, , , , , ,

OMG

Uzaylılara Ulaşamadan Tükeneceğiz

Potansiyel olarak zeki bir yaşamın son derece olası olduğu bir evrende, bütün çabalarımıza karşın kimseden haber almadan yaşamaya devam ediyoruz. Peki komşularımız nerede? Onlara ulaşmamızın önündeki engel kendimiz olabilir miyiz?

NASA astronaut Karen Nyberg, Uluslararası Uzay İstasyonu pencerelerinden Dünya’ya bakıyor. NASA.

İnsan uygarlığı hızlı yaşayıp genç ölüyor olabilir

Kontrol altına alınamayan küresel ısınma, Dünya üzerinde kapsamlı bir yıkıma sebep olabilir. Deniz sularında yükselme sahil şeridindeki şehirleri, hava sıcaklığında artış insan sağlığını, okyanuslardaki asit seviyesinin yükselişi balık ve mercanları tehdit ediyor. Bu durumda, insan aktivitelerinin sonuçları, medeniyetimizin daha da gelişmesinin önündeki engellerden biri olabilir. Hatta daha da uç bir senaryoya göre, bizi dünya üzerinden silebilir bile.

Kulağa olası gelmese de bu, kimi bilim insanları için merak uyandıran bir sorunun cevabı: Neden dünya dışı zeki yaşam ile karşılaşmadık?

Fermi Paradoksu

Her biri gezegenlerle çevrili 100 ila 400 milyar yıldız arasında bir galakside yaşıyoruz. Yakın zamana kadar, gözlemlenebilir evrende – her biri yüz milyonlarca yıldız ve trilyonlarca gezegen içeren – 200 milyar galaksinin bulunduğunu düşünüyorduk. Ancak NASA’nın araştırmaları gösterdi ki; galaksi sayısı sandığımızdan en az 10 kat fazla olabilir.

Yaşanabilir gezegenler nadir bulunsa ve bildiğimiz anlamda yaşamın buralarda yeşermesi aşırı derecede olanaksız olsa da, bu akıl almaz sayılar evrenin bir yerlerinde hala zeki bir yaşamın olabileceğini akla getiriyor. Eğer potansiyel olarak yaşanabilir gezegenlerin %0.1’i gerçekten yaşam barındırsaydı bu yaşamın olduğu milyonlarca gezegen anlamına gelirdi.

Bu durumda akla Nobel ödüllü fizikçi Enrico Fermi’nin uzaylı komşularımız hakkındaki meşhur sorusu geliyor:

Enrico Fermi
(1901 – 1954)

Neredeler?

Neden onlardan bir haber almıyor ya da varlıklarına ilişkin herhangi bir kanıt bulamıyoruz? Bu soru Fermi Paradoksu olarak bilinir ve çoğu can sıkıcı olmakla birlikte birkaç şekilde cevaplanmıştır.

Bir hipoteze göre, zeki yaşam, orijinal gezegeninden ayrılıp yakın gezegenlere ulaşmayı başaramadan ‘’Büyük Filtre’’ye takılır.

Filozof Nick Bostrom’un açıkladığı gibi bu fikir, Dünya benzeri gezegenlerdeki yaşamın, diğer yıldız sistemlerindeki uygarlıklarla iletişim kurabilmesi için, aşması gereken bazı ‘evrimsel basamak ya da geçiş’lerin olduğunu söyler. Ancak bir engel ya da bariyer, biz zeki türlerin bu basamakları geçişini imkansız kılıyor olabilir. Bu görüş, bugüne dek başka bir yaşamdan haber alamayışımızın nedenini açıklıyor olabilir.

Bostom şöyle der:

Yaşamın filizlenmesi için elinde milyar milyar potansiyel nokta ile başlıyorsun ve sonunda gözlemleyebildiğin şey tam tamına sıfır dünya dışı uygarlık. Dolayısıyla, Büyük Filtre, milyarlarca zar atmaya karşın hiçbir sonuç almamamızı sağlamaya yetecek kadar güçlü; kritik basamaklar da yeterince imkansız olmalı. Uzaylı yok, uzay gemisi yok, sinyal yok – en azından bizim buralardan tespit edebileceğimiz bir şey yok.

İnsanların Büyük Filtresi: İnsan

İleri uygarlığın gelişiminin sebep olduğu iklim değişikliği bizim durumumuzda pekala o filtrenin ta kendisi olabilir. Amerikalı Gazeteci ve Yazar David Wallace-Wells, New York Magazine için şu demeci vermiş:

Mekanla olduğu kadar zamanla da ayrılmış güneş sistemleri ile dolu milyarlarca yıllık bir evrende, uygarlıklar yükseliyor, gelişiyor ve  kendilerini, birbirlerini bulmalarına imkan vermeyecek bir hızda yakıp kül ediyor olabilirler.

Gezegenimizde sera gazlarının sebep olduğu kitlesel yok oluşları keşfedenlerin arasında bulunan Paleontolojist Peter Ward, büyük filtrenin bu olduğunu söyler. Uygarlıklar yükselir ancak onların tükenmelerine ve çabucak yok olmalarına sebep olan çevresel bir filtre vardır. Dünya gezegenine bakarsanız, geçmişte karşımıza çıkan filtrelemelerin, bu toplu tükenişlerde karşımıza çıkanlar olduğunu görürsünüz.

Bugün yaşıyor olduğumuz tükeniş sadece bir başlangıç, çok daha fazla ölüm yolda.

Bilim insanları şu anda Dünya’nın göreceği 6. büyük kitlesel tükeniş hadisesine giden yolun ortalarında mı, sonlarında mı olduğumuzu tartışıyor. Her iki şekilde de durum vahim. En kötü ihtimalli iklim değişikliği senaryosunun yarattığı varoluşa dair riskler gerçek. Eğer bu riskler insanın Büyük Filtresi görevi görecek şekilde ciddileşirse, evrendeki başkalarıyla iletişim kuracak vaktimiz olmayabilir.

Kaynak: Business Insider

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Silikon Vadisinin Kara Sırrı: Akıl Sağlığı Bozuklukları

İklim Değişimiyle Mücadelede En Etkili Bireysel Önlemler