in , ,

Recep İvedik 5 ve Recep İvedik 4 Neden Türk Sinemasının En Çok İzlenen İki Filmi?

BoxOffice verilerine göre Türkiye’de sinemada en çok izlenen iki film Recep İvedik serisine ait. Peki son zamanların en ünlü popüler kültür ikonu neden bu kadar seviliyor ve bu kadar nefret ediliyor?

Sevin veya sevmeyin, Recep İvedik, 2000’ler ve 2010’lar Türkiyesi’nin en ikonik popüler kültür ürünü, ülkenin geçirdiği sosyo-kültürel değişimin simgesi ve yapımcısı Şahan Gökbakar’a milyonlar kazandıran bir anti-kahraman. İvedik, 2005 yılında “Dikkat Şahan Çıkabilir” adlı programda tek skeçlik bir yan karakter olarak ilk kez seyirci karşısına çıktı. Tamamen bu karaktere adanmış ilk film 2008 yılında yayınlandı, ardından bir seriye dönüştürüldü. Recep İvedik, 2008-2019 yılları arasında gösterime giren altı filmin tamamıyla gişe rekorları kırdı, yedinci filmin de yapım aşamasında olduğu duyuruldu.

Recep İvedik 5 şu an için sinemada en çok izlenen Türk yapımı. Hemen ardından ise serinin 4. filmi geliyor. Fakat Recep İvedik’in popülerliğini tasvir edebilmek için milyonları bulsa dahi gişe rakamlarından fazlasına ihtiyacımız var. İstanbul’daki ilk film kuyruğu, 1930’lu yıllarda gösterime giren kült film Rüzgar Gibi Geçti içindi. Bu unvanı elinde barından film artık Recep İvedik 5. Yine serinin beşinci filmi için oluşan başka bir kuyrukta silahların konuştuğu bilet alma kavgası çıktı. Beyoğlu’ndaki Emek Sineması, kuyruklardan ve insanların “Recep İvedik oynuyor mu?” diye sormasından o kadar bıkmıştı ki filmi yayınlamayı durdurdu. The Guardian gazetesi, Recep İvedik’ten “Türkiye’nin en büyük sinema başarı öyküsü” olarak bahsetti. Robert Tait, yine aynı yazıda “şişman” ve “berbat giyimli” olarak tanımladığı Recep İvedik hakkında bir çıkarımda daha bulunuyordu. Bu da Türk toplumunda Recep İvedik’e dair, çoğu olumsuz olmak üzere farklı görüşlerin oluştuğuydu.

Gerçekten de ilginçtir ki Recep İvedik, birçoğunuzun da bildiği gibi Türk sinema tarihinin hem en sevilen hem de en nefret edilen karakteri. İnternette küçük bir gezintiye çıktığınızda birçok insanın Recep İvedik’i en hafif tabirle “varoş” “kaba saba” “küstahlık seviyesine varan özgüven sahibi” olarak betimlediğini ve Türk toplumunun tam da bunu hak ettiğini öne sürdüğünü görebilirsiniz. Hatta bu filmin gösterime girmesini “istismar” olarak gören bazı kişiler de mevcut.
Tabii ki Recep İvedik serisi için ayrılan reklam bütçesi ve titizlikle hazırlanan reklam stratejilerinin gişe rekorlarındaki rolü yadsınamaz. Şehirlere yerleştirilen afişler, basın ilanları, televizyon programları, ana haberler vasıtasıyla filmlerin reklamı yapılmış, YouTube üzerinden yayınlanan videolar ile geniş bir kitleye ulaşılmıştı. Fakat Recep İvedik, izlenme sayısının ötesinde, nasıl oldu da histerik bir şekilde sevilip yine histerik bir şekilde nefret edilen bir karakter haline dönüştü?

Aslında bu kutuplaşma, karakterin yaratıldığı temelle paralellik gösteriyor. Mizah, içinde yaşadığı toplum ile şekilleniyor. Recep İvedik’teki güldürü unsurunu oluşturan sınıfsal ve kültürel çatışma, aslında uzun yıllardır hem Türkiye siyasetine, toplumuna ve sinemasına içkin. İsterseniz Recep İvedik üzerine daha fazla konuşmaya başlamadan önce Türk sinemasının geçmişine bir göz atalım.

