in

Teknoloji Sektörünün İçinden Uzmanlar: Beyinlerimiz Zaptedilmiş Olabilir – 1. Kısım

Teknolojinin bağımlılık yaratma özelliği kazanmasına katkıda bulunan Google, Twitter ve Facebook çalışanları internetle bağlarını koparıyor. The Guardian editörü Paul Lewis’ten Silikon Vadisi’nin, insan dikkati üzerinde süren amansız yarışın parçası olmayı reddeden kısmına bir bakış.

Genç teknolojistler rahatsız

Justin Rosenstein, Reddit’i ve eroine benzettiği Snapchat’i engellemek, Facebook kullanımına sınır getirmek için dizüstü bilgisayarının işletim sisteminde bazı değişiklikler yaptı. Bu bile yetersiz gelince 34 yaşındaki teknoloji yöneticisi, sosyal medyayı ve diğer bağımlılık yapıcı teknolojileri kullanımına kısıtlamalar getirmek için radikal bir adım attı: Rosenstein yeni bir iPhone aldı ve asistanına ebeveyn kontrolü özelliğini tanımlayarak herhangi bir uygulama indirmenin önüne geçti.

O, ‘sahte zevkin parlak tınıları’ olarak tanımladığı ve boş oldukları kadar baştan çıkarıcı da olabilen Facebook beğenilerinin büyüleyiciliğinin özellikle farkında olan biri. Rosenstein beğeni butonunu icat eden Facebook mühendisinin ta kendisi.

O zamanlar ‘awesome’ butonu denilen prototipi ortaya çıkarmak için sabaha kadar kod yazdığı günün üzerinden geçen 10 yılın sonunda Rosenstein, Silikon Vadisi’nde ‘dikkat ekonomisi’ olarak adlandırılan şeyin yükselişinden ve internetin reklam sektörünün taleplerine göre şekillenmesinden şikayetçi olan idealistlerin oluşturduğu küçük ancak büyüyen bir topluluğa dahil.

‘Reddedenler’, şirketlerinin dünyayı daha iyi bir yaptığı söyleminden uzaklaşmaya nadiren gönüllü olan kurucular ya da üst düzey yöneticilerden ziyade, kurumsal dünyada 1-2 basamak tırmanmış, bir zamanlar yapı taşlarının oluşumuna katkıda bulundukları dijital dünya ile olan bağlarını zayıflatmaya çalışan Rosenstein gibi tasarımcılardan, mühendislerden ya da ürün yöneticilerinden oluşuyor.

En iyi niyetlerle geliştirilen şeyin, hesaplanmayan olumsuz sonuçlar doğurması insanların sık yaşadığı bir durumdur.

Dikkatsiz güç

Aynı zamanda Google Gchat’in oluşturulmasına da katkıda bulunan Rosenstein, şimdi çalışma ortamı verimliliğini artırmaya odaklanan San Francisco merkezli bir şirketi yönetiyor ve bir araştırmaya göre insanların günde ortalama 2 bin 617 kez telefonuna dokunmalarının, basmalarının ya da ekranı kaydırmalarının olası psikolojik etkilerini kestirmekle yakından ilgileniyor.

Bağımlılığın yanı sıra bir başka endişe de teknolojinin ‘’sürekli kesintiye uğrayan dikkat’’ sorununu derinleştirerek kişilerin odaklanma yetilerini ciddi şekilde kısıtlaması ve muhtemelen IQ’larını düşürmesi olarak görülüyor. Güncel bir araştırmaya göre sadece akıllı telefonların varlığı dahi – cihaz kapalı olsa bile – bilişsel kapasiteye zarar veriyor.

Herkesin dikkati her an dağınık.

Ancak bunların hiçbiri Rosenstein ve çalışma arkadaşları için sosyal medya ve dikkat çekme odaklı pazarlamanın politik sistem üzerindeki yıkıcı etkisi kadar hayati değil. Onlar, sosyal medya bağımlılığı ve Brexit / Donald Trump’ın zaferi gibi politik depremler arasında doğrudan ilişki kurarak, dijital güçlerin politik sistemi derinden etkileyebileceğine hatta başıboş bırakılırsa bildiğimiz anlamda demokrasiyi hükümsüz kılabileceğini ileri sürüyor.

Beğeninin önlenemez başarısı

2007 yılında Rosenstein, en zahmetsiz haliyle – bir tık ile – ‘azıcık pozitiflik gönderme’ye imkan verecek yolu bulmaya karar veren bir avuç Facebook çalışanından biriydi. Facebook’un ‘beğeni’ özelliği umulmadık derecede başarılı oldu. İnsanlar sosyal onaylama ve onaylanmadan aldıkları bu kısa süreli keyfe bayılınca etkileşim arttı ve Facebook da reklam verenlere satabileceği kullanıcı tercihlerine ilişkin önemli veriler toplamış oldu. Bu fikir daha sonra Twitter (önce yıldız şeklinde ‘favori’ ve ardından kalp şeklinde ‘beğeni’) ve Instagram başta olmak üzere sayısız uygulama ve web sitesi tarafından kopyalandı.

Facebook ‘beğeni’ botonunun 2009 tarihli resmi blog duyurusunu yapan ve o dönem Facebook’ta ürün yöneticisi olan Leah Pearlman da beğeni ve benzeri geribildirim tuzaklarından etkilendiğini ifade ediyor. 35 yaşındaki illüstratör, Facebook haber kaynağını engelleyecek bir web tarayıcı eklentisi kullanıyor ve -bakmak zorunda kalmamak için- Facebook sayfası ile ilgilenecek bir sosyal medya yöneticisiyle çalışıyor.

Bunu tartışmanın özellikle şu sebeple önemli olduğunu düşünüyorum: bütün bunlardan önceki hayatı hatırlayan son nesil olabiliriz.

Günümüzün dikkat ekonomisini sorgulayanların çoğunun 30’lu yaşlarındaki teknoloji çalışanları olması – yani telefonların kablolarla duvarlara sabit olduğu günleri hatırlayan son neslin üyeleri olmaları anlamlı mı, yoksa tesadüften mi ibaret bilmesek de; bu genç teknolojistlerin kendilerini kendi ürünlerinden kurtarmaya çalıştıklarını, çocuklarını teknolojik cihazların girmediği elit okullara gönderdiklerini duymak epey aydınlatıcı. Onlar gençliklerine damga vurmuş Biggie Smalls’ın meşhur nasihatine kulak asmamış gibi görünüyorlar: ‘’Asla kendi malından kafa olma.’’

Kaynak: The Guardian

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Diş Çürüklerini Giderip Dişin Tekrar Gelişmesini Sağlayan Bir İlaç Keşfedildi

Dijital Habitat’ın Bir Haftası – Varan 8