, , , ,

Dedikodunun Cazibesi

Tüm kötü yanlarına karşın, dedikoduya karşı koymak neden bu kadar güçtür? Klinik psikolog Dr. Samantha Rodman açıklıyor.

Dedikodu, iletişimin abur cuburu gibidir. Kötü ve sağlıksız olduğunu biliriz fakat ona karşı koymak kolay değildir. Kabadır, nahoştur ve elbette arkasından konuştuğunuz kişinin bunları öğrenme ihtimalinin oluşu her zaman korkutucudur.

Peki tüm bu kötü yanlarına karşın, dedikoduya karşı koymak neden bu kadar güçtür?

Dedikodunun Yakınlaştırıcı Etkisi

Dedikodu Bağları Güçlendirir

Pek çoğumuz için, dedikodunun karşı konulamaz olmasının altında onun, başkaları ile bağ kurmayı öğrenmenin temel yollarından biri olması yatıyor. Erkekler toplu bir etkinliğe katılarak bağ kurarken, kadınlar genellikle sohbet yoluyla, sözel olarak bağ kurma eğilimi gösteriyor. Çoğu insan ebeveynlerinin, aile büyüklerinin ya da aile üyelerinin birbirlerinin arkasından konuştuğuna tanık olarak büyüyor. Bu anlamda dedikodu tanıdık / bildik geliyor ve tanıdık gelen her alışkanlık, kırılması güç bir alışkanlıktır.

Dedikodu Bir Takım Oyunudur

Dedikodu, insanların ortak bir ‘’düşman’’a karşı aynı takımdalarmış gibi hissetmelerine olanak tanır.

Dedikodu sizi ve sohbet ortağınızı bir tarafa, dedikodusu yapılan şanssız insanı diğer tarafa yerleştirir. Bu da bir arkadaşla ya da potansiyel arkadaşla bağ kurma hissini kuvvetlendirir çünkü iki kişi, başkasını küçük görme ya da onaylamama paydası üzerinde buluşmuş olur.

Bunu ifade eden sosyal psikoloji terimi ‘’iç grup – dış grup önyargısı’’ (”bize karşı onlar”)dır. Buna göre, sadece belirli bir gruba dahil olduğunuz ya da belirli bir tarafta konumlandığınız için grubunuzun üyelerine daha fazla bağlılık duyma, diğer grubun üyelerine ise daha fazla düşmanlık besleme eğilimi göstermeye başlarsınız.

Dedikodu Duygularımızı İfade Etmemizi ve Daha İyi Hissetmemizi Kolaylaştırır

Dedikodu, duygularını ifade etmekte güçlük çeken insanlara bir avantaj sağlar. Eğer sohbeti başka insanlara yöneltirseniz, karşınızdaki kişiyle kendi duygularınızdan, zaaflarınızdan söz etmek zorunda kalmazsınız. Derinlemesine bir sohbeti tehditkar bulan ya da ifşa olmuş hisseden kişiler için dedikodu, içe dönmekten sohbet ederek kaçınmanın kolay bir yoludur.

Dedikodunun bir kısa vadeli bir başka faydası da, kendi koşullarınız – özellikle de kaygılı ya da güvensiz hissettiren durumlar – hakkında iyi hissetmenizi sağlamasıdır. Örneğin, başkalarının romantik ilişkilerini yargılamak ya da kınamak, geçici bir süreliğine de olsa kendi ilişkiniz hakkında iyi hissetmenizi sağlayabilir. Şöyle düşünebilirsiniz: ‘’Sevgilim duygusal olarak uzak biri olabilir ama en azından fiziksel olarak bana sadık.’’ Elbette bu uzun vadede ilişkiniz için bir şey ifade etmez fakat sizi duygusal olarak zorlayan konuları derinlemesine düşünmekten kaçınmanın kolay bir yolu olabilir.

Peki Ya Olumsuz Yanları?

Çoğu insan, dedikodunun kötü yanlarının, iyi yanlarına açık ara baskın çıktığının farkındadır. Dedikodu en iyi ihtimalle suçluluk duygusunun eşlik ettiği bir keyif kaynağı, en kötü ihtimalle de bir zorlantı (kompülsiyon) halini alır.

Dedikodu Döngüsünden Çıkmak

Dedikodu alışkanlığınızı kırmak istiyorsanız, işe neden dedikodu yaptığınızı ve bu nedenlerden sizi en çok etkisi altına alanların hangileri olduğunu derinlemesine düşünerek başlamak önemlidir. Dedikodunun – hem kişilerarası hem de içsel anlamda – hayatınızda oynadığı rolü anlamanız gerekir.

Dedikodunun Yerine Sağlıklı Davranışlar Koymak

Dedikodunun sizin için işlevini tahlil ettiğinizde, hangi sağlıklı davranışlar ile dedikoduyu ikame edebileceğinizi de görebilirsiniz.

Örneğin, kilonuz konusunda güvensiz hissediyorsanız ve başkalarının kilo almaları ya da stilleri hakkında dedikodu yapma fırsatını kaçırmadığınızı fark ettiyseniz, kendi beden imajı meselelerinize daha doğrudan odaklanmalısınız. Terapiye başlamak, egzersiz yapmak ya da bir beslenme uzmanı ile görüşmek gibi inisiyatif alarak hedeflerinizle paralel davranışlar sergilemek, bu konuda yardımcı olabilir.

Bağ kurma meselesine gelince, potansiyel arkadaşlarla bağ kurmanın ya da mevcut arkadaşlarla ilişkileri güçlendirmenin, dedikodu dışında pek çok yolu vardır. Genellikle, başkalarından bahsetmek yerine, kendi duygularımıza ve güvensizliklerimize odaklandığımız sohbetler çok daha samimi bir şekilde ilerler. Arkadaşlar empati kurarlar ya da kendi duygularından bahsederek cevap verirler, bu da bir dostluğu dedikodudan daha iyi derinleştirir.

Kendinize Güvenirseniz Gerisi Kolay

Dedikoduya çok zaman harcamak kendi hayatınızı daha yakından ele almanız gerektiğinin bir işaretidir. Kendinize ve seçimlerinize daha çok inanmak, daha güçlü hissetmenize ve daha hakiki bir hayat yaşamanıza imkan tanır. Kendinizle mutluysanız, dedikodu daha az cazip gelir ve diğerlerine karşı nazik olmak, onları yargılamamak daha da kolaylaşır.

Kaynak: TalkSpace

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kendisine 1’er Kuruş Vermeleri için Milyonlarca Kişiyi İkna Etti

Ekranların Hakimiyetinde Anne ve Babalık – Uzmanlar Ne Yapıyor?