, , , , ,

OMG

Google’ın Azınlık Raporu: Arama Verisi

Potansiyel bir suçlu musunuz? Öyle olmadığınızı düşünebilirsiniz, peki acaba kağıt üzerinde nasıl görünüyorsunuz? Veri bilimcisi Seth Stephens-Davidowitz, Azınlık Raporu filmindeki ‘’gelecekte işlenecek suçları tahmin etme’’ teknolojisine benzetilen Google’ın arama verisinin suç, önleyicilik ve toplum için ne anlama geldiğini şöyle ifade ediyor:

Korkunç aramalar ve korkunç eylemler

İnsanların henüz işlemedikleri suçlar için, sadece eldeki verilerin bu suçu işleyeceklerini işaret etmesi sebebiyle tutuklandıkları ‘’Azınlık Raporu’’ filmini görmeyen var mı? Bugün erişebildiğimiz çok fazla veri ile böyle bir dünyaya mı giriş yapıyoruz?

Üstelik internette, suç işlemeyi düşünen insanlara ilişkin ipuçları da kesinlikle mevcut. İnsanlar gerçekten Google’a ‘’Kız arkadaşımı nasıl öldürürüm?’’ ya da ‘’Cinayet nasıl işlenir’’ yazıyor.

Peki toplum olarak bu bilgiyle ne yapmalıyız? Bence kesinlikle çok ama çok dikkatli olmalıyız. Kötü şeyler düşünmenin yasadışı sayılmak zorunda olmadığı bir toplum olarak, dikkatli olmak için etik ve mahremiyet bakımından sebeplerimiz var. Bunun yanı sıra veri bilimi de bir sebep olarak görülebilir. Çevrimiçi arama verilerinde göreceğiniz şeylerden biri, pek çok insanın, korkunç bir eyleme geçmeksizin, korkunç düşüncelere sahip olduğu ya da korkunç aramalar yaptığıdır.

Yani bütün bu veri elimizde olduğunda, kimin suç işleme ya da kötü bir şey yapma riski taşıdığını kestirebileceğimizi düşünebiliriz – ama belki de, bu gerçekten ama gerçekten çok güçtür çünkü insanların çok büyük bir çoğunluğu kağıt üzerinde cidden kötü görünmesine rağmen asla o kötü şeyleri yapmaz.

Azınlık Raporu (2002) Yön: Steven Spielberg (İzlemek için hala geç değil.)

Kelimeler gereğinden fazla önemli olduğunda

P2P finansman şirketi Prosper’in bir çalışması var: Kişiler kredi başvurusu yapıyor ve uzmanlar da bu kişilerin kredi başvurularında kullandıkları kelimeleri analiz ederek borçlarını geri ödeyip ödemeyeceklerini tahmin etmeye çalışıyor. Nihayetinde bir kişinin borcunu ödeyip ödemeyeceğinin, başvuru formunda kullandığı kelimelerden öngörebileceği ortaya çıkıyor. Örneğin ‘’Söz veriyorum’’ ifadesini kullanan bir kişinin, krediyi geri ödeme olasılığı daha düşük görülüyor – çünkü sanırım herkes yalan söyler ve bu durumda ‘’söz veriyorum’’ ifadesi, geri ödemeyeceğinizin bir işareti olarak görülebilir. En kuvvetli işaretlerden biri ise başvuruda ‘Tanrı’ kelimesinin kullanılması olarak kabul ediliyor. Bu biraz tuhaf ve potansiyel olarak karanlık bir gelecek resmi çiziyor – ve şu anlama geliyor: Borç verenin, ‘Tanrı’dan bahseden kimseye borç vermeyecek kadar ‘akıllanması’. Yani başvurunuzda ‘’Allah razı olsun’’ dediyseniz, siz de borcunu ödememe eğilimi gösterdiği düşünülen diğer insanların bulunduğu geniş bir grubun içinde görüleceksiniz.

Korelasyon nedensellik değildir

Çok sayıda korelasyon (doğrusal ilişki) içeren büyük verinin ortaya çıkardığı en büyük tehlikelerden biri de şu: Her şey, her şeyle bir şekilde ilişkilenebilir ve bazen her nasılsa bunun nedenini anlayamayız. İnsanların kullandıkları bazı kelimeler, Facebook’ta beğendikleri şeyler kötü şeyler yapacaklarına ilişkin işaretler olarak görülebilir ve gerçekten kötü şeyler yapmayacaklarsa bile bunun için -nedenini bile anlamadan- cezalandırılabilirler.

Birbirimize soramadıklarımız

Dinle ilgili Google arama verilerinde göreceğiniz şeylerden biri de genellikle dindar bölgelerde yaşayan insanların sorularıdır. İnsanların Tanrı’ya ilişkin ağır (derin) soruları vardır. ‘’Neden Tanrı iyi insanların başına kötü şeyler gelmesine izin verir?’’ ya da ‘’Neden acı çekmemize izin verir?’’ ya da ‘’Neden bu kadar övgüye ihtiyaç duyar?’’ Bunlar insanların yüksek sesle yöneltemediği sorulardır çünkü şüphelerini başkalarıyla paylaşmak istemezler. Bunun yerine Google’a döner ve dinle ilgili duydukları hikayelere ilişkin cidden çok ama çok ağır sorular sorarlar.

Kaynak: BigThink

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

30 Yıl Önce Ozon Tabakasını Onaracağımıza Söz Verdik ve İşe Yaradı

Kişisel Ritüellerin Gücü – Beynimiz ve Davranışımız Üzerindeki Etkileri