Türkiye’de Güldürü Sineması

Dünyanın hemen hemen her yerinde siyaset ile kültür, dolayısıyla da sinema çok yakından ilişkili olgular. Fakat Türkiye gibi siyasi konjonktürün çok sık ve çarpıcı bir şekilde değiştiği yerlerde bu özellikle geçerli bir durum.
Türkiye’de siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan pek çok değişikliğin yaşandığı 1960 ve 1980 arasındaki yıllar, Türk sineması özelinde de büyük önem taşımakta. Özellikle 60 ve 70’li yıllarda yaşanan göç ve sanayileşme, kendisine güldürü sinemasında büyük bir yer buluyor. 60’larda toplumu yansıtan hiçbir komedi filmi bulunmazken 70’lerdeki filmler, özellikle köyden kente göçen insanların yaşadığı çatışmalar üzerinden eleştirel bir mizah yaratıyor.

Bu çatışmalar, 80’lerde çekilen filmlere de konu oluyor. Ne var ki hem siyasi baskı ortamı hem de neo-liberal politakalar sonucu bireyselleşen izleyici kitlesi yüzünden bu filmler eleştirilerinde daha pasif bir konumda yer alıyor. “Köşe dönme, sınıf atlama, köyden indim şehre” temaları trajikomik bir şekilde işleniyor. Köyden kente göç ederek gecekondulara yerleşen halk kitlelerinin modern şehirlerle tanışması ve ardından ortaya çıkan çelişkiler bu yıllarda hala çok popüler, hala revaçta.
80 darbesinin güldürü filmlerine etkisi asıl 90’lardan itibaren görülmeye başlıyor. 1990’lı yılların ortalarından itibaren Türk sineması hareketlenerek bol bol esprilerin yapıldığı mizah filmlerine alan sağlıyor. Fakat 70’li yıllardaki toplumsal güldürüler ve 80’lerdeki politik taşlamalar etkisini kaybetmiş durumda. 90’larda ve 2000’lerde, tüketim toplumunun alamet-i farikalarından biri olan reklam dünyası, komedi filmlerini de etkisi altına alıyor. Başrollerinde komedyenler olan, gülme garantili filmler; eleştirellikten uzak, estetik kaygı taşımıyor ve cinsel esprilere sık sık yer veriyor. Artık, her şey gibi komedi de kar odaklı bir hale geliyor.

İşte, Recep İvedik’in çekildiği 2008 yılında Türk güldürü sineması böyle bir arka plandan geliyordu. Amerika’da komedyenlerin politikacılardan daha güvenilir kabul edilmeye başlandığı yıllarda, bir komedyen filmi olarak karşımıza çıktı. Gelelim toplumun bir kesimi tarafından sevmenin hatta izlemenin bile ayıp sayıldığı Recep İvedik karakterine.

Aslında 80’lerde “Gırgır” dergisinde görmeye başladığımız kıllı maganda karikatürleri, toplumsal dışlanmışlığın ilk kültürel kodlarından biriydi. Nitekim karikatürize edilmiş kıllı vücuduyla tanıdığımız Recep İvedik de şehirli orta sınıfa ve modern kent hayatına uyum sağlayamamış biri. Zaten serinin temelini bu sınıfsal çatışma oluşturuyor. Recep İvedik’in yeni orta sınıf hayat stiline yönelttiği eleştirileri ve tüketim toplumuna karşı çıkan tavırları kendisini bazı kesimlerin gözünde “bir halk kahramanı” kılıyor. Fakat aslında toplumda uzun yıllardır var olan çatışmaları tüketim çılgınlığına yakışır bir şekilde estetik veya eleştirel kaygı gütmeden ele alan ve kültürel muhafazakarların onayıyla başarıya ulaşan bir pop ikonu.

Türkiye’nin ne muhafazakar ne yenilikçi, ne Doğulu ne Batılı olamamış atmosferinde, bu kaotik kültürel yapıya uyum sağlarken en zorluk çeken kesim, sosyo-ekonomik olarak alt sınıfa ait olan kesim oldu. Türk sinemasının en güçlü mizah unsurları da daha önce de değindiğimiz gibi bu çatışmadan çıktı. Bu tür güldürünün geçmişini simgeleyen İnek Şaban ve günümüzün halk kahramanı Recep İvedik karşılaştırması da uzun süre gündemdeydi. Cumhuriyet gazetesi köşe yazarlarından Tayfun Atay, kırdan kente göçün bu iki güçlü simgesi arasındaki karşılaştırmayı yaparken İvedik’in galip, Şaban’ın ise mağlup olduğuna dikkat çekiyor. Ona göre İnek Şaban’a gülerken bir acıma hissi de buna eşlik ederdi; Recep İvedik’e gülen insanlar ise karakterin yırtıcılığı, saldırganlığı karşısında bir acizlik hissediyor.

