, , ,

OMG

Soğuk Savaşın Kalıntısı: Kapalı Şehirler

Ait oldukları dönemin ruhunu en iyi şekilde yansıtan kapalı şehirler, içeriden sızan bilgi ve görüntülerin çeşitlenmesiyle modern dünyanın ilgisini her zamankinden daha çok çekmeye başladı. Dış dünyadan izole, konforlu alanları, kirli geçmişleri ve sırları ile Sovyetler’in ZATO olarak da bilinen ‘yaşam ve çalışma’ tesislerine kısa bir bakış…

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyet nükleer silah programının başlatıldığı Ozyorsk (City 40 olarak da bilinir) girişinde yabancılara girişin yasak olduğunu bildiren tabela. 2007

Kapalı şehirler, seyahat veya ikamet kısıtlamalarının uygulandığı, ziyaret edilmesi veya sınırları içinde kalınması için belirli izinlerin gerektiği, ağır askerileşmiş ülkelerin gizli rejimlerini uyguladıkları çalışma ve yaşam alanları olarak tarif edilebilir.

Burada yabancılar pek sevilmez

Bu şehirler arasında, 1940’ların sonlarında, Sovyetler Birliği Rusya’sında radyoaktif maddelerin üretilip depolandığı ve uzun yıllar gizliliğini koruyabilmiş olan kapalı şehirler başta gelir. Joseph Stalin’in nükleer araştırma tesislerini düşmanlarının meraklı gözlerinden koruma gerekçesiyle inşa edilen tesisler, ülkenin en uzak bölgelerinde konuşlandırılmış durumdadır. Bu şehirlere, Sovyet vatandaşları da dahil olmak üzere, gerekli yetkiyi alamadan kimsenin dışarıdan giriş yapmasına izin verilmez. Öyle ki, kapalı bir şehir olan Seversk’te bugün hala ziyaretçilerin giriş belgelerini göstermeleri gereken 6 tane kontrol noktası bulunuyor.

Seversk girişindeki bir kontrol noktası. 2010

Yüksek güvenlik önlemleri

1993 yılında, haritada dahi görünmeyen hatta, toplamda 1,5 milyonu bulan nüfuslarına rağmen resmi sayımlarda yer almayan bu dış dünyadan soyutlanmış şehirlerin adı ZATO (Kapalı İdare Birimleri) olarak değiştirildi. Bu değişiklik ile şehirler artık sadece posta kutusu numarasından ibaret haline geldi. Kapalı şehirlere girmek sayısız kontrolü de kapsayan oldukça zor bir prosedürden geçmeyi gerektiriyordu. Sakinlerinin günlük yaşamları KGB ajanları tarafından kontrol altında tutuluyor ve diğer şehirlerde yaşayan yakınlarıyla haberleşmeleri (mektup yoluyla) oldukça sıkı denetimlerden geçerek, sadece elden ulaştırılıyordu. Dış dünyayla bağlantıları tamamen kesilmiş olarak yaşayan bölge sakinleri, bir zaman sonra yabancılara karşı oldukça mesafeli olmaya başlamışlardı. Şehir dışına çıktıklarında nerede yaşadıklarına dair yabancılarla bilgi paylaşmaları yasaklanmış ve her türlü paylaşım cezai uygulamalara tabi tutulmuştu.

Kapalı şehirlerden biri olan Severomorsk’ ta tipik, dokuz katlı bir apartman. 2010.

Özgürlük mü, konforlu yaşam mı?

Tüm dünyadan izole olarak yaşamalarının mükafatları, özel apartmanlar, iyi sağlık hizmetleri ve hayatları boyunca geçim sıkıntısı çekmeden yaşayabilmekti. Ülkenin geri kalanının en temel gıdalara erişim olanaklarının oldukça sınırlı olduğu dönemlerde, kapalı şehir sakinleri, muz, yoğurt, süt ve sosis gibi elde edilmesi zor yiyeceklerden asla mahrum kalmıyordu. Bugün dahi etrafı dikenli tellerle çevrili bu şehirde yaşayanlar, sahip oldukları olanaklar nedeniyle kendilerini şanslı hissetseler de, bu yüksek standartlı gizlilik anlaşması onlar için bazı ölümcül sonuçlar doğurdu.

Severomorsk. 2010.

Nükleer tehdit

Kapalı şehirlerdeki suç seviyelerinin dünyanın herhangi bir yerinden daha düşük olması, bu şehirlerde yaşamın ne kadar güvenli olduğunu gösterse de bölgede yaşayan halk aslında başka tehlikelerle karşı karşıya kalıyor. 6 Ağustos 1945’te A.B.D Hiroşima’yı tarihte ilk kez kullanılan nükleer silahlarla vurduğunda, Stalin buna karşılık kendi nükleer silahlarını geliştirmeye karar vermiş ve Sovyetler Birliği, tamamen gizli bir şekilde çalışmaları yürütülen ilk nükleer tesis Mayak’ı kurmuştu. Mayak, Ozersk’te yer alan  bir fabrika olsa da, adı tarihte bir fabrikadan çok hem çalışanların hem de bölgede yaşayanların yüksek radyasyona maruz kalarak ölmelerine sebep oluşuyla anılacaktı.

1984’te, Severomorsk’tan ateşlenen deniz füzesinin patlaması sonucu yaklaşık 300 kişi hayatını kaybetti.

Ozersk ölümle karşı karşıya

85 bin kişilik nüfusuyla küçük bir kent olan Ozersk’in işlevi, bölgedeki nükleer merkezlerin atıklarını depolamaktı. Mayak’ta 1957’de meydana gelen nükleer kazada oluşan radyasyonlu atık sular, yerli halkın “Ölüm Gölü” ya da “Plutonyum Gölü” adını verdiği bir göle bırakıldı ve bu bölgede yaşayanlar ciddi oranda radyasyona maruz kaldı. Bu alandaki radyoaktif konsantrasyonun Çernobil’de yayımlanan radyasyonun 2,5 katı kadar olduğu bildirildi. Kazanın olumsuz etkileri bölgede ve çevresinde hala aktif.

City 40

Mayak’taki nükleer sızıntıları araştıran bir Rus-Norveç heyetinin ulaştığı bilgilere göre, bilinen Çernobil faciasının dışında, bölgede başka nükleer kazalar da yaşanmıştı. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra, birçok kapalı şehir tasnif edilse de Rusya bu şehirler hakkında sessizliğini koruyor ve bu kentlerde yaşam, ciddi sağlık problemlerine rağmen hala devam ediyor. 2016 yılı yapımı City 40 isimli belgesel, Ozersk yasak şehrinde yaşanan tehlikeli gerçekleri gözler önüne sererek ses getirmişti.

 

Zarenchny kapalı şehrindeki günlük yaşama dair bazı fotoğrafları buradan inceleyebilirsiniz.

Kaynak: Ati, City 40, The Guardian

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İngiltere’de Reklamlar Cinsiyetçi Kalıplardan Arınıyor

Çöpü Olmayan Kasaba