, ,

Pil Ömrünün Gerçekten Hayat Memat Meselesi Olduğu Yaşamlar

Zorunlu olarak göç eden insanların gözünde akıllı telefonlar, hayatta kalmanın vazgeçilmez birer aracı.

Çoğu insan pil ömrünü insan ömrüyle aynı kefeye koymayacaktır ama savaş veya kıtlıktan kaçan pek çok mülteci için tek bir şarj çubuğu, doğru zamanda doğru bilgiyi elde etmek anlamına gelebilir, aksi taktirde kişi hayatta kalamayabilir.

Günümüzde akıllı telefonlar, zorunlu göçmenlerin yolculuğunun ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Orta Asya’nın dağlarında Google Haritalar’ı kullanarak yol almaktan, WhatsApp üzerinden aileleriyle iletişime geçebilmeye kadar, akıllı telefonlar mültecilerin yaşantısını – her zaman iyi yönde olmasa da – şekillendirdi ve şekillendiriyor.

Bir Elektron Bile Boşa Harcanmıyor

Doğu Avrupa’da, Macaristan’dan geri çekilen birçok mülteci, sınırın Sırbistan tarafında uzanan terkedilmiş binalarda kalıyor. Gönüllüler, mültecilerin telefonlarını şarj etmek için kullandıkları araba aküleri de dahil olmak üzere, pek çok malzemeyle birlikte bu yerleşim yerini ziyaret ediyor.

Macaristan sınırından yaklaşık 2 km. ötede terkedilmiş bir binada, mülteciler araba aküsünün çevresine toplanmış ve hepsi de şarj ömrünün hayatlarındaki önemi konusunda aynı fikirdeler. Çoğu kişi, prizler müsait olmadığında telefonlarını şarj edebilmek için bir taşınabilir şarj cihazı bile istiyor. Hangi uygulamaların daha çok şarjlarını bitirdiğine dair sürekli notlar alıp, bu notları birbirleriyle paylaşıyorlar ve kullanmadıkları zamanlarda uygulamayı kapatmaları konusunda birbirlerini uyarıyorlar. 

Bu binaya sığınan Pakistanlı mülteci Nashid, bu uzak bölgede yaşarken en temel ihtiyaçlarından birinin telefonlarını şarj etmek için bir yol bulmak olduğunu söylüyor. Elektriğe düzenli ulaşım olmaksızın, pilini şarj etmek gönüllülerin ziyaretine bağlı olduğundan, onlar tekrar gelene kadar telefonunu açık tutmanın türlü yollarını deniyor. Gece uyurken ya da gündüz şekerleme yaptığı zamanlarda telefonu kapatmak ve açıkken en düşük ekran ışığında kullanmak da bu stratejiler arasında yer alıyor. Biten pili çıkarıp tekrar tekrar salladıktan sonra telefonu birkaç dakika daha kullanabildiğine dair yeminler ediyor.

Doğu Avrupa’dan Batı Avrupa’ya geçen pek çok mülteci için, Macar-Sırp sınırı gidebilecekleri en son noktayı tanımlıyor. Bir kez Maceristan’a girdiklerinde, sınır kontrolsüz 26 AB üyesinin alanı olan Shengen Bölgesi’ne girebilecek ve hedefleri olan Batı Avrupa ülkelerine daha kolay ulaşabilecekler. Ancak artan güvenlik, bu sınır geçişini önemli ölçüde zorlaştırdı. Pek çok mülteci darp edildi ve karşıya geçme denemelerinde çoğu kez başarısız oldular. 

Nashid son sekiz aydır Sırbistan’dan Macaristan’a geçmeye çalışıyor. Avrupa’ya doğru yola koyulmadan önce eşi ve iki çocuğu da dahil olmak üzere tüm ailesini arkasında bıraktı. Ailesiyle ve varmaya çalıştığı Paris’teki kuzeniyle iletişim kurmak için WhatsApp’ı kullandığını söylüyor. Şarj zorluğu bir yana, gününün çoğunu bekleyerek geçiren biri olarak telefonunun ona nefes aldırdığını itiraf ediyor. Youtube’da bir iki şarkıyı dinlemeye ya da Urdu dilinde birkaç video izlemeye çalışıyor. 