Recep İvedik’i gişe verileri üzerinden ele aldığımızı söylemiştik. Araştırmalara göre günümüz sinema seyircisi üst gelir grubundaki insanlardan oluşuyor. Nitekim sinema salonları AVM içerisinde yer alıyor ve bilet fiyatları yüksek rakamları buluyor.
Bu demek oluyor ki orta sınıfı “elit” olarak tanımlayan ve geçmişte maruz kaldığı baskıların faturasını bu sınıfa kesen Recep İvedik seyircisi, aslında artık ekonomik olarak alt sınıfa mensup değil. Fakat yukarıda da belirttiğimiz gibi Recep İvedik, kültürel muhafazakarların onayıyla bir halk kahramanı konumunu aldı. Yani eğer ortada bir savaş varsa, İnek Şaban’da olduğu gibi ekonomik değil kültürel bir çatışma var.

Nitekim Gazi Üniversitesi’nden Zehra Nalu Gide, bu seriyi incelediği yüksek lisans tezinde, Recep İvedik filmlerinin diğer komedi filmlerinde olduğu gibi yalnızca vakit geçirmek amacıyla izlenmediği sonucuna vardı. Ona göre seyirciler bu filmler aracılığıyla toplumdaki bastırılmış duygularını dışa yansıttı ve böylece kendi yapamadıkları davranışları ve söyleyemedikleri sözleri Recep İvedik’te görerek katharsiz yaşadı.

Ayrıca Recep İvedik’e gülenlerin adeta aşağılandığı bir ortamda eleştirenlere inat olsun diye bu filmi izleyenlerin sayısı da azımsanamaz. Recep İvedik, gülenler ve gülmeyenler arasında ortaya çıkardığı sosyolojik ve politik gerilimle belki de Türk sinema dünyasında bir ilk.

Aslında Recep İvedik’e gülmek, kültürel kodları bir kenara bırakacak olursak, gayet normal. Sinemadaki “uyumsuzluk” ve “üstünlük” teorileri Recep İvedik mizahının temellerini açıklıyor. Uyumsuzluk teorisine göre Recep İvedik’in şehirli orta kesimle yaşadığı sınıf çatışması, bulunduğu mekan ve koşullarla bağdaşmayan hareketleri izleyiciyi güldürüyor. Zaten Recep İvedik bir karakter olarak zıtlıklarla dolu. Örneğin maskülen görünüş ve tavırlarına rağmen pembe tayt giyip aerobik yapabiliyor. Hem entelektüel hem eğitimsiz bir karakter olarak görülüyor. Üstünlük teorisi ise karakterin içine düştüğü durumlar bizim başımıza gelmediği için oturduğumuz rahat koltuklarda Recep İvedik’e gülmemizi açıklıyor.

Recep İvedik 5

BoxOffice verilerine göre sinemalarda 7.437.050 seyirciye ulaşan Recep İvedik 5, en çok izlenen film olma unvanını elinde tutuyor. Yalnızca ön satış rakamları ile rekor kırmış bir filmden bahsediyoruz. Ayrıca Türklerin yoğun olarak yaşadığı şehirlerde yürütülen reklam kampanyaları neticesinde Hollanda’da da yayınlandığı hafta sonu en çok izlenen film olmayı başardı.

İnanılmaz rakamlara ulaşan satış verileri açıklanınca birçok köşe yazarı Recep İvedik üzerine yazılar kaleme aldı. Örneğin Hürriyet köşe yazarı Ertuğrul Özkök, Recep İvedik’in başkanlık referandumunda oy verirken ne şekilde evet veya hayır diyeceğinden bahsediyor. Bu durum da serinin popülerleşmesindeki etmenlerden biri.
Serinin beşinci filmini kısaca şöyle açıklayabiliriz: Recep İvedik’in mahalleden tanıdığı şoför İsmet hayatını kaybeder. İsmet’in son görevi milli sporculardan oluşan ekibi Üsküp’e götürmektir. Recep İvedik bu görevi üstlenmeye karar verir, fakat yolda yaptığı kuru fasulye yüzünden sporcular rahatsızlanınca kafile başkanlığını da üstlenmek zorunda kalır. Müsabakalarda yarışmaları için kamyoncu arkadaşlarını çağırır ve olaylar gelişir.

Recep İvedik 5, serideki tüm filmler arasında en çok milliyetçi metafora sahip olan film. Bu şaşırtıcı değil, çünkü komedi filmleri de diğer film türleri gibi doğdukları sosyo-kültürel bağlamı yansıtıyor. Filmin vizyona girdiği 2017 yılına baktığımızda gündemi oluşturan olaylar arasında 15 Temmuz Darbe Girişimi ve Fırat Kalkanı Harekatı gibi milliyetçiliğin ön planda olduğu olaylar olduğunu görüyoruz.

