in , ,

◯ △ ☐

Bu yazıda, Squid Game’e dair ilginç bilgiler bulamayacaksınız. Onun yerine, içeriğin nasıl böyle yayıldığına, popüler kültür içindeki yeniden üretimine, senaryosundaki sistem eleştirisinin işlenişine ve dizinin çocuklar üzerinde yol açtığı etkilere değineceğiz.

Bu yazıyı okumaya başlayan neredeyse herkesin Squid Game’i izlediğini tahmin ediyoruz. Çünkü, Netflix’in verdiği veriler bize bunu gösteriyor. Bu yüzden spoiler vermekten kaçınmak gibi bir derdimiz olmayacak.

Netflix’in şimdiye dek en çok izlenen özel içeriği olma ünvanını kazanan diziden bahsediyoruz. 17 Eylül’de yayınlanan dizi 111 milyon kullanıcı tarafından izlendi.  Dünya genelinde toplamda yaklaşık 210 milyon aboneye sahip bir platform için rekor bir rakam. Bu yazıda, Squid Game’e dair ilginç bilgiler bulamayacaksınız. (Dizide verilen telefon numarasının gerçekte kime ait olduğu bilgisi gibi) Onun yerine, içeriğin nasıl böyle yayıldığına, popüler kültür içindeki yeniden üretimine, senaryosundaki sistem eleştirisinin işlenişine ve dizinin çocuklar üzerinde yol açtığı etkilere değineceğiz. Biraz daha sıkıcı konular. 

Neredeyse herkesin izlediğini tahmin ediyor olsak da, adet yerini bulsun diye dizinin konusundan biraz bahsetmek gerek. Dizi, bir ölüm kalım yarışını konu ediniyor. Güney Kore’de, borç batağına saplanmış veya yeterli geliri olmayan 456 çaresiz insan bir oyun alanında toplanıyor. 38 milyon dolarlık büyük ödülü kazanmak için, hepimizin aşina olduğunu çocuk oyunlarını oynuyorlar. Kaybedenler, sadece oyundan elenmekle kalmıyor, öldürülüyor. 456 kişi de bu alana tamamen kendi istekleriyle geliyorlar. Büyük ödülün yaklaşık 350 milyon TL’ye denk geldiğini hatırlatmak isteriz.

Nasıl Yayıldı?

Squid Game, tüm dünyada bu kadar fazla izlenen tek dizi olma özelliğini taşıyor. Dizi sadece izlenmekle kalmıyor, dizideki karakterlerin giydiği kıyafet ve aksesuarlar da satılıyor. Dizinin içeriğinden komik ve göndermeli meme’ler sosyal medyada viral hale geliyor. TikTok’ta dizideki çocuk oyunlarının meydan okuma videoları trende dönüşüyor. Dahası da var. Resmi kurumları etkinlik veya açıklama yapmaya zorlayan bir popüler kültür ürününden bahsediyoruz. 

Birleşik Arap Emirlikleri Kore Kültür Merkezi Squid Game’deki oyunların ölümcül olmayan versiyonlarıyla bir etkinlik düzenledi. Hindistan’da vatandaşlara kırmızı ışıkta durmaları, yeşil ışıkta ise geçmeleri gerektiği çağrısı yapan Mumbai polisi, dizinin kırmızı ışık yeşil ışık oyunundan ilham alarak bir paylaşım yaptı. Paris’te 3 Ekim’de 2 günlüğüne açılan, diziye ait ürünlerin satıldığı ve yine dizideki oyunların oynanabildiği dükkana girmek isteyenler arasında arbede çıktı. Londra’daki bir trafik levhası için Thames Valley polisi, levhanın diziyle ilgisi olmadığına dair açıklama yaptı.

Tabi Türkiye de dizi göndermelerinde sosyal medya gündeminin gerisinde kalmadı.

 

Netflix’in Asya-Pasifik içerik sorumlusu Minyoung Kim, dizinin Güney Kore’de ilgi çekeceğini düşündüklerini, ancak dünya çapındaki ilginin onları da çok şaşırttığını söylüyor. Netflix’in dizinin dünyadaki tanıtımına ayırdığı bütçe oldukça düşükmüş. Ağızdan ağıza yayılan dizi ilgi gördüğü andan itibaren Netflix potansiyeli görerek pazarlama hamlelerini güçlendiriyor.

