, , ,

Dijital Çağın 19 Hastalığı

Journo’da yer alan habere göre, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Akpınar, bilimsel kriterlere uygun olarak belirlenmiş dijital çağ hastalıklarını şöyle sıralıyor:

WhatsAppitis (Klavye Hastalığı)

Bilgisayarlardaki fare ile klavyeyi ve akıllı telefonlardaki mesajlaşma platformlarını kullananlarda sık görülen ve aynı hareketlerin sürekli tekrarlanması sonucu el ve kollardaki sinir, tendon, kas ve diğer yumuşak dokuların zedelenmesiyle oluşan WhatsAppitis, kan akışında bozulma ve ağrıya duyarlılıkla ilgili problemlerle karşımıza çıkıyor.

Önce hafif şekilde başlayan bu durum ilerledikçe, parmaklarda karıncalanmalar oluşturuyor, ellerde uyuşukluk ve el hareketlerinde çeşitli kontrol kayıplarına da yol açabiliyor. Geçmişte bilgisayar kullanımıyla ilişkilendirilen ve “Fare-Klavye Hastalığı” ismi verilen hastalık akıllı telefonlardaki anlık mesajlaşma programlarının hayatımıza girmesiyle günümüzde dünya genelinde en sık kullanılan anlık mesajlaşma platformunun ismi olan “WhatsApp” ile yeni bir isim kazandı.

ErsiVolkitis (Tekrarlayıcı Gerilme Yaralanması)

Tekrarlayıcı gerilme yaralanmaları terimi birçok farklı durumu içeriyor. Karpal Tünel Sendromu, Kübital Tünel Sendromu, Guyon Kanalı Sendromu, Lateral Epikondilit ve Bilek Tendiniti veya El Tendoniti gibi birçok klinik durum bu tanımlama içerisinde yer alıyor. Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) ve Ultrasonografi (USG) gibi görüntüleme yöntemlerini tanıda kullanmayı öneren çalışmalar az sayıda. Birçok durumda spesifik bir teşhis konulamıyor ve semptomatik tedavi ile şikâyetler gideriliyor.

Hikikomori Fenomeni

Japoncada “toplumdan elini ayağını çekmek” anlamına gelen “Hikikomori,” kişilerin birden eve kapanmasına, en yakın çevresi ve ailesiyle bile iletişimi koparmasına neden oluyor. Teknolojik gelişmenin beraberinde getirdiği bir hastalık olarak görülen Hikikomori, kişinin sanal âlemde iletişim bağımlılığı geliştirip, kendini sosyal çevreye kapatması olarak görülüyor.

Bu bağımlı iletişim patolojisi bir süre sonra öyle bir hâle geliyor ki, kişi yaşamındaki tüm sorumluluklarını ertelemeye ve aksatmaya, hatta temel fizyolojik ihtiyaçlarını bile bilgisayar karşısında karşılamaya başlıyor. İlk başlarda büyük bir keyifle geçen sanal âlemdeki bu zaman dilimi bir süre sonra depresif bir ruh haline neden oluyor. Bu duygudurum değişiminden dolayı hastalığa “modern tip depresyon” ismi de veriliyor.

Hastalığın esas nedeni olarak teknolojide öncü ülkelerde yaşayan ve sokağı tehlikeli gören yeni kuşak ebeveynlerin çocuklarına son model dijital cihazları alarak evde büyümesini teşvik etmesi gösteriliyor. Ebeveynler çocuklarını güvende tutma kaygısıyla, onları oyalamak ve göz önünde durmalarını sağlamak için akıllı telefon-tablet kullanmalarını teşvik ederek Hikikomori hastalığını yaygınlaştırıyor. Bazen de ebeveyn kendi işlerini yapabilmek için veya eve gelen misafirle rahatça ilgilenmek amacıyla çocuklarına akıllı telefon-tablet vererek bu psikolojik rahatsızlığa davetiye çıkarıyor.

Ego Sörfü

Kişinin sürekli olarak başta arama motorları olmak üzere diğer sosyal medya ağlarında kendi adını araması ve hakkında ne gibi bilgilere ulaşabildiğini, neler yazıldığını ve paylaşıldığını takıntılı olarak takip etmesi durumuna ego sörfü deniliyor. Hastalık tanısı koyulan kişilerin sayısının hızla artışı günümüzde birçok psikolojik bozukluğun başlangıcı olarak ele alınıyor.

