, ,

“Sevdiğin İşi Yap” Mottosu Kadınlara Zarar Veriyor

“Sevmediğiniz işlerde çalışmanızı öneriyor değiliz. Bilakis, birçok insan başka şekillerde tutkuyu hayatlarına dahil etmenin ve yaptıkları işe anlam katmanın yollarını buluyor.” – İşte tutkularınızı yeniden düşünmenizi sağlayacak 3 hayati yol…

“Sevdiğin işi yap” mottosu, Instagram’da ilham kaynağı olsa da kariyerinize zarar verebilir – özellikle de kadınsanız. ‘Tutkuyla Alınan Kararlar: Kadınlar, İş, Aile ve Bir Yaşam Kurma Yolunda Neler Biliyor?’ kitabının yazımı için üniversite mezunu 43 kadınla yapılan röportajlarda, hayatlarını kazanmak için tutkularını takip etmeye kalkışıp düşük maaşla çalıştırılan ya da işgücünün tamamen dışında kalan kadınların hikâyeleri öne çıktı.

“Keşke biri bana, eğer bir sanatçı olmak istiyorsan, sanatının peşinden giderken masraflarını karşılamanın bir yolunu bulmalısın, deseydi.” Bu ifadeler röportaj yapılan kadınlardan biri olan Ariel’e ait. Bu yazıda, kadınların yaşam öykülerinden çıkan 3 ders derlendi:

Sizi mutlu eden işi yapmakla, kiranızı ödemenizi sağlayan işi yapmak arasındaki çelişki, çalışma hayatınızda omuzlarınıza adil olmayan bir yük bindiriyor

Ayrıca bu durum kadınları daha çok etkiliyor. Önceleri işi sadece faturalarını ödemek ve masraflarını karşılamak için bir araç olarak gören kadınlar, – eşlerinin maaşı ne olursa olsun – çocuk sahibi olduktan sonra muhtemelen çalışmaya devam ederler; çünkü faturalarını ödemeye devam etmek isterler. Çalıştıkları işin onları duygusal olarak tatmin edip etmediğini düşünmek için pek zaman harcamazlar. Arkadaş grubumuzdaki, bir şirketin baş sorumlusu olan dostumuz Heather, “Genellikle yaptığım işten zevk alıyorum, olmazsa yaşayamam dediğim bir tutku mu? Hayır,” dedi. Ancak, bu iş ona büyük bir ekonomik özgürlük sunuyor. Saf tutkuyla kariyerini şekillendirenler, her kapıdan çıktıklarında çığlık çığlığa ağlayan 2 yaşındaki bir bebeğe ya da parasal bir darbeye rağmen evde kalmalarının hayatı kolaylaştıracağını düşünen bir eşe sahip olduklarında her şeyin darmadağın olduğunu fark ederler. Kendilerini, çalıştıkları işi mi yoksa çocuklarını mı daha çok sevdiklerini kıyaslarken bulurlar ve çoğu zaman kazanan iş olmaz.

İş olarak sadece ve sadece tutkuyu izlemek, çocuğunuz olunca işten ayrılmayı kolaylaştırır ve her şeyi daha da kötüleştirebilir

Tutkuya dayalı çoğu iş pek kazandırmaz. Bazıları aslında iş bile değildir. Satamayacağınız bir senaryo üzerinde yıllarca çalışıyorsanız ya da bir yandan barmenlikten gelen ek gelir sayesinde sanatçı asistanlığı yapıyorsanız, resme çocuğunuz da dahil olduğunda ve hem para hem de zaman sizin için daha değerli hale geldiğinde, bu işler pek de çekici görünmeyecektir. Tutkularının peşinden giden arkadaşlarımız anne olduklarında, çocuklarına bakmak için yaptıkları planların pek de yararlı olmadığını keşfettiler ve özellikle eşlerinin sağlam geliri varsa, çoğu kendilerini ummadıkları bir şekilde yıllarca, hatta on yıllarca evde çocuklarına bakarken buldu. Görüştüklerimizden para kazanmayı ölüm kalım meselesi olarak görmeyen arkadaşlarımız, tutku haline getirdikleri işleri yeterince kazandırmadığında işi bıraktılar. Opera sanatçısı olarak kariyerinde ilerleyemeyince kısa bir süreliğine finansal hizmetlere geçiş yapan arkadaşımız Brooke, “Eğer sevdiğim işi yapıyor olsaydım ondan vazgeçmemekte ısrarcı olabilirdim” diyor. Brooke şu an 15 yıldır evde çocuklarına bakan bir anne – zihninde canlandırdığı tutku dolu iş olmasa da onu mutlu eden seçim bu.

