in , ,

Şeker Meselesi

Minnesota Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, şekerin bir bağımlılık hali olduğu ve şekerli gıdaların kokain gibi bağımlılık yapan maddelere benzer kimyasal bir etkiye neden oldukları keşfedildi.

  • Minnesota Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, şekeri tıpkı bağımlılık yapıcı maddeler gibi fazla istek ve ihtiyaç uyandırdığı için seviyoruz.
  • Uzmanlar yüksek miktarda şeker tüketiminin depresyona ve kaygı bozukluğuna neden olabileceği veya oluşumuna katkıda bulunabileceği görüşünde.
  • Amerikan Kalp Derneği çocuklar için günde en fazla üç çay kaşığı (12 gr) eklenmiş şekerin (yiyeceklere işlenmeleri sırasında eklenen şeker) uygun olduğunu belirtiyor. 
  • Özellikle az yağlı yiyeceklerde, lezzeti artırmak için genellikle fazladan şeker kullanılıyor. Ayrıca gıda boyalarıyla renklendirilmiş olan yiyeceklerin çoğunda da eklenmiş şeker mevcut. Yani yiyecekleri satın almadan önce içeriklerini iyi okumak gerekiyor.

Prof. Dr. Canan Karatay, her söyleşilerinde şekeri, “en tatlı zehir” olarak tanımlar. Fruktoz ve glikozun birleşimiyle oluşan ve bir karbonhidrat olan şeker, şeker kamışı ya da şeker pancarı bitkisinden elde edilir ve 1 gramı 4 kaloridir. Protein, vitamin, mineral ya da lif içermediğinden dolayı herhangi bir besin değeri de yoktur. Damarlarınızın sertleşmesine ve dolaşım sisteminizin bozulmasına, diyabete, aşırı kiloya ve damar tıkanıklığına neden olan, çocuklarda büyüme hormonlarının salgılanmasını engelleyen, tüm vücut hormonlarının dengesini bozan, konsantrasyon kaybına sebep olan ve dişleri çürüttüğü söylenen şekeri, neden bu kadar seviyoruz?

Şekeri neden seviyoruz?

Julia Ross, “Ruh Hali Tedavisi” adlı kitabında şekerin, 1100 yıllarında Avrupa’ya değerli bir ilaç olarak getirildiğini ifade ediyor. Şekerin tiryakilik yaratma ihtimali olduğu biliniyordu ancak, Minnesota Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, şekerin bir bağımlılık hali olduğu ve şekerli gıdaların hayvanların beyinlerinde kokain gibi bağımlılık yapan maddelere benzer kimyasal bir etkiye neden olduğu keşfedildi. Şekerle bağımızın tamamen nostaljik olduğunu ileri süren araştırma, bu nostaljinin annenin kurabiye pişirmenin belleğinden ileri geldiğini ve yaşamımıza kök salmış olabileceğini de ekliyor. Kısacası şekeri, tıpkı bağımlılık yapıcı maddeler gibi fazla istek ve ihtiyaç uyandırdığı için seviyoruz. Bu sevginin farkında olan İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi (NHS), ülkede artan obezite sorunuyla savaşmak için hastaneler ve sağlık merkezlerinde 2018 Nisan ayında yürürlüğe girmesi istenilen “şeker vergisi” için yasa taslağı hazırlıyor.

Şekerin vücudumuza etkileri nelerdir?

Şeker, kana karışmasını yavaşlatacak herhangi bir besin maddesi ya da lif içermediğinden hızlıca kana karışır. Bu da kandaki şeker ve glikoz oranının hemen yükselmesine sebep olur. Daha sonra vücut, kana karışan şekeri bir an önce işlemek için var gücüyle çalışmaya başlar çünkü kanınızdaki şeker oranının fazla yüksek olmasının ölümcül olabileceğini bilir. Şekeri işlemek için pankreas, insülin denen bir hormon salgılar ve insülin, glikozun kandan ayrılarak hücrelere girmesini sağlayarak bir enerji akışı oluşturur. Hücreler, kandaki glikozu alırken kandaki şeker seviyesi de düşmüş olur. Çok fazla şeker tüketimi ise insülin, kandaki şeker oranını düşürmek için çok fazla çalıştığından beyin buna tepki verir. 2012’de fareler üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, aşırı fruktoz tüketen farelerin beyinlerinin sinaptik aktiviteye (beyin hücreleri arasındaki iletişim bozukluğu) sahip olduğu tespit edildi. Aynı araştırma, şekerin depresyona ve kaygı bozukluğuna neden olabileceği veya oluşumuna katkıda bulunabileceği görüşünde. Sinir bilimci Nicole Avena, TED-Ed videosunda şekerin beyin ve bedenlerimiz üzerindeki etkisini anlatıyor.