Recep İvedik’in diğer ülke vatandaşlarına olan tavrına baktığımızda popülist siyasal yaklaşımı yakaladığını ve “biz” ve “onlar” ayrımını filme yedirdiğini görüyoruz. Zaten daha önce de bahsettiğimiz gibi filmler ve izleyici; siyaset ve kültürden besleniyor. Bu yüzden serinin en çok konuşulan ve en çok izlenen filminin Recep İvedik 5 olması şaşırtıcı değil.

Recep İvedik 4

7.369.098 izlenmeyle son zamanların en çok izlenen ikinci filmi olan Recep İvedik 4’ü kısaca özetleyelim. Recep İvedik, mahallesindeki çocuklardan oluşan bir futbol takımına antrenörlük yapmaktadır. Ancak sermaye sahibi biri, idman yaptıkları araziyi satın almak ister. Yardımseverliğiyle bilinen Recep İvedik, araziyi kurtarmak için bir şekilde para bulup kendi satın almayı planlar. Parayı bulmak için de Survivor’a katılıp büyük ödülü kazanmayı hedefler.

Geçtiğimiz özette filmin neden bu kadar sevildiğini açıklayan üç anahtar kelime var: mahalle, yardımseverlik, Survivor.

İvedik’in yaşadığı yer, Anadolu halkıyla özdeşleşmiş, kültürel değerleri yaşatan bir mahalle ve bir nevi geçmişe duyulan özlemi yansıtıyor. Bu mahalle, diğer filmlerde de yer verilen bir mekan, fakat dördüncü filmde Recep İvedik’in uğruna maceralara atıldığı bir kültürel değer konumunda.

Yani günümüzde orta sınıfın arzuladığı rezidans kültürünün tam tersi bir yerde konumlanıyor. Rezidans sahibi olmak, orta sınıfın da karşılayamadığı bir ayrıcalık. Böylece seyirci, İvedik’in her fırsatta eleştirdiği orta sınıf hayat tarzına belki de en çok yaşam alanları üzerinden yabancılaşıyor. Ayrıca daha önce de belirttiğimiz gibi kültürel muhafazakarlar için mahalle atmosferi, “geçmiş güzel günlere” işaret eden önemli bir metafor.

İvedik’in yardımseverliğine gelelim. Yapılan anketlere göre seyircinin Recep İvedik’e dair en sevdiği özellikler yardımsever olması, lider ruhlu olması ve hakkını kimseye yedirtmemesi. Bu filmde, İvedik’in en sevilen özellikleri ön plana çıkıyor. Fakat çok kez tekrarlandığı gibi “bir halk kahramanının” kamusal bir alanı, yani mahalleyi, yine sermaye sahibi olarak kurtarmak istemesi aslında karakterin tahayyülüne ters düşüyor.

Recep İvedik karakteriyle ilk kez tanıştığımız “Dikkat Şahan Çıkabilir” adlı program, Şahan Gökbakar’ın medya eleştirileri yaptığı hatta “anti-medya skeç şov” olarak tanıtılan bir programdı. 2005 yılında TV8’de yayınlanmaya başlamıştı; dönemin diğer televizyon kanallarında ise tek tip diziler, talk-show’lar ve kadınlara yönelik gündüz kuşakları gösterimdeydi. Özgünlüğüyle tanınan “Dikkat Şahan Çıkabilir” bu yüzden kısa zamanda sadık bir izleyici kitlesi kazandı.

Recep İvedik, bir zamanlar marjinal bir programda ara sıra ekrana çıkan küçük bir tiplemeyken, adeta seri üretime geçen bir popüler kültür ikonuna dönüşmesi başlı başına ironik bir durum. Öte yandan Şahan Gökbakar’ın medyayı bu kadar yakından tanıması ve üzerine çokça yazıp çizmesi, “Survivor” gibi popüler bir programın mekaniklerini iyi bildiğine işaret ediyor. Zira seyircinin de yakından aşina olduğu görsel anlatı dilini kullanarak filmi izlenebilir kılması, popülerliğini açıklayan etmenlerden biri.

Sonuç

İlk kez yayınlandığı yıldan bu yana koca bir nesli yetiştirmiş Recep İvedik serisi, 2000’lerin neoliberal politikalarıyla şekillenmiş, ardında Cumali Ceber gibi taklitler bırakan bir tüketim ürünü. Fakat elitler ve halk arasındaki hesaplaşmayı ekrana taşıyan bir film olarak toplumda derin izler bıraktığını yadsıyamayız. Üzerine köşe yazıları, yüksek lisans tezleri yazılmış bu serinin neden bu kadar sevildiğini tam anlamıyla açıklayabilmek, çok daha detaylı çalışmalar gerektiriyor.

Yazar: Bilge Çay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Türkiye’de Artan Bir Uyuşturucu Problemi: Metamfetamin