Çalışanları sadece sevdikleri işi yapmaya teşvik etmek sınıfsal bir meseledir (ayrıca kadınlar için de iyi sonuçlar doğurmaz)

Tutkuyla dolu bir işin daha değerli olduğu söyleniyor; ama sevdiğiniz bir iş bulmak milyonlarca insanın sahip olmadığı bir lüks. Bu motto, genelde kadınların yer aldığı ve çoğunlukla düşük ücretli ya da ücretsiz yapılan çocuk büyütme işinin emeği de dahil pek çok iş gücünün değerini düşürür. İşten ayrılmayı seçen arkadaşlarımız, sevdikleri işi yaparak bir yaşam kuramadılar ve sevdikleri başka bir işe sahip oldular -annelik- ama bu seçim genellikle uzun vadede ekonomik güçlerini ve potansiyellerini azalttı.

Sevmediğiniz işlerde çalışmanızı öneriyor değiliz. Bilakis, birçok insan başka şekillerde tutkuyu hayatlarına dahil etmenin ve yaptıkları işe anlam katmanın yollarını buluyor:

1- Hobilerinizi Unutmayın

Bir zamanlar insanlar işe gitmek ve sosyal medyada vakit geçirmek dışında şeyler yapardı. Bugün ise, siz güzel bir kazak örer örmez insanlar Etsy’de kazak satmaya başlamanızı öneriyor. Ancak hobinizi işiniz haline getirmek, hobi olarak yapmayı sevdiğiniz bir şeyi kaybetmenin kesin yoludur. Özellikle kadınlar, zamanın hayatlarındaki bir ayrıcalık olduğunu biliyor. Arkadaşlarımızdan biri, zaten yoğun olan programına bir şeyler eklemeyi denediğinde, her şeyin darmadağın olduğunu söyledi. Ayda bir kere eskisi gibi koşuya çıkmıştı ve sonra döndüğünde evde hiç yemek olmadığını fark etmişti; çünkü markete gidecek zaman bulamamıştı. Kocası ise – sinir bozucu bir durum, her gün spor salonuna gitmek için vakit buluyordu. Çoğu zaman mutluluk veren şeyler gelir sağlamaz (müzik, tiyatro, yoga, yemek yapma, satranç, maraton koşusu). İş ile eğlence arasındaki ince çizgiyi kaybetmeyin – bu ayrım sağlıklı olacaktır.

2- Ekonomik Bağımsızlığınızı Sağlayın

İş hayatlarında yalnızca tutkunun peşinden koşmayan arkadaşlarımız, çoğunlukla hala işgücüne dahiller ve evliliklerinin ötesinde ekonomik olarak bağımsızlar ya da olabilirler. Kadınların ekonomik özgürlüğü sadece kadınlar için değil, toplum için de önemlidir ve bu her zaman tutkunun bir getirisi olmayabilir.

3- Başarılı Olduğunuz Şeyleri Sevmeyi Öğrenin

Bir bankada pazarlama müdürü olan arkadaşımız Heather, tam bir matematik dehası. Aynı zamanda girişkendi, mantıklıydı ve ekonomik istikrar istiyordu. Kariyer olarak bankacılığı seçti. İşini yeterince iyi yapıyor ve üstelik başarılı bir iş kadını olmaktan, iki genç kızına güçlü bir rol model olmaktan ve alanındaki genç kadınlara kılavuz olmaktan büyük memnuniyet duyuyor. Ayrıca kızının ortaokul matematik takımına da antrenörlük yapıyor ve matematik öğretmeni olarak ikinci bir kariyer yapmayı düşünüyor. Heather illa da en sevdiği işi yapmadı; ama yeterince sevdiği ve karşılığında büyük bir mükafat aldığı işi yaptı. Her işin ya da iş gününün, taze pişmiş bir pasta yemekle veya en sevdiğiniz dizinin yürek burkan özel bölümünü seyretmekle duygusal anlamda eşit olması gerekmez.

Kaynak: ThriveGlobal

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Teknoloji Çağında Aile Bağlarını Güçlendirme Rehberi

İnsanlar Sevdikleri ile Birlikteyken Telefonlarına Daha Çok Bakıyor