in , , ,

Facebook ve Google Benlik Algımız İçin Ne İfade Ediyor?

Birini gerçekten tanımak istiyorsanız Facebook duvarına değil, Google arama verilerine bakın.

Çoğu insan için bu bilgiler – neyse ki – ‘’yasaklı bölge’’de ancak veri bilimcisi Seth Stephens-Davidowitz perde arkasındakileri analiz etti. Bulguları zaten içten içe bildiklerimizi yansıtan cinsten: Facebook’ta herkesin hayatının, sizinkine nazaran harika görünmesine şüpheyle yaklaşmak lazım. Davidowitz, kullanıcıları kendilerini bu güllük gülistanlık standartlarla karşılaştırmamaları konusunda uyarıyor ve sebebi çok basit: Gördükleri şey çoğu zaman yalan ve abartıdan ibaret.

Facebook, olmak istediğimiz kişiyi sunarken, Google Arama kutusu, kim olduğumuzu tam olarak biliyor.

Davidowitz Google’ı ‘’devrimsel bir hakikat serumu’’ olarak nitelendiriyor. Anlaşılan o ki böbürlenirken aldatıcı, bilgiyi ararken daha ‘hakikatli’yiz. Facebook ve Google bugüne dek tasarlanmış en iyi sosyal deneyler olabilir mi? Seth Stephens-Davidowitz’in ifadeleri şöyle:

Google bence, devrim niteliğinde bir veri seti. Ona ‘’dijital hakikat serumu’’ diyorum çünkü insanlar ona karşı son derece dürüstler, o arama motorunun küçük beyaz kutusuna, başka kimseye itiraf edemeyecekleri şeyleri itiraf edebiliyorlar. Facebook farklı. Facebook, insanların iyi görünmek istedikleri dijital bir ‘’ hayatımın şahaneliğiyle övüneyim’’ serumu.

Örneğin iki dergi düşünelim. Biri entelektüel, yüksek kültür öğeleri içeren, içinde şiirden felsefeye ve politik teoriye pek çeşitli başlıklar olan bir dergi olsun. Diğer dergi ise şöhret dedikoduları, arka kapak kızları gibi basit içeriklere sahip olsun. Normalde ‘bayağı’ olan derginin oratalama satışı entelektüel olandan fazladır ancak Facebook’ta ‘kaliteli’ olan ‘bayağı’ olanın 45 katı daha popülerdir – çünkü insanlar, kaliteli olanı okuduklarının düşünülmesini tercih eder. Onları daha az etkileyici gösterecek olan basit dergiyi okuduklarını ifade etmek istemezler.

Benzer bir yanılsamayı finansal durumları için de yaratırlar. Bir tatil beldesinde ekonomik bir otel ve lüks bir otel düşünelim. İçlerinde eşit sayıda insan konaklıyor. İnsanlar lüks olanda, ekonomik olana nazaran 3 kat daha fazla yer bildiriminde bulunma eğilimi gösteriyor. Yani Facebook’ta bu tip imajların bombardımanı altında kalıyorsunuz: Bütün arkadaşlarım lüks olan otelde kalıyor. Aslında bir o kadar insan da ekonomik olanda kalıyor ama belki bunu Facebook’ta paylaşmıyorlar. Bence bu iki kaynağı, Facebook ve Google’ı karşılaştırmak enteresan: Facebook arkadaşlarınıza gösteriş yaptığınız yer, Google ise ihtiyacınız olan bilgiyi aradığınız yer.

Kitabımda bu karşılaştırmaya dair bahsettiğim şeylerden bir diğeri de kişilerin eşlerini bu iki kaynakta tarif ediş şekilleriydi. Facebook’ta kullanıcıların ‘’Benim kocam’’ ifadesini tamamlama şekilleri şu şekilde: En iyisi / en iyi arkadaşım / harika / tatlı / bi’tane… Google’da ise – içlerinden biri yine ‘harika’ gibi olumlu bir ifade, diğerleri ise – şöyle: Görgüsüz / eşcinsel / kaba / rahatsız edici. İnsanların başkalarını etkilemek için ifade ettikleriyle, bilgi arayışındayken, yani belki daha ‘dürüst’ken, söyledikleri arasında aşağı yukarı böyle bir fark var. İsimsiz Alkolikler’de bir söz vardır: Kendi içinizi başkasının dışıyla kıyaslamayın. Bunun  21. Yüzyıl büyük veri versiyonu şöyle olabilir: Kendi Google aramalarınızla başkalarının Facebook paylaşımlarını kıyaslamayın.

Kaynak: BigThink

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Facebook ve Akıl Sağlığı Hakkındaki Araştırmalar Ne Söylüyor?

”Facebook İnsan Psikolojisinin Bir Açığını Suistimal Ediyor”