Bir Yolculuk, Bin Çeşit Uygulama

Son yıllarda Sırbistan, Batı Avrupa’ya göç etmeye çalışanlar için ana geçiş noktası oldu. Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da bulunan ve 24 saat hizmet veren Miksaliste Mülteci Yardım Merkezi, mültecilelere yol yardımı sağlayan Sivil Toplum Örgütleri tarafından işletiliyor. Merkeze girer girmez tekrar, telefonlarını şarj etmek için uzatma kablolarının etrafına toplanan ve merkezin bedava Wi-Fi bağlantısıyla sosyal medya hesaplarına erişerek geride bıraktıkları aileleri ve arkadaşlarıyla Skype bağlantısı kuran mülteciler görürsünüz. 

Fotoğraf: Sırbistan’daki mülteciler akıllı telefonlarını şarj etmek için bir çoklu prizin etrafında toplanıyor. Fotoğrafçı: Ziad Reslan

Aynı sahne, mültecilerin bir araya geldiği her yerde tekrarlanıyor gibi görünüyor. Bugün dünya çapında yaklaşık 70 milyon zorunlu göçmen bir sığınağa varabilmek için binlerce kilometre yol kat etmek zorunda. Bu mültecilerin yarısından fazlası sadece üç ülkeden geliyor: Suriye, Afganistan ve Güney Sudan. Zorla göçen en fazla nüfusa sahip olan Suriyeliler, Halep’ten Batı Avrupa’ya uzanan yürüyüşlerinde, sadece Sırbistan’ın Macaristan sınırına ulaşmak için yaklaşık 2250 km.den fazla yol katetmek zorundalar. 

Yol tarifi almadan dil öğrenmeye ya da eğlenceye kolayca ulaşmaya kadar, akıllı telefonlar aylarca sürecek bu yorucu yolculuklarda mülteciler için hayati önem taşıyor veya en azından arkada bıraktıkları sevdikleriyle konuşarak duygusal destek almalarına yardımcı oluyor.

2015 yazında Avrupa mülteci krizinin zirvesindeyken, yaklaşık bir milyon Suriyeli mültecinin acımasız bir iç savaştan kaçmak için Avrupa’ya geçmesiyle birlikte, Facebook ve WhatsApp sohbet grupları, mültecilerin yolda, hangi kaçakçıların güvenilir olduğu ve hangi oranlarda pazarlık edilebileceği gibi konularda, eş zamanlı gelişmelerden haberdar olmasını sağladı.

GPS’ten işaretlenen konumlar ve Google Haritalar, yol tariflerini mülteciler için pratik rotalar haline getiriyor. Akdeniz’de batan botlardaki mültecilerin çoğu, akıllı telefonlarından sahil güvenliğe gönderdikleri GPS sinyalleri sayesinde bulundular.

Mülteciler yoldayken telefonlarına, varmak istedikleri ülkenin dilini ve kültürünü öğrenme amacıyla, Almanca, Fransızca, İngilizce gibi dillerde ‘dil öğrenme uygulamaları’ indiriyorlar. Bulgarca, Sırpça ve Macarca yol işaretlerini anlamak için Google Translate’i kullanıyorlar. Aileleri parçalayan tüm bu zorunlu göç ile birlikte, akıllı telefonlar göçmenlerin tek iletişim yolu haline gelmiştir. İletişimin mültecilerin hayatındaki öneminin bilincinde olan Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü, 2016 yılının ortalarında “Mülteciler için Bağlantı” hareketini başlattı. Mültecilerin bağlantı haklarını savunan bu girişim, onların anlaşılan veri kullanım hızına ulaşmalarını, cihaz fiyatları konusunda para yardımı almalarını, akıllı telefonlardan tam anlamıyla yararlanabilmeleri için eğitim verilmesini ve internet erişim merkezlerinin açılmasını sağladı. İki yıl içinde Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü, mevcut pilot ülkeler olan Ürdün, Yunanistan, Çad, Malavi, Tanzanya ve Uganda’nın ötesinde, bu girişimin personel alımını ve bağlantı programlarını artırmayı planlıyor. 