Şekerin kısa ve uzun vadede sağlığa etkileri

Şeker, kısa bir süreliğine eğlenceli olabilecek bir enerji patlaması sağlasa da bu genellikle kısa sürer. Ayrıca bu enerji patlamasının bir dezavantajı da fazla hareketli hissetmenize ve konsantrasyon problemlerinize neden olması. Şeker kullanımının ardından insülin, kandaki şeker oranını düşürdüğü için huysuzluk, gerginlik, dikkat dağınıklığı ve algıda yavaşlama gibi sorunlar yaşanabilir. Baş ağrısı, mide bulantısı gibi etkiler de görülebilirken, bağışıklık sistemini bastırdığı için nezle grip gibi hastalıklar daha sık görülebilir. Şekerin bu gibi kısa vadeli etkilerinin yanı sıra, uzun vadeli etkileri de var. Fazla şeker tüketmenin yaratttığı tokluk hissi, vücudu ihtiyacı olan protein, vitamin ve mineral gibi önemli yapı maddelerinden yoksun bırakır. Vücudun bir gün içinde kullanabileceğinden daha fazla şeker tüketimi, fazla şekerin karaciğerde depolanmasına ve bu tüketimin tekrarlanması halinde, karaciğerin yağlanmasına dolayısıyla da şişmanlamaya neden olur. Ağzımızda yaşayan bakteriler, hayatta kalabilmek için şekeri aside çevirir. Bu asit daha sonra diş minesini yıpratarak çürüklere sebep olur. İşlenmiş bir şekerin aşağıdaki hastalıklar ve sağlık problemleriyle ilişkisi olduğu ortaya konmuştur:

. Obezite ve tip 2 diyabet
. Kalp rahatsızlıkları ve yüksek tansiyon
. Kanser
. Depresyon
. Alerji
. DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)
. Astım
. Artrit

Birazcık şekerin zararı var mı?

İngiltere beslenme konusundaki Bilimsel Danışma Komitesi uzmanlarının yaptığı açıklamaya göre, günlük alınan kalori miktarının sadece yüzde 5’i şeker tüketimi olmalı. Diyabet ya da kan şekeriyle ilgili bir hastalık söz konusu olmadığı sürece günlük belirli miktarlarda şeker tüketimi yapılabilir. Amerikan Kalp Derneği çocuklar için günde en fazla üç çay kaşığı (12 gr) eklenmiş şekerin (yiyeceklere işlenmeleri sırasında eklenen şeker) uygun olduğunu belirtiyor. Ancak Ulusal Sağlık ve Beslenme Araştırması Anketine göre bu oran erkeklerde 23 çay kaşığı ve kızlarda 18 çay kaşığını buluyor. Günlük önerilen şeker tüketimi oranı, sadece bir kase mısır gevreğiyle bile aşılabiliyor! 500 ml enerji içeceği içen bir çocuk, gün boyunca alması gereken şeker miktarının üç katını bir anda almış oluyor.

Hangi yiyeceklerde şeker bulunur?

Beslenme ve Diyetetik Akademisi (Academy of Nutrition and Dietetics) tarafından 2012 yılında yapılan bir araştırmada, paketlenmiş yiyeceklerin %74’ünde eklenmiş şeker olduğu tespit edildi. Bu yiyeceklerin arasında, çoğumuzun sağlıklı olduğunu düşündüğü, yoğurt, enerji barları, makarna ve salata sosları, ekmek ve ketçap gibi yiyecekler de var. Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA), işlenmiş yiyeceklerimize katılan 3.000’den fazla katkı maddesinin listesini oluşturduğunda, işlenmiş yiyeceklerde kullanılan katkı maddesi gıdalar arasında şekerin, tuzdan sonra ikinci sırada olduğu görüldü.  Buna göre yediğimiz pek çok şeyde şeker var. Özellikle az yağlı yiyeceklerde, lezzeti artırmak için genellikle fazladan şeker kullanılıyor. Ayrıca gıda boyalarıyla renklendirilmiş olan yiyeceklerin çoğunda da eklenmiş şeker mevcut. Yani yiyecekleri satın almadan önce içeriklerini iyi okumak gerekiyor.

Meyve ve şeker ilişkisi

Meyvenin bütününde lif de bulunur. Lif, şekerin kana yavaş ve istikrarlı bir şekilde karışmasını sağlayarak sindirim sürecini yavaşlattığından eğer diyabetiniz yoksa, bütün meyve yediğinizde çok fazla şeker almış olmazsınız. Aynı durum meyve suları için geçerli değil. Meyve sularında lif bulunmadığı için şekerin kana çok hızlı bir şekilde karışmasına ve daha sonra bir şeker çöküntüsüyle sonuçlanan bir enerji patlamasına sebebiyet verir. Örneğin bir bardak elma suyunda 24 gram şeker bulunur. Bazı meyve sularında ise asitli içeceklerdeki kadar şeker vardır.

Kaynak: Eğitimpedia, TheWashingtonPost, HuffingtonPost,

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Orman Banyosunun İyileştirici Etkisi

teyit.org, Uluslararası Şeffaflık ve Tarafsızlık İlkelerini Kabul Etti