeki 1.400 illüstratörle yapılan bir ankete göre katılımcıların yüzde 70’i yalnızca çizim yaparak hayatlarını kazanamıyor. Diğer bir deyişle, birçok alanda olduğu gibi dijital sanat piyasasında da hızlı üretim nitelikli üretimden daha çok rağbet görüyor.

Kurumsal dünyada bir sonraki sanat trendinin ne olacağı şimdilik muğlak. Ancak Corporate Memphis çılgınlığı yakın bir zamanda biteceğe benzemiyor. Ne olursa olsun, her gün gördüğümüz illüstrasyonların basit süslemelerden ibaret olmadığının ayırdında olmamız gerek. Nitekim Amerikalı tasarımcı Erik Adigard “Dizayn … propaganda ve felsefenin bir karışımıdır,” derken oldukça haklıydı.


Yazar: Bilge Çay

Kaynak: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İnteraktif Filmler Yeni İzleyici Deneyimi Yaratabilir mi?

The Sims’in Cazibesi Nereden Geliyor?