, , , ,

Paylaşımcı Anne ve Babaların Dikkatine

Güvenlik, mahremiyet ve hukuk başta olmak üzere, çocuklarının fotoğraf ve bilgilerini sosyal ağlarda paylaşan anne babaların hatırlamasında fayda olan bazı konular.

Çocuğunuzun mutlu, şirin ya da gururlu bir anını fotoğraflayıp bunu sosyal ağlarda hevesle paylaşmak sizi kötü birer anne ve baba yapmaz ancak ne kadar bilgiyi, kiminle paylaştığınızın bilincinde olmak, fotoğrafı paylaşılan çocuğun menfaatlerini ve onurunu gözetmek her zamankinden daha önemli.

İstatistikler

Birleşik Krallık’ta ebeveynlerin yüzde 42’si, çocuklarının fotoğraflarını çevrimiçi ortamda paylaşıyor. Bunların yarısı ise bunu ayda en az 1 kez yaptığını ifade etmiş.

Çocukların yüzde 80’inden fazlasının, 2 yaşına gelmeden bir çevrimiçi varlığa sahip olduğu ‘sharenting’ dünyasına hoş geldiniz. (Sharenting: İngilizce’de ‘paylaşmak’ anlamına gelen ‘share’ ile ‘ebeveyn’ anlamına gelen ‘parent’ kelimeleri birleştirilerek türetilmiş bir terim. ‘Paylaşımcı ana baba’ olarak çevrilebilir.) Günümüzde ortalama bir ana babanın, çocuklarının 5. yaş gününden önce onun 1500 fotoğrafını paylaşmış olduğu tahmin ediliyor.

OFCOM’un yayınladığı güncel rapor, ebeveynlerin neredeyse yarısının çocuklarının  görüntülerini online ortamda paylaştığını doğrulasa da, yarısından çoğunun da paylaşmayı tercih etmediğinin altını çiziyor. ‘Paylaşmayan ana babalar’ın yüzde 87’si çocuklarının mahremiyetlerini korumak için bilinçli olarak bu tercihte bulunuyor.

Aşırı paylaşım

Anne ve babaların, çocuklarının fotoğraflarını paylaşmak için genellikle iyi sebepleri vardır. Bu tip paylaşımlar onların ebeveynliğe dair öneriler alıp vermelerini, duygusal ve pratik anlamda destek görmelerini, akrabaları ve yakınlarıyla irtibatta kalmalarını kolaylaştırır.

Yine de kişilerin çok fazla miktarda ve uygunsuz bilgiler paylaşmalarına – ‘aşırı paylaşımcı ana babalık’ konusuna – ilişkin endişeler de gün geçtikçe artıyor.

Sharenting, çocuğun ev, okul ya da oyun alanının tam konumunu ya da kimlik bilgilerini, onu risklere karşı savunmasız bırakacak şekilde açık etmeyle neticelenebiliyor.

Çoğu kişi, tercih ve eylemlerinin olası sonuçlarının farkında olduğunu, paylaşacağı şeyi çocuğun açısından da değerlendirdiğini ifade etse de; güncel bir raporda herkesin böyle yapmadığı iddia ediliyor.

”İnternetle birlikte büyümek” başlıklı rapor, kimi ebeveynlerin çocuklarını utandıracağını bilmelerine rağmen bu tip paylaşımlar yaptığını, bazılarının da paylaşmadan önce çocuklarının menfaatlerini hiç gözetmediğini ortaya koyuyor.

Bir başka rapor ise fotoğrafları paylaşılan çocukların yüzde 25’inin bu paylaşımlar sebebiyle utanç ve kaygı duyduğu vurguluyor.

Çocukları düşünmek

Fransa ve Almanya, ‘sharenting’ kaynaklı sorunlarla mücadele için somut adımlar atmış bulunuyor. Alman ve Fransız polisi, ebeveynleri çocukların fotoğraflarını paylaşmanın yaratabileceği tehlikelere karşı uyaran ve çocukların mahremiyetlerini korumanın önemine dikkat çeken Facebook paylaşımları yapıyor. Birleşik Krallık’ta ise bazı akademisyenler devletin çocukların dijital kimliklerinin korunması konusunda ebeveynleri eğitmesini önerirken, kimileri de devletin, ailelere çocuklarının bilgilerini nasıl ve ne zaman paylaşacaklarını söylemesinin, aile yaşamına müdahale olup olmayacağını tartışıyor.

Bu alanın, yasalarla düzenlenmesi güç bir alan olduğu açık ancak kişisel verilerin korunması gibi yasal düzenlemeler kısmi de olsa bu ihtiyaca cevap verebilir. Bu tip düzenlemeler kişilere, kendi verileri üzerinde kontrol ve onların rızaları dışında sosyal medyada yayılmalarını engelleme / yayılmış olanı da sildirme hakkı veriyor.

‘’Unutulma hakkı’’ ya da ‘’silme hakkı’’ gibi düzenlemeler de çocukken kontrol edilemeyen kişisel bilgi ve görsel paylaşımının yetişkinlik döneminde kontrolüne imkan tanıyor.

Öneri

Bebeğinizin ya da çocuğunuzun fotoğrafını paylaşırken -bunu anlayabileceği bir yaştaysa- rızasını almanız öneriliyor. Çocuklar o an paylaşılmasını onayladıkları bir fotoğraf ya da iletiden gelecekte rahatsızlık duyabilirler. Sonuç olarak paylaştığınızın sizin değil bir başkasının özeli olduğunu aklınızdan çıkarmamanız önem taşıyor. Zira sizin çok güldüğünüz bir video ya da fotoğraf, çocuğunuzun küçük düşürülmüş hissetmesine sebep olabilir ya da gelecekte profesyonel ve özel hayatını kötü etkileyebilir.

Kaynak: Futurism

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Gelişmekte Olan Ülkelerdeki Yaşamı Dönüştürme Potansiyeli Olan Ucuz Teknolojik Çözümler

30 Yıl Önce Ozon Tabakasını Onaracağımıza Söz Verdik ve İşe Yaradı