, , ,

OMG WTF

Tarihin ‘İyi Çocuk’larının Gizli Yüzleri

Toplumlar onları kahraman ilan etti ve tüm dünya da onları öyle bildi. Peki bu ikonlaşmış kişiler gerçekten birer iyilik meleği miydi?

Tarihte adından fazlaca söz ettirmiş popüler figürler, bir “barış elçisi” “adaletin bekçisi” ya da “iyiliğin sembolü” gibi gösterilseler de, aslında dünyayı “sözde iyilikleriyle” aldatmış olabilirler mi? Kitaplarda ya da basında sıkça yer almış, yetenekleri tartışılmaz olarak kabul gören bu figürler, her zaman şiddet karşıtı, insancıl, sevgi dolu, yardımsever taraflarıyla öne çıktı ve bu kabul onların sevdiklerine şiddet uygulamaktan kaçınmayan ya da insanlığa karşı gizlice suç işleyen insanlar oldukları gerçeğini gölgeledi.

Winston Churchill

Churchill genellikle Hitler ve Stalin’in baskı uyguladığı dünyayı özgürleştirmek için savaşan cesur bir adam olarak tasvir edilmiştir. İngiltere’de okutulan ders kitaplarında, Churchill hakkında “daha önce eşi benzeri görülmemiş, ahlaki değerleri yüksek ve vatanseverlikle dolu en büyük İngiliz kahramanı” olarak söz edilse de, o bir savaş aracı olarak terörizmin kullanılmasında sakınca görmeyen, aynı zamanda ırkçı söylemleriyle dikkat çeken bir liderdi. Güney Afrika ve Hindistan’ın İngiliz kolonileri olarak kontrol altında kalabilmesi için binlerce insanın ölümünü onaylamış; Hindistan’a gıda yardımı gönderilmesini reddettiğinde üç milyondan fazla sivil insan açlıktan ölmesine göz yummuştu.

Pope John Paul II

Katolik Kilisesince Aziz olarak kabul edilen Papa 2. John Paul, ABD, Meksika, İrlanda, İtalya gibi birçok ülkede bazı din adamlarının adlarının pedofili skandallarına karışmasından derin üzüntü duyduğunu açıklayarak, “pedofilinin toplumun tüm kesimleri için bir bela olduğu”nu ifadelerine eklemişti. Bu açıklaması pedofili kurbanlarının oluşturduğu ABD merkezli iki derneğin Papa’yı da kapsayan bir soruşturma talebinde bulunmasını engelleyememiş ancak suçlamaların yetkililer tarafından örtbas edildiği iddia edilmişti. Kara para aklama, HIV’i  önlemek için prezervatif kullanımına karşı çıkması ve ekonomik açıdan gelişmemiş ülkelerin Katolikliğe sevkedilmesi için “hayırsever sosyal programları” araç olarak kullanması adının karıştığı diğer skandallar arasında.

Bob Marley

Reggae müziğin tüm dünyaya yayılmasını ve tanınmasını sağlayan, sık sık verdiği “huzur” ve “barış” mesajlarıyla bilinen Jamaikalı sanatçı Bob Marley, hayranları tarafından çok sevilse de, karısı Rita, Bob Marley’i, kendisine vurmakta asla beis görmeyen bir şiddet adamı olarak tasvir eder. Ayrıca, Jamaika’da birlikte olduğu diğer kadınlardan olan çok sayıda çocuğunun sorumluluğunu almaması da, bir aktivist, sanatçı ya da ikon olmanızın her zaman iyi bir baba ya da eş olmak anlamına gelmediğini kanıtlar cinsten.

John Lennon

Beatles’ın solisti, dünyanın en etkili müzisyenlerinden biri ve hippi akımının öncüsü olan John Lennon, Vietnam Savaşı’na karşı gösterdiği pasif direnişle kahraman olarak ilan edilmişti. Bu pasif direnişini,  “Amacımız insanlara protestonun değişik yolları olabileceğini göstermek”  şeklinde tanımlamıştır. Bununla birlikte, Lennon’un öfkesini kontrol etmekle ilgili sorunları olduğu ve bazı durumlarda eşi Yoko ile olan kavgalarının fiziksel çatışmalara dönüştüğü söyleniyor. Öfkeli müzisyenin Beatles menajeri Brian Epstein’in cinsel kimliğine ilişkin homofobik yorumlar yaptığı da bilinir.

Rahibe Teresa

Agnes Gonxha Bojaxhiu, dünyanın birçok yerinde iyilik meleği olarak kabul gören, Vatikan’da düzenlenen bir tören ile Papa Franciscus tarafından ‘Azize’ mertebesine yükseltilmiş ancak bu unvana layık olmaktan epey uzak biriydi. Çok sayıda hastane, üniversite ve birçok kilisenin koruyucu azizesi kabul edilen, adına onlarca belgesel, film ve dizi çekilen Rahibe Teresa’nın, yoksullar ve hastalar için yaptıklarının son derece abartıldığı ve yardım amacıyla toplanan bağışların bu amaca uygun biçimde kullanılmadığı hakkındaki iddialar arasındadır. Christopher Hitchens’ın, ‘Misyonerlik Mevki: Teoride ve Pratikte Rahibe Teresa’ adlı kitabında, Rahibe Teresa’nın “Barışın en büyük düşmanı kürtajdır’ diyerek yoksulluğu beslediği ve nüfus artışına sebep olduğunu iddia etti. Nobel Barış ödüllü rahibenin, milyonlarca dolar bağış toplamasına rağmen hastanelerinin cehennem gibi göründüğü ve ‘İsa’nın çilesini anlasınlar diye’ hastalarının ızdırabını uzattığı da iddia edilmiştir.

Walt Disney

Disney’in büyülü evreninin, oyuncaklarının, çizgi filmlerinin her yaştan hayranı vardır. Ancak, böylesine renkli bir dünyanın ardında aslında ırkçı ve kadın düşmanı bir deha bulunur. Disney’in ilk filmlerinde Afrika kökenli Amerikalıların ve Hintli çocukların ikinci sınıf vatandaş olarak tasvir edildiği sır değildir. Walt Disney’in çalışanlarına fazla mesai yaptırıp, şikayet ettikleri takdirde işten attığı ve aynı iş gücünde çalışan kadınlara, erkeklerden daha az maaş ödediği hakkındaki diğer iddialar arasında.
İnsan eliyle ikonlaştırılan her ölümlünün de en nihayetinde insan olduğunu unutmadığımız, kimseyi bilip bilmeden yüceltmediğimiz, kişileri bütün olarak onaylamak ya da savunmak yerine onların davranışlarına ve etkilerine odaklanabildiğimiz bir dünya dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İnsan – Domuz Melezi Embriyoda Etik Meselesi

Afganistan Robotik Takımına Vize Yok