Blog İfşacılığı

Kontrolsüz olarak, tanımadığı kişilerin kişisel blog sayfalarını tarayarak “başkaları da görmeli” düşüncesi ile çevrim içi platformlarda yayımlama merakı olan kişiler için yeni tanımlanmış bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor.

YouTube Narsisizmi

Kişilerin sürekli olarak kendisini övdüğü ve daha çok kendini iyi tanıtmaktan ibaret olan, dünya genelinde en çok kullanılan video paylaşım platformu YouTube’da videolar yayımlamasıyla ortaya çıkan, yeni ve hızla yayılan bir hastalıktır. Kişinin yayınlarının beğenilmemesi ve aşırı eleştirilmesinin ciddi psikolojik bozukluklara ve hatta intiharlara yol açabildiği belirtiliyor.

Myspace Taklitçiliği

Bu hastalık, kişinin başka bir karakter oluşturması veya başka birini tamamen taklit etmesi şeklinde kendisini gösteriyor. Başka biriymiş gibi sosyal medyada var olması, kişinin ileri düzeyde günlük yaşamına bile yansıtoe. Myspace artık eskisi kadar yaygın değil ama günümüzde her sosyal medya platformunda sahte profil resmi veya sahte isimlerle hesap açan birçok kişi bu hastalıktan mustarip.

Google Stalking

Yapı olarak ego sörfüne benzeyen bu hastalık kişinin kendisi yerine yakın çevresinde bulunan herkesin adını sürekli dünya genelinde en çok kullanılan arama motoru olan Google üzerinde araması ve haklarında bulduğu bilgileri sürekli kontrol edip kaydetmesi dürtüsüdür. “Stalking” ifadesi Türkçeye “ısrarlı takip” olarak çevrilebilir.

Siberhondrik

Hasta olan veya hasta olduğunu düşünen kişilerin, hekimlere güvenemediği için muayene başvurusu öncesi veya internet bağımlılığı nedeniyle bu problemine de internetten çözüm bulacağı düşüncesi ile hastalık belirtilerini internette arayıp kendisine teşhis koyması ve tedavi yöntemi bulmaya çalışması durumudur. Sık sık internette bunu tekrarlayan bu kişiler çevresindekileri de aynı yöntemlerle tedavi etme isteği hissederler. Siberhondrik kişilerin yanlış uyguladıkları tedavi yöntemleri çok sayıda olumsuz sonuca yol açmış ve açmaya da devam ediyor.

Photolurking

İnternette saatler boyu başkalarının fotoğraflarını takip etme, yorumlama ve beğenme durumudur. Günümüzde özellikle sık kullanılan sosyal medya platformlarından olan Facebook ve Instagram bu hastalığa yol açabilen uygulamalardır. Bu kişiler tanıdıkları bir arkadaşının hesabındaki fotoğraflara bakarak başladıkları yolculuklarını hiç tanımadıkları kişilerin profillerinde noktalarlar.

Wikipedializm

Zamanının büyük çoğunluğunu Wikipedia, internet sözlükleri veya benzeri bilgi paylaşım ağlarında çeşitli bilgileri düzenleme, yeni bilgiler paylaşma ve var olan bilgileri kronolojik düzenlere koyma üzerine obsesif belirtilerle karşımıza çıkan bir dürtü kontrol bozukluğudur.

Crackberry

Adını daha çok kurumsal iletişimde kullanılan, e-posta alıp gönderilebilen, internette sörf yapılabilen avuç içi bilgisayar türü BlackBerry telefonlardan alan bu hastalık daha çok üst düzey yöneticilerin sürekli olarak maillerini kontrol etmesi ile tanımlanmış bir dijital rahatsızlık olarak karşımıza çıkıyor. Blackberry marka telefonlar eski popülerliğini yitirse de, günümüzde her türlü mobil cihazla oluşabilir. Mail ve sosyal medya bildirimlerini sürekli kontrol eden kişiler tuvalette, banyoda, cenazede, toplantıda, yemekte, derste bile bunu yapmaktan kendilerini alamazlar.