Girişimler de göçmenlere yardım etmek için üzerlerine düşeni yapmak için çabalıyorlar. Kolombiyalı iki mimarlık öğrencisi Anna Stork ve Andrea Sreshta, güneş enerjisiyle çalışan ve ışık kaynağı işlevi de gören PackLite Max 2-in-1 telefon şarj cihazını geliştiren LuminAid’i kurdular. Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü, zorunlu göçmenlerin gelirinin üçte birinden fazlasını bağlantı kurmak için harcadığını tahmin ederek, “Mülteciler için telefon kredisi” uygulamasıyla mültecilere ücretsiz veri erişimi sağladı. GeeCycle gibi diğerleri de, dünyanın dört bir yanından kullanılmış akıllı telefonları toplamak ve onları savaştan kaçan mültecilere dağıtmak için çalışıyor.

Bilgi Kirliliği ile Mücadele

Miksaliste Mülteci Yardım Merkezi kapsamındaki Sivil Toplum Örgütlerinin “Çocukları Koru Sırbistan” kampanyasında, ücretsiz Wi-Fi ve kullanılabilir prizler sağlayan merkezden bir görüntü. Fotoğraf: Ziad Reslan

Tüm bu faydalarının yanı sıra, akıllı telefonlar her zaman zorunlu göçmenlerin yolculuklarını kolaylaştırmamıştır. Sosyal medya üzerinden rota bilgisi veren anonim hesaplara olan güvenleri, onları, avlarını bekleyen tacir ve kaçakçılara karşı savunmasız hale getirmiştir. Akrabalardan alınan bilgiler bile hatalı olabilir ve üzücü sonuçlar doğurabilir. ”Çocukları Koru Sırbistan” kampanyasından Jelena Besedic, yanlış bilgilendirmenin yayılmasının, Afganistan’dan Balkanlar’a kaçan refakatsiz çocukların artışında büyük bir payı olduğunu ifade ediyor. Sırbistan’da sıkışmış, 8 yaş gibi küçük yaşlardaki çocukların ailelerine, eğer çocukları Batı Avrupa’ya güvenle geçebilirse onları da yanlarına alma hakkı kazanacakları yalanı söylenmiş.

”Kolay” iltica yolları gibi yanlış bilgiler, göçmenleri gittikçe daha tehlikeli yolculuklara sürüklüyor – üstelik istedikleri yere ulaştıklarında hayal kırıklığına uğramak üzere… Bu bilgi kirliliği, Uluslararası Göç Örgütü gibi organizasyonların, kaynak ülkelerde batı seyahatlerinin tehlikeleri hakkında, göçmenleri eğitmek için kampanyalar başlatmalarına vesile olmuş. Ayrıca, Macaristan ve İtalya gibi milliyetçi hükümetler, ilk adımda mültecileri vazgeçirmek için, göçmenlerin telefonlarını hedefleyen çevrimiçi reklamlar ve mesajlar içeren kampanyalar başlattı. 

Göçmenler üzerinde her zaman ailevi baskı vardı ancak akıllı telefonlara erişim, baskıyı aralıksız ve anlık hale getirdi. Sırbistan ile Macaristan arasındaki sınırda sıkışmış olan Nashid, Pakistan’dan Fransa’ya olan 6.400 km.lik yolculuğunda nelere göğüs germesi gerektiğini önceden bilse, asla yola çıkmayacağını söylüyor. Ama Pakistan’dayken, Paris’teki kuzeninden, oraya gitmenin ve iş bulmanın ne kadar kolay olduğuyla ilgili durmadan mesajlar almış. Nashid, Pakistan’dan ayrıldıktan sonra, karısıyla iki çocuğundan, Paris’e varıp varmadığına dair aldığı sürekli mesajlar, eve geri dönme fikrini imkansız bir hale getirmiş.

Nashid, WhatsApp’ta duyduğu bir söylentiyi doğrulamamı isteyerek sohbetimizi sonlandırdı. Sorusu şuydu: Bir telefonun pil ömrünü 100 saate kadar uzatan, kişisel pil şarj üniteleri üretildiği doğru mu? Böyle bir şarj aletinin, en yakın prizden kilometrelerce uzakta olan birinin dünyasını nasıl değiştirebileceğini vurguladı.

Kaynak: TechCrunch

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Seyahat Sırasında Cep Telefonunuzu ve Verilerinizi Korumanın Yolları

Kontrolsüz Bırakılan Yapay Zeka Kendi Önyargılarını Oluşturabilir