in , , ,

Kapitalizm Bizi Bağımlılara Çeviriyor

Büyük sermaye alışkanlıklarımızı ve isteklerimizi nasıl şekillendiriyor?

Christina Animashaun/Vox

Bu yazı Vox yazarı Sean Illing’in, Bağımlılık Çağı: Kötü Alışkanlıklar Nasıl Büyük Sermaye Haline Geldi kitabının yazarı David T. Courtwright ile yaptığı söyleşinin çevirisidir.

Kapitalizm, insanlara ihtiyaçları olmayan şeyleri istetmekte çok iyidir.

Üretim ve tüketim ile yürüyen bir sistemden elbette bunu beklemeliyiz. Şirketler ürünleri üretir ve satar. Bu ürünler olabildiğince çok kişi tarafından tüketilmelidir – tüm sistemin işlemesini sağlayan şey budur.

Dolayısıyla sermayenin insanları satın almaya ikna etmek için elinden geleni ardına koymaması şaşırtıcı değildir. Peki ya pazarlama aktif manipülasyonun ta kendisi haline gelirse? Daha net ifade etmek gerekirse, şirketler yalnızca hazlarımızı şekillendirmek yerine bağımlılık davranışlarımızı planlı şekilde düzenleyip yönetmeye başlarsa ne olur?

Kuzey Florida Üniversitesi’nde tarih ve bağımlılık uzmanı olarak çalışmalar yürüten David T. Courtwright’ın 2019 tarihli kitabı Bağımlılık Çağı: Kötü Alışkanlıklar Nasıl Büyük Sermaye Haline Geldi? bu sorulara Amerika’nın alışkanlıkları ve arzuyu şekillendirme konusundaki kurumsal çabalarının şaşırtıcı tarihi eşliğinde cevap vermeye çalışıyor.

Bağımlılık Çağı: Kötü Alışkanlıklar Nasıl Büyük Sermaye Haline Geldi?

Courtwright kitabında, beynin zevk ve motivasyondan sorumlu bölümüne referansla ‘limbik kapitalizm olarak adlandırdığı bir kavrama yer veriyor. Psikoloji ve nörokimya konusundaki bilgilerimiz arttıkça, şirketler kar amacıyla içgüdülerimizi sömürmekte daha iyi hale geliyorlar. Örneğin, bildirimler ve minik dopamin vuruşlarıyla tamamen dikkatimizi ele geçirmek ve verilerimizi toplamak üzere tasarlanmış tüm o uygulamaları ve platformları düşünelim. 

Courtwright’a göre limbik kapitalizm her zaman bir anlamda mevcuttu fakat günümüzde yöntemler çok daha sofistike ve bağımlı davranış yelpazesi her zamankinden daha geniş. Courtwright ile bunun sebep olduğu sorunlara, limbik kapitalizm ile mücadelenin sonsuzluğuna ve tüketim toplumu distopyasının kaderimiz olup olmadığına ilişkin konuştum.

Söyleşi metni :

Sean Illing

Kitabınızın merkezini oluşturan ‘limbik kapitalizm’ tuhaf bir ifade. Ne anlama geliyor ve insanlar niçin ona karşı dikkatli olmalı?

David T. Courtwright

Limbik kapitalizm, aşırı tüketimi ve hatta bağımlılığı teşvik eden küresel endüstriler için kullandığım bir kısaltma. Esasında daha da ileri gidip aşırılığı teşvik etmekle yetinmediklerini ve artık onu gerçek anlamıyla tasarladıklarını söyleyebilirsiniz.

Sean Illing

‘Limbik’ kelimesi nereden geliyor?

David T. Courtwright

Beynin hayatta kalım için vazgeçilmez olan haz, istek, uzun süreli hafıza ve benzeri diğer işlevlerinden sorumlu limbik bölgesine bir referans niteliği taşıyor. Limbik sistem olmaksızın yaşayamazsınız, üreyemezsiniz – bu sayede evrilmiştir. Fakat aynı sistem şimdilerde ticari menfaatler tarafından uzun vadeli hayatta kalımımızı tehdit edecek şekilde ele geçirilmeye müsait halde. Çelişkimiz bu.