Biraz Abartılmıyor mu?

Bir popüler kültür öğesinin suyunun çıkarılması yeni bir şey değil. Ama, sanırım yeni olan bunun bir ABD yapımı olmaması. Birçok kişinin aklında aynı soru var. Bu dizi neden bu kadar ünlü oldu? Biraz abartılmıyor mu?

Squid Game’in bu kadar çok insana hitap edebilmesinin sebeplerini düşündüğümüzde akla ilk gelen çocuk oyunlarını içermesi oluyor. Hepimizin kurallarını bilmesek bile aşina olduğumuz oyunlar dehşet veren şiddet görüntüleriyle birleştirilmiş. Şiddet de, çocuk oyunları da her insana hitap edebilen ve bizi bilinçaltı yollarımızda tekinsizce yakalayan konular. 

Bununla birlikte, dizinin basitliği de sebepler arasında. Netflix, birçok insan için, işten eve yorgun döndüğünde kafa dağıtmak için kullandığı bir platform. Dizi, hem sistem eleştirisine dair mesajlarını veriyor, hem de bunu çok basit bir şekilde yapıyor. Derin hikayeleri olan karakterler yok. Gördüğümüz oyuncuların neredeyse hepsi genelleştirilebilen tipler. Kostümlerle tek tipleştirilen oyuncular, askerler ve VIP’deki zenginler, birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmış durumdalar. Oyuncuların isimlerini öğrenme gereği bile duymuyoruz. Çok fazla düşünmemizi gerektiren diyaloglar dinlemiyoruz. Kısacası, dizide hiçbir gri ya da bulanık alan yok. Her şey keskin ve basit. 

Sosyal medyanın ruhuna hitap eden bir dizi olduğunu da söylemek gerek. Hepimizin aşina olduğu çocuk oyunları, herkesin denemek isteyebileceği ve içerik olarak paylaşabileceği şeyler. Örneğin, TikTok’ta dizinin oyunları akım yaratabiliyor. 

Dizinin yaratıcısı da bu konuda aynı fikirde. Hwang Dong-hyuk’a ve Netflix’in Asya-Pasifik içerik sorumlusu Minyoung Kim’e göre dizinin tutma nedeni oyunlar. Çocuk oyunlarının kolay anlaşılabilirliği, diziye çok temel bir ortaklık duygusu kazandırıyor. 

Squid Game gibi sınıf eşitsizliğine ve borç batağındaki çaresiz insanlara, paranın tek çözüm umudu olmasına odaklanan bir dizinin, ekonomik problemleri yoğun olarak yaşayan ülkelerde popüler olması doğal. Türkiye bağlamında düşünürsek, ülkemizdeki en zengin kişi dünyada ilk 500’e dahi giremiyor. Google Trends’deki arama oranlarına bakacak olursak Squid Game’i Türkiye’de en çok merak eden şehir Ardahan olarak görünüyor. 

Squid Game’in Sistem Eleştirisi

Dizinin yaratıcısı Hwang “Modern kapitalist toplum üzerine alegori ve fabl içeren, bir şekilde hayatın aşırı rekabetini gösteren bir hikâye yazmaya çalıştım” sözleriyle dizinin amacını ortaya koyuyor. Yapımın Güney Kore’den çıkması bizi biraz şaşırtmış olabilir. Birçoğumuz için, Güney Kore, klişeleşmiş Kore dizileriyler, K-pop’la biliniyor. Yani Güney Kore’de her şeyin yolunda gittiğini, herkesin K-pop grupları dinlediğini sanarken, meğer Koreliler derin bir borç batağındaymış. 

“Güney Kore’de hanehalkı borcu, ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yüzde 100’ünden daha fazlasına denk geliyor. Bu durum sürekli büyüyen bir gelir eşitsizliğiyle birlikte gidiyor. Türkiye’deki hanehalkı borcunun GSYİH’nın yüzde 17,5’ine eşit. Güney Kore’de insanlar ciddi bir borç batağının içinde yaşıyor.”