Cheesepodding

İnternette geçirdiği zamanın çoğunu müzik indirip bunları taşınabilir kayıt cihazlarına depolamak ve arşivlemekle geçiren kişiler için yeni tanımlanmış bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. İsmini İngilizcede mecazen “düşük kaliteli” anlamına gelen “cheesy” (peynirimsi) ifadesiyle iPod ve podcast sözcüklerinden alıyor. Dijital cihazların özellikle yıllar öncesine ait düşük kaliteli şarkılarla doldurulmasına işaret ediyor. Cheesepodding’in bir hastalık değil koleksiyonculuk olduğunu savunanlar da var.

Enfornografi

Bilgi açlığını internette sürekli araştırma yapıp okuyarak dindirmeye çalışan kişiler için yeni tanımlanmış bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor.

Fomo Hastalığı

Fomo Hastalığı; başka bir işle ilgilenirken sosyal medya üzerinden arkadaşlık kurulan kişilerin neler yaptıklarından haberdar olma isteğine karşı koyamayıp sürekli bu kişileri takip etme isteği ile karakterizedir. Bu hastalar sosyal medyaya erişemedikleri zamanlarda sanal âlemdeki gelişmeleri kaçıracakları korkusuyla endişeli ve gergin olurlar. Hastalık İngilizcede “Fear of Missing Out” söz grubundaki kelimelerin ilk harflerinin birleşiminden ismini alıyor ve Türkçeye “Gelişmeleri Kaçırma Korkusu” olarak çevriliyor.

Başka bir işle ilgilenirken sosyal medya hesaplarında paylaşılan iletileri görememe korkusu olarak karşımıza çıkan Fomo Hastalığı; işini bitirir bitirmez bir önce gördüğü paylaşıma kadar geriye doğru giderek önceki paylaşımı gördüğü an kişide oluşan anksiyetinin sona ererek rahatlama durumuyla yeni tanımlanmış bir hastalık… Fomo hastaları yeni gelişmeleri herkesten daha sonra öğrenme korkusu taşırlar. Örneğin birden fazla kişiye gönderilen bir e-postayı en son okuyan ve detayları en son öğrenen kişi olmaktan, sosyal medyadaki bir iletiye en son yorum yapmaktan korkmaları nedeniyle akıllı telefon, tablet cihazlar, dizüstü veya masaüstü bilgisayarlarını farkında olmadan her fırsatta sürekli kontrol ederler ve bu cihazlardan en az birini sürekli yanlarında taşırlar.

Fomo Hastalığı bireyin sahip olamadığı veya yapmak isteyip de yapamadığı şeyleri sosyal medya üzerinden arkadaşlık kurduğu kişilerin gerçekleştirmesi sonrası ortaya çıkan anksiyete ile karakterize bir korkudur ve beraberinde kişilerde Nomofobi ile Jomo Hastalığı’na da sebep olabilir.

Nomofobi

İngilizce “No Mobile Phone Phobia” kelimelerinin kısaltılmasıyla adlandırılan ve dilimize “Telefonsuzluk Fobisi” olarak çevirebileceğimiz bu hastalık; özellikle Z kuşağı olarak adlandırılan ve akıllı cep telefonlarını okuma yazma dahi bilmeden kullanmaya başlayan yeni nesli yakından ilgilendiren dijital çağın yeni tanımlanmış hastalıklarındandır. Hastalığa sebep olan esas neden aşırı telefon kullanımının oluşturduğu bağımlılıktır.

Telefonu yanındayken bile unutmuş olabileceği düşüncesiyle sürekli elini cebine veya çantasına atarak varlığını kontrol etme, telefonun yokluğunun veya unutulmasının kişide beklenmeyen fiziksel ve psikolojik tepkilere neden olması, şebeke sinyali olmadığında ya da şarj bittiğinde aşırı öfkelenme, kısa süreliğine dahi olsa telefonunu kapatamama, telefonsuz kendisini eksik hissetme ve telefondan ayrı kaldığında hayattan kopmuş hissine kapılma, interneti olmayan ortamları tercih etmeme gibi durumlar hastalığın temel bulguları arasındadır.

