in , ,

Çin’in Temiz Enerjide Tekelleşme Atağı

ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekilmesi temiz enerji sektöründe kriz yaratmış olabilir ancak bu kararı eşsiz bir fırsat olarak görenler de yok değil.

40MW Floating PV Power Plant (PRNewsfoto/SUNGROW Power Supply Co., Ltd)

Yüzen güneş tarlası

ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekildiğinin açıklanması üzerine Çin’den anlaşmaya sadık kalacağını belirten bir açıklama gelmesi ”Çin BİLE…” yorumlarına sebep olduysa da aslında Çin, bir süredir agresif sanayileşmenin en çok hissedilen olumsuz etkilerini azaltmaya yönelik adımları ile anılıyor.

Ülkenin gerek başkenti Pekin olmak üzere pek çok kentinde yaşanan yoğun hava kirliliğini; gerekse enerjide dışa bağımlılığı azaltmak üzere çıktığı yenilenebilir enerji yolunda ‘ilk’leri ve ‘en’leri hedeflemesi, yeşil bir dünyanın tercih değil zorunluluk olduğunu doğrular nitelikte. Zira Çin’in yeşil enerji tercihinin dünyayı kurtarma motivasyonundan ziyade, bu enerji tipinden sağlayacağı ekonomik ve politik avantajlarla ilgili olduğu sır değil.

Geçtiğimiz ay Huanian bölgesinde başlatılan proje ile devreye giren ve ”dünyanın en büyük yüzen güneş enerjisi santrali” ünvanına sahip olan tesis, göl yakınlarındaki bir kentin tüm aydınlatmalarının ve klimalarının harcadığı enerjiyi karşılayabilecek kapasiteye sahip.

18 Mayıs’ta tamamlanan proje ortaya kapasitesinin doruk noktasında 40 MW elektrik üretebilecek güçte bir tesis çıkardı.

Çöken kömür madeni üzerinde yüzen güneş panelleri

Projeyi bu kadar dokunaklı yapan tarafı ise çökmüş bir kömür madeninde oluşan gölün bugün güneş tarlalarına ev sahipliği yapıyor olması. Bu sembolik dönüşüm Çin’in sadece kendi ülkesi içinde fosil yakıt kullanımından uzaklaşmasıyla değil; aynı zamanda yeşil enerjiye yönelen başka ülkelerin altyapı taleplerini karşılamaya talip olması ile de paralellik gösteriyor. ABD yeşil enerji konusunda tartışmalı politikalar güderken Çin’in, güvenilir ve atak bir ‘yeşil ortak’ olmanın yollarını aradığı gözlerden kaçmıyor.

Enerjiye aç ülkeler için ideal çözüm

Yüzen güneş tarlaları özellikle Japonya, Tayvan, Vietnam ve Singapur gibi yoğun bir enerji ihtiyacı içindeki sanayileşmiş ülkeler için ekonomik ve uygulanabilir olma niteliği taşıyor. Karada yer kaplamıyor oluşları ise Çin gibi ‘yer kıtlığı’ yaşanan ülkeler için bire bir.

Yenilenebilir enerjide öncül olma ideali

Çin’in özellikle ekonomik büyüme konusundaki ihtirası malumunuz. Tıpkı yazılım, çip ve havacılık gibi sektörleri hakimiyeti altına alan ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin, bunlar sayesinde uzun yıllardır diplomatik-ekonomik avantajlar sağladığı gibi, Çin de yenilenebilir enerji sektöründe lider ülke konumuna geçerek ‘işin kaymağı’ndan kendine düşen büyük payı alabilmeyi hedefliyor.

Çin bugün dünyayı en çok kirleten ülke ve yeşil enerjide lider olmaktan epey uzak. Enerji ihtiyacının çoğunu her yıl verimliliğini biraz daha kaybeden kömür santrallerinden sağlayan ülke, bunlar dışında yoğun şekilde nükleer ve hidroelektrik enerjisine bağımlı. Yine de pek çok iddialı temiz enerji projesini fonluyor ve daha da önemlisi dünyanın güneş paneli ihtiyacının 3’te 2’sini, rüzgar panellerinin ise yarısını üretiyor. Bunların yanı sıra ABD ve Avrupa ülkelerinin Çin mallarına uyguladığı ticari bariyerler ve ABDli yerel yönetimlerin ve şirketlerin Trump’ın kararına karşın yeşil enerjiden vazgeçmiyor oluşu Çin’i bu yarışta zorlayacak diğer önemli etkenler olarak sayılabilir.

Yenilenebilir enerji kaynakları Birleşik Krallık’ın enerji ihtiyacının yarısından fazlasını karşılıyor

Geçtiğimiz günlerde Birleşik Krallık Ulusal Şebekesi yenilenebilir enerji kaynaklarının ilk kez ülkedeki elektrik ihtiyacının yarısından fazlasını sağladığını açıklamıştı.

Şiddetli rüzgar ve güneşli günler sayesinde İngiltere’nin rüzgar ve güneş enerji santralleri her zamankinden fazla çalışmış; kömür ve gaz gibi geleneksel kaynakların enerji üretimindeki payını daraltmıştı.

Bu haberler oldukça ümit verici olsa da yeşil enerji ile ilgili aşılması gereken ciddi engeller halen mevcut. Depolama sorunu da bunlardan biri. Rüzgar, güneş ve su gibi düşük karbonlu kaynakların verimliliği tamamen hava koşullarına bağlı. Bolluk zamanlarında fazladan üretilen enerjinin depolanıp ihtiyaç duyulduğunda şebekeye verilmesi sağlanabilirse, temiz enerjinin verimliliği ve devamlılığı ile ilgili şüpheler büyük oranda giderilmiş olacak.

Kaynak: 1,2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

NASA ”Yaşanabilir” Kategorisine 10 Gezegen Daha Ekledi

Avrupa Komisyonu’ndan Google’a Rekor Ceza