Sean Illing

Nasıl ele geçiriliyor?

David T. Courtwright

Kısaca ifade etmek gerekirse, şirketler beyinde dopamin patlamaları üreterek onu koşullayabilen ve nihai olarak değiştirebilen, beynin belli bağımlılık davranışları – yani zararlı davranışlar – geliştirmesine sebep olabilen ürünler sunuyor. Şöyle ki, bağımlılık yapma potansiyeli olan ürünler daima pazarlanmıştır. Son 100 yıldır olan ise şu: Karmaşık araştırmalar yürüten, ileri düzeyde örgütlü şirketler, her geçen gün daha fazla ticari strateji üretiyor ve bağımlılık yapıcı ürün ve servisleri satmanın daha fazla yolunu buluyor.

Sean Illing

Bana öyle geliyor ki, kapitalizm tüketicinin bağımlılıkları üzerinde işliyor, bu her zaman böyle oldu ve dolayısıyla yeni açığa çıkan bir şeyden söz etmiyoruz.

David T. Courtwright

Bunu her zaman duyuyorum ve cevabım bunun pek de doğru olmadığı.  İnsanlara tırmık, yastık ya da çivi satan sıradan kapitalist girişimleri bir kenara ayırıyorum. Bunun kesinlikle herhangi bir sakıncası yok hatta serbest piyasa ürünlerin dağıtımında son derece iyidir ve insanın gelişimi için itici bir güçtür.

Limbik kapitalizmi ise geleneksel kapitalizmin şeytani ikizi ve üretkenliğin kanserojen bir ürünü olarak düşünüyorum. Beynin ödül mekanizmasını hedefleyerek bağımlılık adını verdiğimiz patolojik öğrenme formuna yol açan bir ürün kategorisi var. İşte kapitalizmin bu türü özellikle tehlikeli.

Yani ben kapitalizm karşıtı değilim; ama kar amacıyla bağımlılık davranışı oluşturma becerisine ve eğilimine sahip kapitalizm türlerine dikkat çekiyorum.

Sean Illing

Ne tür endüstrilerden ya da ürünlerden söz ediyoruz? Limbik kapitalizmde kimler at koşturuyor?

David T. Courtwright

Eğer bu soruyu 50 yıl önce sormuş olsaydınız ağırlıklı olarak alkol, tütün ve diğer uyuşturucu / bağımlılık yapıcı ürünlerden söz ederdik. Ancak son 20 – 25 yıldır, bağımlılık kavramında devasa bir genişleme oldu. Artık sadece kimyasallara bağımlılıktan söz edemiyoruz; pornografiye, bilgisayar oyunlarına, sosyal medyaya, yemeğe, her türlü şeye bağımlılıktan söz ediyoruz.

Son yıllarda teknolojik icatlarda yaşanan patlama, kitlesel üretim, kitlesel pazarlama ve son olarak internetin yükselişi, limbik kapitalistlerin dikkatimizi gasp etmesi ve bize daha çok ürün satması için gerekli süreçleri kolaylaştırdı ve onlara yeni alanlar açtı.

Dijital teknolojiler çağının limbik kapitalizmi bambaşka bir fenomendir.

Sean Illing

Dijital teknolojiyle ilgili nokta özellikle önemli görünüyor. Cebinde akıllı telefon olan, sosyal medyayı kullanan, dijital oyunlar oynayan herkes öyle ya da böyle limbik kapitalizmin bir esiri oluyor. O bildirim sesini her duyduğumuzda dopamin salgılıyoruz. Eğer bağımlılık bu değilse nedir bilmiyorum. 