Jomo Hastalığı

İngilizce “Joy of Missing Out” kelimelerinin kısaltılmasıyla adlandırılan hastalık Türkçeye “Habersiz Kalma Neşesi” olarak çevrilebilir. Jomo Hastalığı; Fomo Hastalığı ile bağlantılı olup aslında Fomo Hastalığı ile başlayan bir sürecin terse çevrilmesi olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin sosyal medya üzerinden duyurulan bir etkinliğe kişinin gitmek istemesi ve bu etkinlik tarihine kadar sosyal medya üzerinden paylaşımları takip etmesi Fomo Hastalığı (etkinlikle ilgili paylaşımları kaçırma korkusu) olarak kendisini gösterir. Kişinin herhangi bir sebeple etkinliğe katılamama durumunda bu konudaki gelişmeleri kaçırmaktan zevk alması ise Jomo’ya işaret eder.

Fobo Hastalığı

İngilizce “Fear of Being Offline” kelimelerinin kısaltılmasıyla isimlendirilen ve dilimize “Çevrim Dışı Olmaktan Korkma” olarak çevrilen bu rahatsızlık; Fomo Hastalığı, Nomofobi ve Jomo Hastalığı ile bağlantılıdır. Bu kişiler özellikle yurtdışı seyahatlerinde ya mevcut telefon hatlarını internet erişimine açık tutarlar ya da kablosuz internet olmayan yerlerde dolaşmak istemezler.

Selfitis

Selfitis; kişinin kendi fotoğrafını (selfie, özçekim) çok fazla çekip bunları sosyal medyada yayımlaması ile karakterize olan obsesif kompulsif bozukluktur. Bu durum temel olarak kişinin toplumda hissettiği kabul edilirliğini derecesini arttırmak ve diğer kişilerle daha iyi iletişim kurma çabasından ortaya çıkar. Selfitis; mahremiyet problemlerinin oluşması, kişide bağımlılığa neden olması, bireyler arası ilişkilere zarar vermesi, kişilerin görünümlerine aşırı önem verme çabalarını doğurması nedeniyle hastalık olarak kabul edilir. Selfitis üç ayrı şekilde tanımlanır.

Borderline Selfitis: Günde en az üç kez selfie fotoğraf çekmek, sosyal medyada yayımlamamak.

Akut Selfitis: Günde üç ila altı arası selfie fotoğraf çekmek ve sosyal medyada yayımlamak.

Kronik Selfitis: Kontrol edilemeyen bir dürtü şeklinde selfie fotoğraf çekmek ve sosyal medyada günde en az altı kez yayımlamak.

Selfitis tedavisinde bilişsel davranışçı terapi, hastanın kompulsif davranışının nedenlerini tanımasına ve onu nasıl modüle edebileceğini öğrenmesine yardımcı olmak için kullanılabilir. Selfie çubuklarının icadıyla selfie çeken kişiler toplu alanlarda başkalarının kişisel alanlarını da ihlâl etmeye ve ortak kültür mirası nesnelerine zarar vermeye başlamışlardır. Bu nedenle ülkemizdeki bazı müzeler de dâhil dünyada birçok kültürel mekânda kişilerin selfie çekmesi veya selfie çubuğu kullanması yasaklanmıştır.

Dijital çağ hastalıklarına karşı ne yapmalı?

Hayatın her alanında olduğu gibi medya alanında da dijitalleşme hızla sürüyor. Medya profesyonellerini de kapsayacak yeni hastalıkların önümüzdeki yıllarda daha da çeşitlenmesi bekleniyor. Prof. Ersin Akpınar’ın mesajı şöyle:

“Sürekli yeni bireylere erişen dijital ortamların ilerleyen yıllarda tüm dünya nüfusunu etkisi altına alacağı öngörülürse başta hekimler olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının, dijital çağın yeni hastalıklarıyla ilgili bilgi sahibi olması, tanımlanmış tanı kriterleri ve tedavi protokolleriyle ilgili donanımlarını arttırmaları, konuyla ilgili farkındalık sahibi olmaları kaçınılmazdır. Çünkü polikliniklerimizde bundan böyle dijital çağın yeni hastalıkları nedeniyle başvuru sayılarında artışlar gözlenecektir.”

Akpınar’ın dijital araçları kullananlar için son sözü ise şu: “Kullanın, esiri olmayın.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Türkiye’nin yüzde 74’ü gazete okumuyor

Beethoven’in Yarım Kalan Eserini Yapay Zeka Tamamlayacak!