Teknolojik atılımlarıyla ünlü Güney Kore’de, teknoloji şirketleri artık tekelci kapitalizmin simgesi olarak görülüyor. Şirketler, dizinin karakterlerinden de anlaşıldığı gibi, yolsuzlukla ve yaptıklarının sorumluluğunu almamakla ünlü.

Squid Game’i 2008’deki küresel kriz sonrası yazmaya karar veren yönetmen Dong-hyuk, kripto paranın yaygınlaşmasının, teknoloji devlerinin yükselişinin ve Trump’ın ABD Başkanı seçilmesinin, hikâyesinin oluşumuna yardımcı olduğunu belirtiyor. Trump’ı, dizideki VIP karakterlerine benzettiğini söyleyen Dong-hyuk, Trump’ın bir ülkeyi değil de sanki insanlara korku salarak bir yarışma programını yönettiğini söylüyor.

Dizinin anlatısını üç ana temada inceleyen Evrim Ağacı ekibi, sosyal darwinizm, münasebetsiz ayartma ve tabi ki eşitsizlik kavramları üzerinde duruyor. Kısaca özetleyecek olursak, sosyal darwinizm, bir sosyal grupta ya da toplumda, güçlü olanın (bu fiziksel güç olmak zorunda değil) vahşi bir rekabet sonucunda hayatta kalmasını açıklıyor. Rekabet sonucu hayatta kalan neslini devam ettirmeyi hakediyor. Bunu, kapitalizmin yarattığı rekabetçi tutuma benzetmek mümkün. Münasebetsiz ayartma ise, oyun kurucuların, oyuncuların paraya muhtaç, borç batağındaki çaresiz hallerinden faydalanarak onları hayatlarını tehlikeye sokacakları bir oyunun içine sokması. Buradaki, krizi fırsata çeviren etik problem, münasebetsiz ayartma olarak adlandırılmış. 

Eşitsizlik ise, dizinin anlatısını üzerine oturttuğu temel. Finansal varlıkların çok büyük bir bölümünün çok küçük bir insan grubu arasında bölünmesiyle, geriye kalanlar, doğrudan ya da dolaylı olarak bir “squid game” e katılmak zorunda oluyorlar. 

Dizideki ve gerçek hayattaki tek eşitsizlik varlık ya da gelir eşitsizliği de değil. Dizide, sonraki oyuna dair en ufak bilgisi olan kişiler avantajlı konumda oluyor. Yani bilgiye sahip olmak konusunda da bir eşitsizlik söz konusu. 

Dizinin Çocuklara Etkisi

Çocuk oyunlarını şiddetle birleştiren dizinin sadece hayranları yok. Aynı zamanda olumsuz eleştiriler de var. Dizi her ne kadar yaş sınırı koyuyor olsa da, Netflix çocuklar tarafından da ulaşılması zor olmayan bir platform. İçerikteki oyunların, çocuklar tarafından şiddet içeren cezalarla birlikte taklit edilmesi endişesi haksız değil. Bu kadar popülerleşmiş bir içeriğe ulaşmak veya maruz kalmak çok kolayken, şiddet eğilimini artırması da oldukça olası. 

Endişelerin temelinde bazı raporlar da yer alıyor. Örneğin, İngiltere’nin Ilford kasabasındaki John Bramston İlkokulu ebeveynlere diziyi izleyen çocukların oyun sırasında birbirlerine ateş ediyormuş gibi yaptıklarını gözlemlediklerini belirterek uyarıda bulundu. İspanya ve Belçika’da da öğrencilerin oyunu oynamaya başladıklarına dair raporlar bulunuyor.

Medya içeriklerinin, gerçekliğimizi yeniden şekillendirebilme gücüne bir kez daha şahit oluyoruz. Çocukların, ebeveynlerin kontrolünde, ve çocuk modları veya güvenlik sınırlandırmaları açık bir şekilde dijital platformları kullanmaları, bunlar gibi olumsuz etkilerden korunmamızı sağlayabilir.

 

Yazar: Özge Yıldız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Facebook’a Neler Oluyor?

Yeni Gelir Kaynağı: Dijital Bahşiş