David T. Courtwright

Bu esasında oldukça ilginç bir soruyu getiriyor: Bağımlılığa yol açan internet ve bağlı cihazlar mı yoksa internetin içeriği mi? Bence her ikisi de.

Elimizde hem pornografi, alkol ya da uyuşturucu gibi ‘geleneksel’ kötü alışkanlıklar hem de birer kumar makinesi gibi işlev gösteren ve bizleri sürekli dürtükleyen internete bağlı mobil cihazlar var. Sürekli mesaj alıyorsun, beğenileri önemsiyorsun, son paylaşımları merak ediyor ve bir şeyler kaçırmaktan korkuyorsun.

Bu cihazlara yalnızca cevap vermiyorsun, beklentiye de giriyorsun. Bağımlılık davranışlarının bir başka özelliği de budur: Yalnızca ödül sunmazlar, ayrıca koşullama da oluştururlar. Akıllı telefon teknolojileri, bunu tarih boyunca gelmiş geçmiş tüm ürünlerden ve cihazlardan daha iyi beceriyor.

Sean Illing

Elektronik sigara Juul konusunda dönen tartışmalar limbik kapitalizmin işleyişi hakkında iyi bir örnek sunuyor.

David T. Courtwright

Bu harika bir örnek çünkü limbik kapitalist girişimlerin hem tarihsel hem güncel anlamda sergilediği birkaç özelliği barındırıyor. İlk olarak limbik kapitalistler gençleri hedef alır. Bu muhtemelen limbik kapitalizmin politik anlamda en hassas yönüdür. Elektronik sigara içme fikri, sigaranın vereceği zararı azaltma fikri harika – buna kim itiraz edebilir?

Fakat ürün geliştikçe, özellikle Juul piyasaya çıkınca, gençlere ve onların oluşturduğu pazara olan vurgu artmaya başladı. Bu bizim alkol ve tütün sermayesinden bildiğimiz bir yaklaşım: Gençler en iyi müşterilerdir çünkü onların alışveriş yapmayı sürdürecekleri uzun yılları vardır.

Bu ürün sunmaktan da fazlasıdır. Potansiyel olarak bağımlılık yapıcı zevklerin tarihine ilişkin çalışırken yaptığım keşiflerden biri şuydu: Kötü alışkanlıklar ile deneyimleri; ürünün bağımlılık yapıcı özelliğini artıracak şekilde harmanlama eğilimi öne çıkıyor. Las Vegas bunun harika bir özelliğidir. Vegas yalnızca kumarla ilgili değildir. Burası aynı zamanda içki aleminin, gece kulüplerinin, devasa gösterilerin ve baş döndürücü eğlencelerin mekanıdır – her şey kocaman hedonik bir pakete dahil edilmiştir.

Sean Illing

Yeni bir talebin yapay şekilde yaratılması ile zaten var olan taleplerin tatmini arasındaki ayrımı nasıl yapabileceğimi bilmeyi çok isterim.

David T. Courtwright

Bu gerçekten ilginç bir soru. Yemek yemek yapay olarak üretilmiş bir talep değildir. Hayatta kalmak için yemek yemen gerekir – ancak ruh halini değiştirecek ve seni telaşlandıracak şekilde dopamin salgılatan işlenmiş gıdaları yemek zorunda değilsin.

Burada olan şey şu: Şeker ve tuz gibi bir zamanlar kıt ve değerli olan maddeleri alıyor ve onları son derece erişilebilir halde sunuyoruz. Beyni ödüllendirme özelliği olan malzemeyi ele geçirdiğinizde, beynin ödülünü maksimize etmek artık sadece bir tasarım meselesidir.

‘’Bir şeyler yemem gerek’’ talebi her zaman buradaydı ancak son derece rekabetçi olan işlenmiş gıda endüstrisinin yaptığı şey, kaloriyi ve besinleri mod değiştiren maddeler gibi sunan ürünler yaratmaktır. Basit pazarlama ile limbik kapitalizm arasındaki fark burada yatar.

Sean Illing

Elbette herkesin beslenmesi gerekir fakat herkesin onlarca güneş gözlüğüne ya da kişiliklerini, statülerini sergilemeye hizmet etmek dışında hiçbir işe yaramayan odalar dolusu ürüne ihtiyacı yoktur. Bunlar aklıma gelen yapay taleplerden bazıları ve bunları saptamak alkol ya da hazır yiyeceklere duyduğumuz iştahı saptamaktan daha zor.

David T. Courtwright

10 yıl önce olsaydı seninle aynı fikirde olurdum. Kimsenin tweet atmaya ya da bir Facebook sayfasına gerçekten ihtiyacı olmadığını söylerdim. Ancak benim ‘giriş var çıkış yok teknolojileri’ dediğim bir şey var.

Bir zamanlar, internet ve internet teknoloji katılımın opsiyonel olduğu şeylerdi. Bir başka deyişle, bunlara adapte olur, nasıl kullanıldıklarını öğrenirdiniz. Fakat bugün ulaştığımız noktada artık bu teknolojiler bırakmanın, vazgeçmenin oldukça güç olduğu bir yapıya büründü. Bunlardan kaçınmak için artık internet bağlantını kesmek ya da akıllı telefonunu atmak gibi son derece radikal ya da alışılmışın dışında çözümlere ihtiyacın var.

Bu cihaza sahip olmanızı gerektiren bir ortamdaysanız, politika analisti Jonathan Caulkins’in ‘baştan çıkarıcılar’ olarak isimlendirdiği şeylere sürekli olarak maruz kalırsınız. Telefonunuzu yalnızca e-postalarınız için, gazete okumak için ya da bir avuç somut ve direkt fayda için kullanmayı hedefleseniz de, er ya da geç diğer cihazların ya da uygulamaların kolaylaştırıcı özellikleri sizi bulur ve onların tuzağına düşersiniz.

Bir başka deyişle tüketiciler her yanı ipince olta iğneleri ile dolu bir denizde yüzüyor gibidir. 50 yıl evvel, alkol ve tütün gibi büyük olta iğneleri vardı. Birincil bağımlılık yapıcı tehditler bunlardı. Artık tüketim denizimizdeki iğnelerin muazzam bir düzeyde katlanarak artışından söz ediyoruz.

Sean Illing

Kitabınızı iyimser bir not ile bitiriyorsunuz ancak şunu söylemeliyim ki, bu sorun bana çözülemez gibi görünüyor. Amerikan kapitalizmi tehditleri küçük göstermede son derece iyidir. Yepyeni ve yaygın alışkanlıkların doğurduğu bir tüketim toplumu distopyası en mümkün senaryo gibi görünüyor.

Beni teselli etmekten çekinmeyin.

David T. Courtwright

Limbik kapitalizmin önündeki engellerden biri çocukları hedef aldığında tepki çekmesi ve çabalarının geri tepmesidir. Sigara gibi limbik kapitalist ürünlere karşı yürütülen çok iyi kampanyalar var. Tam anlamlıyla başarılı olmadılarsa da bu endüstrinin karşısında durdular.

Hiciv de etkili bir silahtır. Öfkeli aktivistlerin Birleşik Devletler ve Avustralya’da mizah ve hiciv aracılığıyla tütün endüstrisinin yalanlarını nasıl ifşa ettiğini düşünün.

Buna ek olarak Amerikan limbik kapitalizmi için büyük sorun teşkil eden vergi politikaları, sınırlandırmalar, davalar ve büyük vakalar var. Opioid endüstrisine karşı da benzer hareketler görüyoruz ve bu cesaret verici.

Uzun lafın kısası mücadele araçlarımız yok değil; ama haklısınız, bu zorlu bir mücadele.

17 Ekim 2019

Kaynak: Vox.com

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Sözünü Etmediğimiz Darbe

Dijital Bahar Temizliği